Tarihsel olayların anlatımında ve tiyatrolarda,  iyi başlayıp acıklı biten yazın türüdür trajedi (Ağlatı) Trajik ise; çok acıklı yürekler acısı, feci anlamına gelmektedir.

Trafik sözcüğüyle uyaklı olması sanki bir tesadüf değil , bizim ülkemizde.  ‘’J” harfi farkı ile  ne garip!

Ve toplumumuzda herkesin bir trafik serüveni var. Çoğunlukla acı sonlarla biten, istisnasız desek belki de yeri…

Trafikte yaya olmak durumundan geçilirken arabalarla aktif duruma, öyle ya! Pek sevinerek aldığımız araçlarla, dalarız  yollara..

ıç ve dış donanımını aksesuarlarla allayıp pullayıp, deki at ve süslü eğeri ve koşum takımları, gemini yakaladığımız kısrağı, bozkırlarda özgürce dörtnala sürüşümüze benziyor arabaya binişimiz, trafiğe çıkışımız…

Kurallar bize değil de yolumuza çıkıp kendini sakınması gerekenlere. Savulun! Kral çıplak geliyor…

Kabahat hep kazaya uğrayıp ölendeymiş gibi bugün bana yarın sana, sakat kalan bir organımız veya kurban olan bedenimiz.  Bedeli bu sanki bunca kural tanımaz, özgürlüğün.  

Trafikteki araçlı serüvenim; yıllar önce gıpta ile bakıp alamadığım, uzun yıllar hayaliyle yaşadığım, eski  model hasarlı aracı, dost bilip dost olmayan birinden alınca başladı. Yürümesi için  bir hayli masraf yapmıştım.  Her görenin modelini ve fiyatını sorduktan sonra acıyarak bakışını, bir bataklığa saplandığımı geç anlamışım.  Olsun araç benimdi ya! Aldığımın yarısı kadar masraf yapmış olsam da eski 1976 model taksi…

Frene basışımdan 50 metre sonra durabilen kapıları ve camları kas gücüyle çalışan  ve çoğu zaman açılmayan, ama benim bir aracım vardı…

Çoğu zaman bahçede dururdu. Kanıksamadığım bir yaşam tarzıydı arabalı olmak.  Zamanla ben ona, o bana ısındı. Acemiliğimin geçişi ile de güven gelmişti.  Çocuklara biraz da havayla, sizleri gezdireyim mi ? Kıra gidelim mi?  derken pek mutluyduk ailecek.

Trafik terörüne rastlamamak için çok nitelikli olmayan yolun en sağ şeridini tutup, ayak gaz pedalında ve debriyajda kontrollü , yanımdan hızla geçen araçların rüzgarından  korkarak hızımı düşürüp daha sağa çekilmek en iyisi şimdilik.

Her bindiğimde kurallar buyuruyor diye  emniyet kemerini takmak iyi vatandaş olmanın gereği gibi, düşünüp  çevreme örnek olayım derken:

Bir yaz günü aşırı sıcaklarda buram buram terlerken  taktığım emniyet kemerini, kavşakta beklerken gören okul servisindeki öğrencilerden biri “ Aa aptal adama bak emniyet kemerini takmış şehir içinde bu sıcakta” derken duymazlıktan gelip yan gözle süzerken onları bir başkası “ muhakkak büyük bir ceza yemiştir de ondan takıyor  kemerini” deyip laf yetiştirmekteydi arkadaşına. Oysa trafik diye özel bir ders vardı okullarda.  Gördükleri çook önemli derslerin yanında,  iş olsun diye amacına inanılmadan anlatılan.  Derslerin önem sıralamasında  en sonda gelen, ama değerli hayatımızı alıp götüren, en acıklı anları yaşamamıza neden, ülkemizin en önemli sorunlarından biri TRAFıK – TRAJıK.

Freni iyi tutmadığı için gem almayan ata benzeyen aracımla bir taksiye yandan çarpışım trafikteki ilk hatam. Fazla hızlı olmayan çarpışmanın bedeli de fazla olmadı biraz da tanıdıklığın hatırına. Uzunca süre, trafikte daha dikkatli,heyecanla titrerken gaz pedalındaki ayağım. Bundan sonraki trafik serüvenimde hep çarpılan zarar gören oldum ne kadar kurallara uyup dikkatli olsam da .

Toplumsal bilinç, anlayış sorunu trafik . teknik ve yol kaynaklı kazaların yanında, sürücü hatalı genellikle. Kurallara  uymayla ilgili “ herkesin uyanabileceği yerde” kıssaca.

Can alan Azrail’in yanında toplum olarak trafikte yeni bir can alıcı yarattık canavar gibi. Ülkemizde sonuçları, trajik ve yaslı.

Birilerini hergün aramızdan göğe çekerken; onlarca insanın öldüğü trafik kazaları, gazetelerde ve yayın araçlarında ancak haber olurken, bir iki ölümün haber değeri yok bile. Sanki gidenler  can değilmiş gibi. Ateş düştüğü yeri yakarken.

Türkiye’nin trafikte günlük en yüksek kaza istatistik rakamlarının her yıl 11 gün öne kaymasının nedeni ne ki?  

ıntihar oranlarının yüksek olduğu ülkelerde  Türkiye’ye gelen turist sayısının fazlalığı bu ihtiyaçlarına çözüm bulmak için mi acaba?

Ölüler Diyarının Hakimi  Hades, Zeus’tan ‘’TR’’ plakalı cesetlere  yeni yerler ayrılması için istekte bulunmuş. .

Yaramazlık yapan çok sayıdaki çocuklarına kızıp; onlardan kurtulmak isteyen annenin kestirme bedduaları:

          ınşallah tekerlere gelesen!

          Teker altında kalasan!

          Kamyon apara seni!

       

      Deli dumrul’a sormuşlar; “niye köprü üzerinde durup geçenlerden 40 akçe almıyorsun?  Deliysek de o kadar da değil. Türkiye’deki bu trafik de Allah korusun…

 

Kazasız, belasız, ağlatılı olmayan, trafik dilerim bütün gönlümle herkese…

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.