
Ömer Elçi
19 Ocak 2012
İki insan, iki farklı yaşam olgusu ve düşünümdür.
Çoğaldıkça insan çoğalır benzeş zıt düşünümler ve oluşumlar.
Binlerce yıllarda insanların benzeş düşünüm ve davranışlara yönelmesine çaba harcamışlar süreçlerde kitleleri bir araya getirseler de ayrışmalar hep olmuştur…
İnsanoğlu bir yönüyle düşler sokağında yürümekten hoşlanır. Düşler sokağına bilerek girenlerle, düşler sokağına yönlendirilenler sesliliğin sessizliğinde yaşamı öylesine yaşarlar. Mutluluklar oluşturulan rüzgara uçurtma, mutsuzluklar şemsiye…
*
Şanlıurfa’nın sorunlarının kısa süreçte, ekonomik ve akılcı çözümü yerel basının oluşumlara birlikte yaklaşımı veya ayrışımıyla orantılıdır değerlendirmesini yerel basındaki haberciler, köşe yazısı yazanlar dikkate alır mı?
Urfa’da yerel medyanın 3 farklı oluşumda ve buna bağlı hiçbir oluşuma bağlı olmayan 4.bireylerle oluşumları irdelemesi düşler sokağı yönlendiricilerinin de; düşler sokağına yürüyenlerin de hoşuna gitmiştir ve bundan sonra da gidecektir.
Çok seslilik gelişim ve değişime katkıdır ancak çok seslilik bir şehrin ortak sorunlarının çözümünde birliktelikle taçlandırılırsa olan ve olası çözümler çoğunluğun lehine çok daha kısa süreçte çözüme kavuşur.
Eğitimde, sağlıkta, tarımda, turizmde, trafikte, elektrikte yaşamın her alanındaki sorunlarının Urfa medyasının kendini siyasallıktan, aşiretçilikten, çıkarlardan kendini soyutlamamasıyla yaklaşımına kazan kaldıracaklar tavanın dibinin kara olduğunu bilenlerdir…
Cemiyet, birlik, dernek 3 oluşum; 3 oluşumda Urfa’nın sorunlarını en iyi bilenler…
Dünya genelindeki siyasiler gibi birinin ak dediğine diğerinin kara bir diğerinin gri yaklaşımı nedeniyle Urfa bir ileri iki geri ve düşler sokağı kalabalıklaşmakta…
3 ayda, 6 ayda veya yılda bir 3 oluşum gazetelerde, internette köşe yazısı yazanları; haber yapanları bir çatı altında bir araya getirse, Urfa’nın gündeki ve gelecekteki sorunlarının yol haritasını çıkarsa; tüm gazeteler çözümlenmesi dilenen sorunu günlerce, haftalarca manşetlerine taşısa…
Hükümetler, siyasiler, kurum amirleri vs gelip geçici ama halk kalıcıdır. Hakkın emrettiği, halkın hak ettiği yönde çaba göstermeyenler, benliğine mahkumlaşanları hak ta, halkta yad etmez…
Koltuklar, menfaatler hoştur ama Urfa’nın sorunlarını tarafsızca gündeme taşımayanlardan halk nahoştur…
Basında hiçbir derneğe, cemiyete, birliğe üye olmadım. Daracık penceremde hep Urfa oldu .”Şirin Urfam için ben ölüm” diye avaz avaz bağırmadım. ”Ben yazdım, ben dedim de oldu” da demedim.
Köşemi ağır ağabeyliğe, sivil toplum kuruluşu üyeliğine, düşler sokağı yönlendiricilerinin tirşik ikramlarına basamak oluşturmadım. Düşler sokağının insanlarıyla bir yudum çayı, bir nefes sigarayı, yarım sohbeti daracık pencerelerimizden paylaşmak yaşama tebessümüm oldu…
*
Haleplibahçede yapılması gereken müzeleri, Abide kavşağını, “Devlet Güzel Sanatlar Galerisi”nin kapatılmasını 3 gaze-teci oluşumu, tüm köşe yazarları; sivil toplum kuruluşları siyasallıktan, aşiretçilikten arınarak haftalarca gündeme taşıyabilir mi?
Urfa hepimizin, Urfa çocuklarımızın ve bizler koltuklar, plaketler, menfaatler uğruna sorunları tarafsızca, yüreklice dile getirmedikçe tavanın dibi karardıkça kararır o karalıkta yüreklerimizden yüzlerimize de bulaşır…
Urfa sorunlarına şu anki 3 oluşumun sorumluluğu asli sorumluluktur.