Toplumsal bir hizmet sunma işine giren kişiler bir sistem kurmak zorundadır. Kurulan sistemin verimli olup olmadığını bilmek önemlidir. Harcanan emeğin karşılığının alınıp alınmadığının tespiti önemlidir. Bu tespitin her zaman yapılması ve çalışmaların buna göre yürütülmesi gerekir. ınsan aklı bu değerlendirmeyi mutlaka yapar. Yapılan işin, harcanan emeğin karşılığı mutlaka alınmak istenir. Bu düşünce şekli en doğal insan davranışıdır. Eğitim sisteminde de çeşitli düzeylerde iş yapan insanlar yaptıkları işin ne derece başarılı olduğuna dair bilgi almak isterler. ış yapmak, bir ürün ortaya koymak insan için en temel faaliyetlerden birisidir.
 Eğitim sistemini işletenler sistemin işleyişi hakkında bilgiye ihtiyaç duyarlar. Çağdaş dünyada gelişmiş toplumlarda  kar-zarar hesabı, maliyet-fayda analizi veya verimlilik analizi gibi kavramlara sürekli vurgu yapılır. Dünya üzerinde insanlık, kıt kaynaklarla yaşamını sürdürmeye çalışır. Her geçen gün de bu kaynaklar azalmakta, azalan kaynakların yerine ikame edilecek yeni kaynakların aranması yanında mevcut kaynaklardan en verimli şekilde yararlanma yolları da sürekli araştırılmaktadır. Bu araştırmalarda önemli mesafeler kat edenler ilerlemekte, geri kalanlar ise bağımlı hale gelip üçüncü dünya ülkesi türünde nitelemeler muhatap olarak dünya milletleri arasında aşağılanmaktadırlar. Anılan çalışmaları yapacak yegane motor güç ise insan gücüdür. Dolayısıyla verimlilik çalışmalarının başında insan gücünün verimlilik düzeyinin arttırılması yönündeki çabalar gelmektedir. Dünya milletleri birbirleri arasındaki mesafeyi yer altı, yerüstü zenginlik kaynakları, maddi bir takım varlıklardan aldıkları avantajlardan çok insan gücü unsurunu en üst düzeyde geliştirerek açmaya çalışmaktadırlar. Bu nedenle de içinde bulunulan çağa alt yapısı, temel taşı birey veya insan olan bilgi çağı adı verilmektedir. Bilginin ortaya konması, keşfedilmesi, işlenmesi, kullanılması, geliştirilmesi, yeni alanlara transfer edilmesi hep insan eliyle olmaktadır. Bu nedenle bilgi çağında en önemli unsur insandır.
 Örgüt içindeki insan unsuru iş gören olarak adlandırılmakta ve iş görenlerin en üst niteliklere sahip olmasının yolları aranmaktadır. ınsan unsurunu yani iş görenleri en üst düzeye getirme endişesi taşıyan bir sistemin sahip olması gereken nitelikler üzerinde önemle ve ciddiyetle durulması gerekir.
 Dünya üzerinde insan unsuruna önem vermediğini iddia eden bir kişi, toplum yoktur. Sözde hemen herkes insan unsurunun önemine, niteliklerinin geliştirilmesine gerek olduğunu söyler. Ancak söylenenlerin doğruluğunu kabul edebilmek için sadece konuşmalara bakmak yetmez. Sözden çok daha fazla faktörün işe koşulması gerekir. Burada kısa kısa bu faktörleri saymaya ve sistemimizde bu konularda yaşanan sorunlara parmak basmaya çalışılacaktır.  Kurulmuş bir sistem gerçekten insan unsuruna önem veriyorsa etkin bir katılım ortamı hazırlanmalı, etkin bir performans değerlendirme sistemi kurulmalı, ışlevsel bir ödüllendirme sistemi kurulmalı, personel performansını değerlendirme sistemi yapılan işin niteliğine uygun olmalı, herkes için aynı sistemi kullanma yerine yapılan faaliyeti betimleyici farklı araçlar geliştirilmeli, nesnel  ölçütler geliştirilmeli, bu ölçütler açık, anlaşılır olmalı, personeli kendini geliştirmeye teşvik etmeli, zorlamalı, çalışanla çalışmayanı ayırt edebilmeli, bir defada yapılıp tamamlanması yerine bir süreci kapsamalı,  sürecin her aşamasında araştıran, çalışan, sisteme, topluma, çevresine olumlu katkı sağlamaya gayret eden kişilerin durumlarını görmeli, değerlendirmeli ve buna göre başarı tespitini yapabilmelidir.
