Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletine ulusal ve uluslar arası düzeyde üstün hizmetlerde bulunanlara, Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlayanlara, halkın refahı, eğitimi, mutluluğu ve sosyal gelişimi için yararlı hizmetlerde bulunanlara TBMM Başkanlığı tarafından verilmekte olan “TBMM Üstün Hizmet Ödülü” bu yıl sahiplerini buldu.

TBMM Üstün Hizmet Ödülü’ne aday gösterilecek kurum ya da kişiler, vali, kaymakam veya belediye başkanının teklifi ve ıl Genel Meclisi’nin kararı ile belirlenerek TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu’na bildirilmektedir. TBMM Başkanı ve milletvekilleri de bu ödüle yazılı olarak aday gösterilebileceği gibi, kişiler de bizzat adaylık başvurusunda bulunabilmektedir.

TBMM Kültür Sanat ve Yayın Kurulu tarafından belirlenen ödül alacaklar listesi, TBMM Başkanlık Divanı tarafından değerlendirilip onandıktan sonra, adaylar TBMM Üstün Hizmet Ödülü’nü almaya hak kazanmaktadır.

Bu yıl, Güler Sabancı, Oral Baytok, Recai Gizer, Mehmet Erdemoğlu, Ömer Duruk, Zehra-Emine Kadıköylüoğlu, Cemil Özgür, Ahmet Eren, ızzet Baysal Vakfı, ıbrahim Bodur, Hacı Ali Akın, Abdülkadir Konukoğlu, Mehmet Tekerlek, Süheyla Tahanoğlu, Prof.Dr.Sabahattin Zaim, şakir Eczacıbaşı, Salih ışgören, MADO (Kahramanmaraş Yaşar Dondurma ve Gıda Maddeleri Aş.), Hacı Boydak, Refik Altaş, Neşet Ertaş, Ahmet Çalık, Prof.Dr.Metin Sözen, Zeynel Abidin Erdem, Kâzım Yılmaz ve şevki Yardımcı’nın TBMM Üstün Hizmet Ödülü’ne layık görüldükleri açıklandı ve ödüller 2 Mayıs 2006 günü Meclis’te düzenlenen törenle sahiplerine takdim edildi.

Hepsinin kendi iline, kendi insanına, dolaysıyla Türkiye’ye büyük katkıları olan bu kurum ve kişiler, TBMM Başkanı Bülent Arınç tarafından “elleri öpülecek insanlar” olarak değerlendirilmiştir.

Ben bu yazımda ödül alanlar içersinde yer alan Prof.Dr.Metin Sözen ile ilgili bildiklerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

ıstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü mezunu olan Metin Sözen, ben 1970 yılında bu bölüme kaydolduğumda ıstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’ne geçmiş bulunuyordu. Onun 1971 yılında yayınladığı “Anadolu Kentleri” adlı yapıtı, defalarca okuduğum bir başucu kitabı idi benim için. Çünkü kitabın içersinde tanıtılan kentlerden biri de Urfa idi. O yıllarda Urfa ile ilgili kitaplar o kadar azdı ki, Metin Sözen’in “Anadolu Kentleri” kitabında anlattığı “Urfa” ile ilgili bilgilerin satır satır altını çizmiştim.

Daha sonra onun “Diyarbakır’da Türk Mimarisi” kitabını satır satır okumuş, bu kitapta da Urfa ile ilgili bilgilerden yararlanmıştım. Aynı yıllarda yayınladığı “Anadolu Medreseleri” adlı iki ciltlik eserinde yer verdiği Urfa Eyyubi Medresesi ile ilgili bilgiler bir sanat tarihçisi olarak o yıllarda benim için bir hazine değeri taşımıştı.

