Sinemalarda gösterimde olan 300 Ispartalı filmi; Yunan şehir devletleri ile Persler arasındaki mücadelenin bir kesitini anlatmaktadır.

Fazlaca silikon tadı veren filmde bugünkü ıranlıların ataları sayılan Persler, en olumsuz şekilde görüntülenmektedir.

Nükleer teknolojiye sahip olmaya çalışan, kahredici ABD gücü karşısında diz çökmeyen ıran’a karşı zamanlama açısından filmin yapılması son derece anlamlıdır. Persleri acımasız, vahşi görüntülerle seyirciye sunan filmden sonra izleyenlerin beyninde filmi çevirenlerin istedikleri yönde bir etkinin kalması doğaldır.

Bilgisayar teknolojisinin yarattığı grafikler ve efektler; izleyiciyi de filmin içine alan bir etki yaratmıştır. Ülkelerini haklı olarak savunan sempatik ve olağanüstü vücutlu Yunanlılara karşı, aciz ve hemencecik devrilen Pers askerleri…

ıran’da Med’leri yıkıp gelişen Pers Uygarlığı kendi coğrafyasını da aşarak Mezopotamya, Babil, Suriye, Mısır’ı ele geçirip Batı Anadolu’daki Lidyalıları da yıkıp , dev bir imparatorluğa dönüştü. Yüzlerce etnik topluluğu ve çok sayıda devleti içine alan bu yapı otoriteyi sağlamak için dünyada ilk kez eyalet sistemi (Satraplık) ile yönetilmeye başlandı.

Büyüyen imparatorluğun parasal kaynaklara da ihtiyacı artmıştır. Bu nedenle daha da büyümelidirler. Karadeniz’in kuzeyinde yaşayan göçebe ve talancı ıskit topraklarına yapılan seferler pek olumlu sonuç vermez Persler için.

Batı Anadolu Kıyılarında ticaretle zenginleşmiş ıyon şehir Devletlerini yağmalayan, Milet Halkını Dicle nehri kıyılarına süren Persler, Yunanistan’daki şehir devletlerine (Polislere) göz dikerler.

Persler, ile Yunanlılar arasındaki ilk savaş Maraton da yapıldı. Ve Perslerin yenilgisiyle sonuçlandı MÖ 490). Zafer haberinin Atina’ya ulaşması (42 km uzaklık) olimpiyat oyunlarında maraton koşusunun yapılmasına nedendir. Isparta’lılar bazı batıl inançlar yüzünden bu savaşa katılmaktan kaçınmışlardır.

Pers’lere karşı kazanılan bu zafer; Yunan şehirleri arasında Atina ve Isparta’nın önderliğinde birliğin doğmasını sağlar. Pers’lere karşı hazırlıklar sürdürülür.

MÖ 480 ‘de Pers kralı Kserkes, büyük bir orduyla, boğazdan Fenike gemilerinin yan yana dizilmesinden oluşan ilk boğaz köprüsünden geçerek Yunanistan’a doğru ilerler. Bir milyona yakın olduğu söylenen bu en kalabalık kara ordusu konakladığı gölleri, ırmakları bile kuruturmuş.

Termopil Geçidi’ni tutan Leonidas, 300 seçme askeri ile Persleri durdurur. Bir Yunanlının gizli yolu göstermesiyle arkadan saldıran Pers’lere karşı Isparta geleneklerine uygun olarak Kral Leonidas ve 300 askeri savaşarak ölürler. Persler Mora Yarımadası dışında Atina ve Yunan şehirlerini istila ederler. Donanmada üstün olan Yunanlılar deniz savaşlarında Pers donanmalarını yok ederler. Persler Atina’da tutunamayacaklarını anlayınca kuzeye çekilirler.

Savaşlar sonrasında sosyo-ekonomik yönden toparlanmaya çalışan Atina şehir devleti kurduğu birlikle üstünlüğünü sağlayıp, güçlenen orta sınıfla demokratikleşme sürecine girer.

Oligarşik (soyluların yönettiği) bir krallık olan Isparta katı disiplin, askeri sistem ve bazı sosyal sebeplerle demokratikleşme sürecine geçemeyince şehir krallığı olarak kaldı.

Güçlü bir Isparta yaratmak için fiziki yapıları uygun olmayan erkek çocukların öldürüldüğü ve en kötü koşullarda dayanıklılıklarının sınandığı Isparta, Mö 430- 404 lü yıllarda Perslerden aldığı parasal destekle Yunanistan’da üstünlük sağlamak için Atina’nın oluşturduğu birliğe karşı Palepones savaşlarını başlattı. Güçlü bir kara ordusu savaşlarda başarılı olmasını sağladıysa da Bir şehir ve beş köyden oluşan Isparta’da nüfus 3000’lere kadar düştüğü için Yunanistan’da egemenlik kuramadı.

ıç savaşların getirdiği çöküntü demokratikleşme sürecini de olumsuz yönde etkileyecek bu durum Makedonya’da Büyük ıskender’in Yunan birliğini kurup Persler’i önce Yunanistan’dan sonra Anadolu’dan atmasına kadar sürecektir.

Persler’e karşı Leonidas’ın 300 askeri ile Termopil Geçitlerinde verdiği mücadele Yunanistan’da yaşayanlarda, ulus olma bilincinin, aynı coğrafyayı ve kültürü paylaştıkları fikrinin doğmasını sağlayacaktır.

I.Dünya Savaşı’nda Çanakkale geçidinde, kahredici güce sahip ıtilaf devletlerine karşı Türk halkının verdiği mücadele, Mustafa Kemal gibi bir liderin, özgüvenin ve ulus olma bilincinin doğmasını sağlamıştır. Kurtuluş Savaşı mücadelesi de bu duygular ve güven üzerine kazanılacaktır.

Kurtuluş Savaşı’nda Sakarya nehri vadilerinde, Anadolu’yu işgale kalkışan Batı’nın desteklediği Yunanlılara karşı verilen mücadelede Leonidas ve 300 askerinin Persler’e karşı verdiği mücadelenin bir benzeridir.

Bu muharebelerde, Mustafa Kemal “ Hattı müdafaa yoktur; sathı müdafaa vardır, bu satıh bütün vatandır” sözüyle mücadelenin ölümüne yapılmasını istemiştir. Çünkü başka bir yurt yoktur. Ancak esaret vardır. Boğaz boğaza günlerce devam eden Sakarya Savaşı’nda galibiyetle çıkan Türk ulusu yeni devletini de bu ulusal bilinç üzerine kurmuştur.

Ulusal bir mücadele sonucu doğan milli birlik; ulus devlet, millet egemenliğini gerçekleştirirken, TBMM’nin açılması ile demokratikleşme sürecine giren Türk Halkı. Ne kadar büyük benzerlikler.

Sanki tarih tekerrürden ibaret. Tabi ders alabilenler için…

Düzeltme: Geçen haftaki Erguvan ağaçları ve 11 nisan adlı Yazımda, Halide Nusret Zorlutuna, yanlışlıkla Nusret Bey’in eşi olarak ifade edilmişti; gerçekte eşi Binbaşı Aziz Vecihi Bey’dir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.