Yaptıkları eserlere “Su Medeniyeti”nin her türlü temizlik ve israf dışı tüketim harikalarını meydana getiren ecdadımız temiz suları “kalaylı tas”tan içmeğe de özen gösterirlerdi. Günlük ortalama 2 litrelik su tüketiminde küpün, testinin, kova’nın temiz olması, herhangi bir şekilde kirlenmemesi arzu edilir ve buna göre tedbirler alınırdı.

Günümüz şartları içerisinde su ile ilgili malzemeler ailesel ve bireysel olmaktan çıkıp toplumsal hale gelince işler değişti. şehirler genel depolardan, evler, apartmanlar kendilerine ait su toplama yerlerinden; zeminde veya çatıda oluşmuş su depolarından su ihtiyaçlarını karşılamağa başladılar. Tabii, ne şekilde olursa olsun suların temiz olması, birikim alanları olan depoların temiz ve bakımlı halde bulunması hayatın asgari müşterekleri halini aldı.

Ancak, bu konuda bugün ne kadar hazırlıklı ve yeterli olduğumuz tartışmalı hale gelmiştir. Nice yıllardan sonra bugün kavuşma saadetine erdiğimiz “şehir şebeke Suyu” temiz olarak halkımıza ulaşmakta, kalite ve suya has tad ve lezzetine göre pek de pahalı olmayan bir fiatla evlerimize, işyerlerimize kadar gelmektedir.

Esefle ifade etmek zorundayız ki; kavuştuğumuz bu nazenin Fırat suyu bizim eski-püskü, bakımsız yıllanmış depolarımızda “tersyüz” edilmiş, özeliğini kayb’etmiş olarak tüketime giriyor. Bundaki kusur artık kamu teşekküllerine ait değil, tamamen bireysel ve o tüketim ünitesini ilgilendiren bir sorundur. şerbeti zehir etme özelliğinden farksız bir uygulamanın, ihmalin neticesidir.

Yapılan ciddi bir araştırmada Urfa’daki ev, işyeri, okul ve hastanelerdeki su depolarının yüzde 80 inin kirli, her türlü mikrop yuvası halinde olduğu tesbit edilmiş, çamur birikimleri, tahta ve plâstik eşya parçaları, paslanmış demirler olagan şekilde görülmüş, hatta kedi ve kanatlı hayvan leşlerine bile rastlanmıştır. Bu tür depolara giren su ne kadar temiz ve iştah açıcı da olsa bunları görüp bildikten sonra bu suya iyi bir not verebilir misiniz? şimdiye kadar bir hastalığa-eğer yakalanmamış iseniz şükr’edebilir misiniz? Ölmüşlerinize biraz da bu durumlar için yanmaz mısınız?

şehir içme suyumuz yine kontrollar sonucunda anlaşılmıştır ki, temiz ve kusursuzdur. Ama depolarımız işte anlatıldığı gibi bu mübalagasız tehlikeli. şimdiden tezi yok, her birim deposunu kontrol edip bakımı ve temizliğini sağlamalıdır. Bilhassa okul, hastane, yurt gibi toplu tüketim yerleri buna ayrı bir özen göstermeli, şifayı zehir haline getirmemelidirler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.