Uzun yıllar TBMM Başkanlığı Kültür ve Sanat Danışmanlığı yapan Metin Sözen Hoca’nın öncülüğünü ederek kurduğu “ÇEKÜL/Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma Vakfı” ve “Tarihi Kentler Birliği” Türkiye’deki doğal, tarihsel ve kültürel mirasın korunması, değerlendirilmesi, tanıtılması amacıyla çok önemli adımlar atmıştır. Tarihi Kentler Birliği 2003 yılında almış olduğu bir kararla, kültürel mirasın korunmasında emeği geçenlere her yıl “Tarihi Kentler Birliği Metin Sözen Koruma Büyük Ödülü” vermektedir.

Metin Hoca yüreğini milyonlarca parçaya ayırmış, her parçasına Türkiye’nin kültür ve tabiat varlıklarının her birini özenle yerleştirmiştir. Anadolu’da gezmediği, basmadığı yer kalmamıştır desem hiç de abartılı olmaz. O, kültürel mirasın sivil örgütler ve kentlerin asıl sahipleri tarafından korunacağına inandığından, her şehirde, her kasabada, her köyde yüreği bu iş çarpan gönüllü insanları bularak ülkemizin kimliği olan kültürel miras değerlerini asıl sahiplerine emanet etmiştir. Gece’nin bir saatinde çalan telefonunuzda size Millet Hanı’nı, Mahmut Nedim Konağı’nı, Yorgancı Sokağı’nı sorar. ılerlemiş yaşına, bel fıtığı ameliyatından henüz kalkmış olmasına bakmadan kalkıp şehrinize, kasabanıza, köyünüze gelerek kültürel mirasın korunması, kurtarılması yolundaki görüş ve önerilerini vali, belediye başkanı, muhtar, sivil örgüt temsilcileri ve gönüllülere anlatır.

Türkiye’deki kültür ve tabiat varlıklarımızın sorunları, onun engin hafızasında bıkmadan, usanmadan, yorulmadan takip edilmesi ve çözümlenmesi gereken konulardır.

Çok sayıda bilimsel makalesi yayınlanan, radyo-tv programları ve belgesel filmler hazırlayan, otuzdan fazla kitabı bulunan, ulusal-uluslar arası birçok kuruluşun üyesi olan ve sayısız ödüle layık görülen Metin Sözen hoca için söylenecekler kitapları doldurur. Ersin Kalkan’ın 2004 yılında onunla yaptığı söyleşide yazdıkları sanırım bu büyük bilim adamını anlatmaya yetecektir.

şöyle diyor Ersin Kalkan: “Metin Sözen tam bir çağdaş zamanlar dervişi. Anadolu ve Trakya kazan, o kepçe, yıllardır dolaşıp duruyor. şehirleşme, kent bilinci, kültürel ve doğal varlıklarımız üzerine insanımızı bilinçlendirmek için ömrünü yollarda geçiriyor. Gittiği yerleri miting alanına çeviriyor. Kasabaların, köylerin, şehirlerin girişinde konvoylarla karşılanıyor. ınsanlar sözlerini dinliyor. Valiler, belediye başkanları, kaymakamlar, muhtarlar, sivil toplum örgütü temsilcileri, gönüllüler, kadınlar, erkekler o ne derse kulak kesiliyor.”

“Türkiye’de elini değdirdiği her yerde zaman ve mekân değişiyor. O nesli tükenmiş hayvanların, dünyada bir eşi daha olmayan endemik çiçeklerin, boynu bükük tarihi eserlerin, dünya güzeli küçük kasabaların, ören yerlerinin, işsiz güçsüz kalmış yeteneklerini ve kıymetlerini değerlendirmenin yolunu bilemeyen Anadolu insanının babası”.

Evet, TBMM Başkanı sayın Bülent Arınç’ın deyimi ile “elleri öpülecek insanlar” arasında yerini alan Metin Hoca, gerçek bir bilim adamı, gönül dostu, yurtsever ve aydın insan kimliği ile Türkiye’nin çağdaşlaşmasına, aydınlanmasına katkı sağlayan bir ışıktır.

Yaşamı boyunca tüm çalışmalarında kendisine destek veren, gittiği her yerde yanında olan sevgili eşi Betül Sözen hanımefendi ile birlikte nice sağlıklı ve mutlu yıllar geçirmelerini diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.