Ortaçağı, yeni ve yakın çağları anlatan tarihi ve sosyal içerikli eserlerde rastlıyoruz, bazen net olarak görünüyoruz; yaşanılan zamanlardan şikayetler olmuş, birçok dönemlerde halkın “boynu  bükük” kalmış, Kader bu değil ama şartlar nedense hep bunu getirmiş.
Allahın (c.c.) Sevgilisi, bütün zamanların en  mübarek  insanı  peygamberimiz (s.a.v) bir sohbetinde; “insanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, o vakit mü’minin kalbi tuzun suda eridiği gibi eriyecek” diye buyurmuş.
“Niçin eriyecek ya resülallah?” Diye sorulduğunda; “kötülükleri görüp de onları değiştirmeğe güç yetiremediği için…” Demiş
Öyle bir anekdot ki, düşün düşünebildiğin kadar…
Hemen gördüğümüz ve yaşadığımız olayları akla getirelim:
18 Haziranda 2 milyona yakın öğrenci ÖSS denilen bir imtihana girdiler . “Bu  sınav sistem olarak bozuktur. Hakkaniyeti yoktur.” gibi sözler söylemiyoruz. Sadece; “Meslek liseliler yarışa neden eşit puanla katılmıyorlar?” Diye soruyoruz. Tatmin edici bir cevap alamıyoruz. Düzeltmek isteyen makamlar, bakanlar var YÖK’ü ikna edebiliyorlar mı?…
Akıllı, başarılı, yarınlarda Türkiye’ye çok şeyler kazandıracak kızlarımız, yavrularımız Viyana’dan, Brüksel’den, Amsterdamdan  sesleniyorlar, başarılarını, kıyafet hürriyetlerini ilân ediyorlar. Duymayan, onları anlamayan tek ülke; öz vatanları Türkiye… Onları aynı şartlarda Ülkemize döndürmek isteyenler işi olumlu bir yola koyabiliyorlar mı? Olmuyor.
Bir yanda Vatanın Bütünlüğüne kast’edenler var. Bir yanda bir bilezik veya 3-5 lira için insanların canına kast edenler kapkaç terörüyle kızları, kadınları yerlerde sürükleyenler…
Yıllardır bu lânetli  işleri önlemek isteyenler olduğu halde bir çare bulunabildi mi? Artarak devam etmiyor mu?
Yıllar birikimi olan problemlerimizden bugüne kadar ne kadarını halledebildik? Yaz-boz tahtası haline gelen Milli Eğitim, bunun yanında çocuklarımızın, gençlerimizin kurtuluş reçetesi olabilecek dini eğitimi beğenen var mı? Adeletin ağır işleyişi, ekonominin bir batışı, bir çıkışı hangi teniste car bıraktı ?
Hemen hemen herkesin şikayetçi olduğu seçim sistemimizi bütün siyasileri ve halkımızı memnun edecek bir şekle getirebildik mi? Demokrasimizi normal işler hale sokabildik mi? Cumhuriyetimiz  ne halde?  Bu yıl kutlayacağımız 83. Yıldönümünde halkımızın problemlerini çözebilecek,  gerçek bayramları verecek duruma gelebilecek  miyiz?
Ülke sorunları ve cehaletle mücadele belki bir müddet daha devam edecektir. Ama çok şükür yılgın değil umutvarız. Inşallah yarınlar daha iyi olacak.
O zaman peygamberimizin buyruğu  “Müminin kalbi, tuzun suda eridiği gibi erimek”ten inşallah kurtulmuş olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.