
Halit Güllüoğlu
17 Nisan 2009
Güneydoğu Anadolu Projesi hayalden gerçeğe dönüşürken Şanlıurfalı bu kalkınmanın neresinde olmalıdır? İşte her zaman ve her yerde önce kendimize daha sonra birilerine soracağımız bu olmalıdır. Cevabını almaya bilmem gerek var mı? Çünkü Şanlıurfalının kendi geleceğinin bilincinde olduğu inancındayım. Baksanıza sayısız zengin ovalarımıza. Başta “Harran, Suruç, Baziki, Ceylanpınar ve diğerleri” nin sulanması halinde tarımımızda neler olacaktır Ayrıca sayısız tarihi eserlerin turizm değeri ile hayvancılığımız GAP Projesinin merkezindeki kıymetimizin delilleri değil midir?
Kısaca GAP diye anılan büyük projenin “Eylem Planıyla” uygulamasında tahsis edilen yeterli miktardaki parayla kalkınmadaki adımların ciddiyetini göstermiştir. GAP Kalkınma İdaresinin Şanlıurfa’ya taşınmasıyla beraber ilgili Başbakan yardımcısının başkanlığında GAP Yüksek Kurulunun 22.toplantısıyla aydınlatıcı bilgiler verilmiştir. Şanlıurfanın yanında diğer bölge illerinin yarınları da aydınlık olacaktır. Artık “Genel teşvik bitti.Bölgesel teşvik ve sektörel teşvik dönemi başladı” dendiğine göre Şanlıurfalılar da buna hazır olmalıyız…
Şimdi bütün bunların ne denli önemli şeyler olduğunu inkar edilemez. Ancak halkımıza da yani tabana bütün bunların önemini izah etmemiz icap ediyor. Hemşerilerimizin bir kısmı özellikle kırsal alanda yaşayıp tarımla uğraşanları GAP denince sanki sadece toprağın sulanmasını anlarlar.Zaten bol sulamayla verim arttırma arzusundakiler yanlışlarının farkında olmadan güzelim Haran arazilerini çoraklaştırmaya sebep olmuşlardır.Öyleyse GAP ile gelen Fırat için çalınan “zılgıtların” suya kavuşmanın ötesindeki kalkınmayı müjdelediğini de izah etmemiz gerekiyor hemşerilerimize. Teşviklerle teknolojinin nimetlerinden yararlanmanın vakti gelmiştir.
Devletin çarkına yapışarak her şeyi ondan beklemekle yerimizde saymayalım. Sivil Kurum ve Kuruluşların kendi çapında bu kervana katılması beklenmelidir. Bu konularda “ENTEGRE TESİSLERLE” ürünlerimizi işleyerek kapsamlı şekilde çeşitli sanayi dallarına sahiplenmeliyiz. Böylece kendiliğinden işsizliğin ortadan katlığını görürüz. Nasıl mı:”Pamuğu topla ipliği doku ve kumaşı pazarla ”.Fıstıkta domates ve biberde. Buğdayda mısırda velhasıl her türlü mahsulde uygulama mümkün.
Küçükbaş ve büyükbaş hayvanın et ve süt açısından sağlayacağı faydalar malumdur. Köydeki hayvan sahipleri dahi çocuğuna süt içirme alışkanlığına halen sahip değildir.Domatesi biberi çeşitli mahsulleri tarladan Dünya ve Türkiye mutfağına sunmak neden “hayal” sayılsın.
Netice olarak bütün bu teşvikler ve yatırımlarla kalkınıp mutlu olacağımız yarınlarımızın işaretleridirler. Seçimlerin tartışma ve yorgunluğunu üstünden henüz atmayanların bu gelişmeler ilgilerini çekmemiş olabilir.Ancak çok önmemli teşvik ve yatırımların arifesinde olduğumuzu lütfen hatırlayalım.Bunun farkında olmayan Urfalı kalmamalıdır.Bakınız GAP ın merkezi olduk.Bölge Başkanlığı ile en üst düzey yetkililerle uzmanları aramızdalar.Öyleyse Şanlıurfalılar olarak “Kalkınmanın” neresinde olmamız gereğinin farkında olmalıyız.
Hoşça kalınız.