
Cüneyt Gökçe
8 Temmuz 2010
Sözlük anlamına bakıldığında tatil “önemli işlere ara vermek” ve “iptal etmek, kesmek” manalar ifade ettiğini görürüz. Ancak, gerçekten:
Tatil, işleri tamamen askıya almak mıdır?
Tatil, faydalı işlere ara vermek midir?
Tatil, zamanı katletmek midir?
Tatil, öğrenilenleri unutmak mıdır?
Tatil, faydasız ve boş işlerle uğraşmak mıdır?
Tatil, bütün çeşitleriyle tembellik yapmak mıdır?
Tatil, önemli bir pedagojik bütünüyle kesmek midir?
Tatil, okumaktan ve yazmaktan bütünüyle uzaklaşmak mıdır?
Tatil, ehemmiyetli bir zaman dilimini hiç değerlendirmemek midir?
Tatil, bilinçsizce bir heva ve hevese kapılmak mıdır?
Tatil, taklitçilik girdabında boğulmak mıdır?
Eğer bu ve benzeri sorulara cevabımız “hayır!” ise şu halde “tatil” denilen malum zaman dilimi için bir hazırlığımız olmalıdır. Mutlaka bir planlama içerisinde bulunmamız gerekir.
Elbette ki, bir hava değişimine ve faydalı geçirilen bir dinlenmeye ihtiyacımız vardır. Ancak bu, bütün zamanı “ölü” geçirme anlamına gelmez.
En azından, eğitim sürecinden bütünüyle uzaklaşmamızın doğru olmadığını unutmayalım.
Yoğun meşgalelerimiz arasında okumak isteyip de gerçekleştiremediğimiz kitap listemiz olabilir.
Ziyaret edemediğimiz akraba ve taallukata karşı sıla-i rahim görevi icra edilebilir.
Konu değiştirerek dinlenme faaliyeti gerçekleştirilebilir.
Zayıf olan Kur’an okumalarımız için bir yoğun program yapılabilir.
Çoluk-çocuğa daha fazla vakit ayrılabilir.
Yoğun dönemin planlaması yapılabilir.
Hayal dünyamızda biriktiğimiz ancak fırsat bulamadığımız bazı el becerileri gerçekleştirilebilir.
Güzel ülkemizin farklı yörelerine imkanlar ölçüsünde “bilinçli-eğitici” seyahatler düzenlenebilir.
Kâinat kitabını okuma ve etrafımızı görebilme denemeleri yapılabilir.
Kabiliyetlerimiz keşfedilebilir.
Çocuklarımızın eğilim ve becerileri tespit edilebilir.
İmkânlar ölçüsünde komşu ya da uzak ülkeler ziyaret edilerek bilgi sahibi olunabileceği gibi bazı peşin hükümlerden kurtulmak mümkün olabilir.
Demek ki tatil ölü vakit değildir; ne dersiniz?