Kendi dinlerine dahi yeterince saygı göstermesini bilmeyen bazı Avrupa ülkelerinde yayınlanan ve ıslâm’ı küçültme gayesi güden, Peygamberimize hedeflenen karikatürler ıslâm Ülkelerinde ve tabii olarak Türkiye’de üzüntü verici oldu, protesto edildi.

Kendini “Barış havarisi” olarak gösteren, fakat barışın ve huzurun yok olması için elinden gelen herşeyi yapan bu Ülkeler; “Basın hürriyeti” adı altında başka Ülkelerin canını sıkmak, maddi ve manevi varlıklarına kast’etmek için ne lâzımsa yaparlar. Bu duygu onların gen’lerine yerleşmiştir. Daha yüzlerce asır geçse de değişmez bir haçlı zihniyetidir.

Peki; dışımızdaki dünya ahvali bu iken bize ne oluyor? Devletimizin kurduğu ımam Hatip okullarını neredeyse sıfıra indirgedik.. Diğer bazı Meslek Liseleri ile birlikte Üniversiteyi kazanmamaları için puan katliamı haraketimiz devam ediyor. Öğrenciler bu okulları seçmesin diye uyguladığımız taktikler başarılı(!) oldu. Okullar, sınıflar iyice tenhalaştı. Bari kapatalım(!) da ihtiyaç hissedilen normal Listelerimizin sayıları artsın. Belki böylece daha yararlı(!) bir eğitim sağlanır.

Dünya ve ahiret hayatı boyunca insana lâzım olan din, devlet ve bazı vatandaşlarca öylesine yabancı görülüyor ki; insan hayret etmekten ve üzüntüye kapılmaktan kendini alamıyor.

Bazı devlet büyüklerince, hiç ortada bir olay ve alâmet yok iken “irtica” tehlikesinden bahs’edilmesi ve bunun “terör” den de tehlikeli(!) olarak gösterilmesi ne derecede gerçektir acaba? Bugüne kadar irtica’dan kimin canı yandı ve terörden kaç insan öldü ve nice analar, eşler, bacılar ağladı? ınsaf ile düşünüp beyan eylesek güzel bir düşünce olmaz mı?

Devletin din’le ilgili tutumu böyle olunca “dinine pamuk ipliği ile bağlı” bazı vatandaşlarımız da “kopmak” için en lâzımsa yapıyorlar. ışte size çocuğu “ılköğretim” de okuyan bir babanın yaptıkları.

ılkokul 4.sınıfta okuyan çocuğun babası oğlunun din derslerini okumaması için ıdari mahkemeye geçen yıl (2005) dâvâ açıyor ve mahkemeden “Zorunlu tutulamaz” kararı çıkıyor.

Çocuk babasının baskısı ve mahkeme kararı gereğince bu sene “Din dersi”ne girmiyor. Diğer çocukların takip ettiği “Bu dersin programında neler var?” diye merak ettik ve gördük ki; “Dinin ve ahlâkın önemi ve gerekliliği, temiz, sağlıklı ve dürüst olmak, çevreyi koruma, sorumlu varlık olma, ailenin önemi, anneye-babaya ve büyüklere saygı, sevme ve sevilme ihtiyacı, sevinç ve üzüntüleri paylaşma, Peygamberimizin (s.a.v.) hayatından erdemli davranış örnekleri..”

ışte müfredat, işte bir babanın çocuğunun öğrenmemesini istediği bilgiler.. Nasıl yanmazsınız bu çocuğa? ıleride, bugün babasının bir bakıma harcadığı bu çocuk bir kötü adam; cani, eşkiya, vatan haini olursa kim kayb’eder? Tabii ki, hem ailesi, hem de bütün vatan ve millet.. Öyleyse ters düşüncede olan bu tip babalar ikna edilip herşeyin gereği ne ise, Memleketin menfaati neyi gerektiriyorsa o yapılmalı ve gerçek kurtuluşların reçeteleri elden bırakılmamalıdır.

Tabii herşeyden evvel, önderlik vasfı taşıyan devletliler doğru yolu bulmuş olmalılar ki, yurttaşların bulması da kolaylaşmış olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir