Zorunlu ve ön şart olarak ileri sürülen başlık parasının çok vahim sonuçlar doğurduğu bilinen bir gerçektir. Bu sonuçlardan bir kısmını şöylece sıralayabiliriz:
a)Başlık parası bulamayan pek çok gencin istenen meblağı temin etmek için gurbet ellerine düştüğü gözlenen gerçeklerdendir. Gerçi, evlenecek adayların ekonomik problemlerini aşmaları; en azından bu hususu düşünüp hallettikten sonra evlenmeye karar vermeleri şarttır. Ancak, bizim üzerinde durduğumuz nokta, “başlık parası” adı altında dayatılan ek külfetin çirkinliğidir. Gurbet ellerine düşen genç, eve döndüğünde farklı bir takım sonuçlarlarla karşılaşabilmekte; sıla hasreti ve ayrılığı beraber yaşayabilmektedir.
b)Başlık parası verilerek evlenilen bir kıza “ekonomik bir mal” gözüyle bakılmakta, kimlik ve şahsiyeti ayaklar altına alınmaktadır. Bu yüzden “başlık parası” denilen bu ucube geleneğin, insani açıdan da sakıncalı olduğunu ifade etmek istiyoruz; öyle ya, çok değerli bir varlık olan insan, bir eşya mıdır ki, bedeli biçilsin, rayici konsun ve satılsın. Evet, insan çok saygın ve kıymetli bir varlık olduğu için onu para ve madde ile değerlendirip ölçmek ve fiyat belirlemek ona yapılabilecek en büyük hakarettir.
c)Başlık parasıyla evlendirilen kızlar bedellerini aldıklarını varsaydıkları- ailelerine daha sıkı bağlanmakta; onları daha çok ön planda tutmakta ve deyim yerindeyse- her problemlerinde onlara başvurmayı düşünmektedir. Hatta hastalandıkları zaman bile kocasından ziyade- ailesinin kendisini tedavi edeceğini düşünmektedir. Bu durumda, koca eviyle kaynaşması ve bütünleşmesi son derece zorlaşır.
d)Koca tarafı ile kendi ailesi arasında bir ihtilaf söz konusu olduğunda ailesini tutmak zorunda kalmakta; bazen küsüp ailesine gitmesi söz konusu olmakta; hatta ufak çocuklarından ayrı kalabilmektedir. Bu durumlara istemeyerek de olsa katlanmak zorunda kalan kadın koca evine tekrar döndüğünde yine soğuk karşılanmakta ve deyim yerindeyse- iki arada bir derede kalmaktadır. ışin garip tarafı bu yönde tercih kullanmaması durumunda; yani, kavga ve niza durumunda baba tarafını tutmaması halinde ayıplanmakta ve kınanmaktadır.
Bu durumu dramatize etmek için; bir örnek sunmak istiyorum:
Kocası ile ailesinin ihtilafında küsüp baba evine giden ve küçük çocuğunu evde bırakan kadın, çeşmeden su almaya giderken komşular tarafından gezdirilen ve çeşmenin başına getirilen yavrusuna uzaktan uzağa bakmakla yetinmek zorunda kalır. ıçi parçalanan kadın, elindeki elmayı yavrusuna doğru yuvarlar; ancak uzaktan bunu fark eden ağabeyinin şiddetli tenkit, ayıplama ve tehdidiyle karşılaşır.
e)Başlık parasının doğurduğu bir başka sonuç da, denkleştirilemeyen başlık parası yerine kızların karşılıklı takas yoluna gidilmesi olayıdır. “Berdel” denilen bu uygulamanın doğurduğu vahim sonuçlar ise başlı başına bir araştırma ve inceleme konusudur.
Berdel yoluyla zincirleme bağlantı meydana getirilmekte ve bir noktadaki bir arıza her tarafa sirayet etmektedir. Örneğin, gençlerden birisinin eşine haksızlık yapması mesela dövmesi, üzerine kuma getirmesi- durumunda, diğer genç çok mutlu bir hayat sürdürmekteyken ailesinin baskısına uğramakta ve karşı tarafın kızına yani eşine- ayni haksızlığı yapması istenmektedir. ıstemeyerek ve kerhen ikinci kez evlendirilebilmekte ve hanımına haksızlık yapması sağlanabilmektedir. Bu gibi durumlarda başkasının hatası ötekisine yüklenebilmektedir. Oysa ilahi ifadeyle: “Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez” [Enam (6), 164].
Özetle ifade etmek gerekirse, kız tarafının, özellikle babaların ve veli konumunda bulunanların bu hususa çok dikkat etmeleri ve çocuklarını hakir duruma düşürmemeleri gerekir. Hatta, bırakın başlık parası almayı; bu hayırlı teşebbüs uğruna yapılacak masraf ve harcamalara herkesin imkanı ölçüsünde ve örf-adete uygun bir biçimde katkıda bulunması gerekir.
Deyim yerindeyse, evlenecek adayların tarafları veya ilgilileri bir araya gelir. Bu güzel girişimin gerçekleşmesi için neler yapılması gerektiği konuşulur. Kimin ne yapacağı kararlaştırılır. Herkes üzerine düşeni yapar ve karşılıklı iyi niyet ve fedakârlıkla bu hayırlı teşebbüs sonuçlandırılır. Yoksa “şu kadar para vermezsen kızımı vermem” deyip başlık parası talebinde bulunmak haramdır, günahtır.
Sonuç olarak diyoruz ki, başlık parası bir insanlık ayıbıdır. Başlık bir cehaletin eseridir. Başlık parası insanın değerini düşürür. Başlık parası medeniyetten uzak kalmanın göstergesidir. Başlık parası bilinçsizliğin ürünüdür.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.