Kitaplar insanlığın geleceğe en önemli en büyük mirası.. Fakat bu miras asırlar boyunca savrulup kalmış. Savaşlar, yangınlar, depremler ve çeşitli felâketler insanlar kadar kitapları da vurmuş. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bazı zamanlarda da insanlar kitapları, kütüphaneleri yakmaktan zevk almışlar.

Tarihte birkaç defa yıkıldığı yetmiyormuş gibi Bağdat müze ve kütüphanelerine son darbeyi de 21.yüzyılın başlarında ABD vurdu.

Yine tarihin meşhur kütüphanelerinden ıskenderiye Kütüphanesinin bugün izi-tozu yok.. Ki, M.Ö.3.yüzyılda 900 bin kitap ve belgeyi bünyesinde bulunuyormuş. Bu rakamın o zamanki yayınların yüzde 30-70 ine tekabül ettiği sanılıyor.

Neyse, olanlar olmuş.. Biz bugüne dönelim. Bugün gelişen tekniğin kitapların korunması ve geleceğe taşınmasında önemli rolü ve payı var.

Amerika Birleşik Devletlerinin Stanford Üniversitesi 8 milyon adet kitabını dijital ortama aktarmaya karar vermiş. Bunun için ısveç’te üretilmiş cip büyüklüğünde bir robot kullanılıyor. Robota yerleştirilen bir kitabın bir yandan sayfaları kendi kendine çevrilirken, bir yandan da bunlar kameralarla taranarak dijital ortama geçiriliyor. Rabat eski-yeni ayırdetmeden bin sayfayı bir saatte okuyup hallediyor.

ısveçte üretilen ve “Digital Books” adı verilen bu roboton bir benzeri de Çin’de (Pekin) kullanılıyormuş. “Süperstar” firmasının ürettiği bu Robot ise Çin kütüphanelerindeki kitapları dijital ortama aktarıyormuş. 1949 dan bu yana yazılan Çince yazılmış kitaplar için Robot’un yaptığı görev tamamlanmış ve Çindeki maliyet ABD’ye göre 1/3 oranında daha da ucuz oluyormuş.

Biz de kitaplarımızı Çin’e mi götürüp(!) dijitalleştirsek, yoksa Robotu mu alıp buraya getirsek…

Galiba bu haraketlerden önce biz toplum olarak biraz kitap okumayı bir gelenek haline getirsek, biraz doğru düzgün okuma alışkanlığı edinerek düşünmeyi öğrensek, Ülkemizi geliştirmek için çalışsak herhalde daha iyi olacak.

Çok geç kaldığımız bu konuda Milli Eğitimimize de milli ve medeni olmak üzere kalıcı bir yön verebilsek bir zaman sonra eminim ki, insanlarımız kitaplarla haşir-neşir oldukça daha güzel işler yapacağız, kütüphanelerimize bir düzen vereceğiz, okuyacağız okuyacağız ve gün gelecek bizim de bunları dijital ortama taşıma ihtiyacımız doğacak, eğer o zamana kadar biz de böyle mükemmel bir Robot yapamamışsak ısveç’ten veya Çin’den getireceğiz.

Herşey aklı kullanmak ve çalışmakla olmuyor mu? ısveç veya Çin halkı da bizim gibi insan ve belki bizim Millet kadar zeki de değiller. Ama onlar öyle bir çalışıyorlar ve öyle bir sebatla işe azm’ediyorlar ki, tarifi mümkün değil.. Netice çok çalışan kazanıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.