YAĞMUR DUASI

Mahmut Çepoğlu

Hangi çölden katlığını bilmediğimiz bir toz bulutunun üstümüze döküldüğü bir günde, kirliliğiyle bizi sıkıntıya koyarken, gelen yağmurla bir ferahlık doğdu içimizde. Birden gökyüzü açıldı. Yerden efil efil toprak kokusu yükselmeye başladı. Tozdan dumandan kurtulduk. Gazetelerin haberlerinde muhatap olduğumuz kadarıyla, köylülerin hepsinin gözleri yağmurdaydı. Çünkü daha bahar gelmeden kırlar sararmış hayvan beslemenin sıkıntısı başladığı yetmiyormuş gibi hasadın sonu iyi görünmüyordu.

Görüş mesafesini düşüren toz bulutu ender rastladığımız, çöllerden kopup yükselen bir doğa olayı. Bazen yağmurla bazen karla geldiğine tanık olmuşuz. Halk arasında “kırmızı kar yağdı, çamur yağdı” gibi sözlerle belirtilen toz bulutunun yağmurla, karla yeryüzüne inmesindendir.

Yağmur duası konusu geçince yıllar önceye daldım. Çocuk yaştaydım. Bize kuran dersi veren caminin imamı “hadi” demesiyle Eyyüp Peygamberin yolunu tuttuk. Günler öncesinden evimizde olduğu kadar, sokakta yaşlıların oluşturduğu topluluklar da hep kuraklık konuşuluyordu. Bazı yaşlılar, kıtlık senelerinde çektiklerini anlattıkları zaman sesleri çatallaşır, gözlerinin dolduğu görürdük.

Zaten şehirden akın akın gelen ahali Eyyüp Peygamberin çile çektiği makamın etrafındaki düzlükte toplanıyorlardı. Yağmur duasının önemini anlatmaya yeterdi. ılimiz bir tarım kentiydi. Sulama nedir, gübre nedir, bilmediğimiz bir dönemdi.

Eyyüp Peygamber makamının yanında insanlar saf tutuyorlardı. Buluntu Hoca lakabıyla maruf zatın dua sesleri yükseldikçe insanlar hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Erkeklerin sesine evlerinden çıkıp kalabalığı izleyen kadınların ağıtlı yakarışlarına katılıyordu. Gelip geçen çoğu sakallı insanlar etraftaki çocuklara, kimileri birkaç kuruş verirken, bazıları etrafta simit satan çocukların simitlerini toptan alıp herkese dağıtıyorlardı. Her yerde bir “sebil” sesi yükseliyordu. “Biz birimize rahmet etmiyoruz ki Allah bize rahmet yağdırsın” şeklinde sözler kulaktan dillere yayılıyordu. Hepsi o gün içindi…Siyah bulutlar gah gökyüzünde buluşuyor gah bir rüzgarla dağılıyorlardı.

Kocaman hoparlörden gürültülü dua ve tekbir sesleri yükseldikçe insanlar bir hal içine düşüyorlardı. Başta imam, arkasında cemaati, secdeye kapanıp daha bahar gelmeden kurumuş otların üstüne alınlarını koyup secdeye kapandılar. Gözyaşı, yakarış ve dua sesleri arasında…

Ne kadar kalındığını hatırlamıyorum. Gidip gelen bulutlar birden çarpışıp uzaklara düşen bir şimşekle bir rüzgar esti insanlar yağmur duasına gelirken beraberlerinde getirdikleri sergileri alelacele toplayıp ıslanmasın dulda yerlerden gittikleri gibi o seccadeleri başlarının üzerine atarak gidiyorlardı.

O bahar, yağmur duası ve efsane olay günlerce konuşuldu. Yağan yağmur yeterli değildi. Ekinler o yıl ve ondan sonra aralıklarla birkaç kuru yıl ve kıtlık yaşandı, ancak hiçte anlatıldığı üzere yaşanmış kıtlık senelerini görmedik. Anlatılanlar halen bir efsane gibi…

Yağmur duasından sonra herkes bildiği dilde tekerlemeler söylüyordu. Çocuklar el ele tutuşup;“yağ yağ yağmur / tarlada çamur / teknede hamur / ver Allah’ım ver bir yağmurla sel” deyip nakaratlar halinde tekrarladığımız o yakarış dolu sözler şimdi yok artık. Hafif bir yağmur yağdığında “yağmur yağıyor, seller akıyor, Arap kızı damdan bakıyor” deyip sevinç belirten sözler ve yağmur oyunları da unutuldu gitti. “Barane bıbar bıbar çucıka genime tehar/ sevika serehev har, baranı bıbar bıbar” (yağ yağ yağmur. Serçeler buğdaylarını yedi ? yetimler açlıktan birbirlerini yediler yağ yağ yağmur” O coşkuyu, o dilek ve temennileri bulmak hayli zor. Sonraları yağmur bombalarının fayda ve zararları konuşulurken, teknik devreye girdi, sondaj kuyuları derken, Güneydoğu Anadolu projesi kısmen de olsa halkın imdadına yetişti.

şimdi hava tahmin raporlarını izleyerek yaşantımıza yön veriyoruz. Artık haberler kadar meteorolojide olup bitenleri dakikası dakikasına izliyoruz. Televizyonlarda verilen hava tahmin raporları günlük yaşantıdaki haberler kadar dikkatimizi çekiyor. Günlük işlerimize onunla yön veriyoruz.…

Havaya, suya, toprağa cemreler düştü…şimdiden konuşulmaya başlanan baharın başlangıcı 21 Mart Newroz yaklaşırken nice mutlu baharlar güzel bayramlar dileğiyle, diyorum..…