 Eğitim sisteminde etkin bir performans denetimi, personel değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığının tespiti bu anlamda büyük önem taşımaktadır. Mevcut personel değerlendirme sistemimize bakıldığında çağdaş, objektif, adil, şeffaf ve etkili bir yapıda olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Gerçek anlamda bir değerlendirme yapılabildiğini söylemek nerede ise imkansızdır. Bireyler yaptıkları çalışmanın gerçek anlamda, nesnel bir şekilde değerlendirildiğine inanmamaktadırlar. Yapılan çalışmaların nasıl olduğuna dair bir dönüt alınmaması veya verilmemesinin bireyleri olumsuz etkilemesi gayet doğaldır. Yıllarca bir işi yapıp sonuçta başarılı veya başarısız, verimli veya verimsiz olduğuna dair bir değerlendirmenin yapılmaması iş görenler açısından yapılan işi anlamsızlaştırmakta, hayatı monotonlaştırmakta hayatın büyük bir kısmını meşgul eden iş yaşamının eziyete dönüşmesine veya en azından ortaya çıkarılabilecek büyük potansiyelin kaybolup gitmesine, iş gücünün heba edilmesine yol açmaktadır. Dünyaya bir katkı sunması gereken iş yaşamı sadece aç kalmamak için, başkasına muhtaç olmamak için mecburen gidilen bir geçim kapısı haline dönüşmektedir.
  Mevcut yapıda herkes hakkında yılda bir sicil raporu düzenlenmektedir. Bu sicil raporunun içeriği yapılan işin niteliğine yönelik herhangi bir değerlendirme kriterine sahip değildir. Sübjektiftir. Bilimsel mantığa tamamen terstir. Çalışma başarısının düzeyini betimlemekten uzaktır. Geliştirilmeye açık değildir. Yıllardır hiç ele alınmamıştır. Sicil raporunu dolduran kişiler ilgili personelin çalışmalarını değerlendirmeyi bırakın, personeli görmeye dahi fırsat bulmaları mümkün değildir. Personelin çalışmalarını gerçekten görebilme imkanına sahip olanları saf dışı bırakmaktadır. Keyfi uygulamalara açıktır. Çağdaş yönetim anlayışlarının hiç birinde böyle bir yöntemin yeri yoktur. Yüzlerce, binlerce kişinin değerlendirilmesini 2-3 kişinin yapabilmesi mümkün değildir. Böylesi bir değerlendirme sistemiyle istenen hedeflere ulaşabilmek imkansızdır.
 Personel değerlendirme sistemimizin geliştirilmesine hemen, derhal büyük ihtiyaç vardır. Bunlar yapılmadan insan gücünün etkinleştirilebilmesi, aktif hale getirilebilmesi, dolayısıyla eğitim sisteminin verimli, etkin, çağdaş bir hale getirilebilmesi imkansızdır. Bunu yapacak olan eğitim sisteminin kurucusu, işleticisi ve denetleyicisi olan toplumsal yaşamı da düzenleme gücüne sahip olan üstün irade, eğitim sistemini dizayn etme gücünü elinde bulunduran üst yönetimdir. Umarım ilgili herkesin katılımına dayalı, çağdaş, objektif ve şeffaf kriterlere göre oluşturulmuş bir değerlendirme sistemi kurulur da her geçen gün artan iş gücü israfına son verilir. Böylece özellikle eğitim alanında görev yapan gerçek eğitimciler eliyle toplumun beyin gücü de heba olmaktan kurtulur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.