Cihat Kürkçüoğlu

Niçin bir Vakıf Eserleri Müzesi oluşturmak zorundayız..?

Cihat Kürkçüoğlu
Vakıf eserleri içindeki hayırsever kişiler tarafından bağışlanmış olan halı-kilim-kitap-hat levhası-ahşap kapı pencere kanatları-şamdan gibi-kandil gibi “Teberrukat” eşyalar da vakıf malı sayılır. Onlara da zarar vermek, bozulmalarına ve kaybolmalarına sebep olmak aynen vakıf eserine zarar verenlere yapılan beddualar hükmüne girer.
Urfa’daki vakıf eserler bünyesindeki taşınır kültür varlıkları yıllardır bakımsızlıktan zarar görmüş, el yazması kitap, halı, kilim gibi çok sayıdaki eser ya kaybolmuş veya bakımsızlıktan çürüyüp yok olmuştur. Bazları da Urfa’da müze olmadığı için Ankara ve Gaziantep’teki vakıf müzelerine gönderilmiştir. Bu kapsamda; Rızvaniye Camii’ne ait altın yaldızlı tezhipli 300 yıllık bir Kur’an-ı Kerim’in ve iki halımızın Ankara Vakıf Eserleri Müzesi’nde, Nakibzade Medresesi Kütüphanesi’ne ait süslemeli ahşap kapı kanatlarının Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi’nde olduğunu biliyoruz.
Şanlıurfa Vakıflar Bölge Müdürümüz Sayın Mehmet Ali Palalı Bölge Müdürlüğü bünyesindeki uzman arkadaşlarıyla vakıflarımızın taşınır kültür varlıklarını toplayıp bir araya getirmiş, onların bakımlarını yapıp muhafaza altına almış bulunmaktadır. Bildiğim kadarıyla bu çalışmalar sonucunda; içlerinde kök boyalı 300-400 yıllık 50’ye yakın halı, 15’e yakım kilim, 7-8 adet bronz şamdan, 1 adet buhurdan, el yazması kitap ve Kur’an-ı Kerim’ler, tarikat sancağı ve 12 adet Surre Alayı Sancağı, körüklü fenerler ve lambada gibi çok değerli eserler toplanmıştır.
Bilhassa 12 adet Surre Alayı Sancağı Türkiye’deki en büyük Surre Alayı Sancağı koleksiyonunu oluşturmaktadır.
Bakımsızlıktan tel tel dökülen ve atılacak duruma gelmiş olan bu sancaklar Bölge Müdürümüz Mehmet Ali Palalı, Uzman Arkeolog Selman Kardeşlik’in gayretleri ve dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Av.Nihat Çiftçi’nin maddi katkılarıyla restore edilerek Urfa’mıza kazandırılmıştır.
Toplanarak depoda muhafaza edilen müzelik değerdeki bu kıymetli eserlerimizin bir depo yerine uzmanların denetimindeki bir müzede korunmasının en doğru yol olacağına inanıyorum.
Vakıflar Genel Müdürlüğü halı-kilim-kitap- ahşap kapı pencere kanatları-şamdan gibi vakıf eserlerinin vakfiyeleri doğrultusunda dünya durdukça durmasını sağlamak amacıyla Ankara Vakıf Eserleri Müzesi / Edirne Selimiye Vakıf Müzesi / Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi / İstanbul Halı, Kilim Ve Düz Dokuma Yaygılar Müzesi / İstanbul Akaretler Mustafa Kemal Müzesi / İstanbul Türk İnşaat ve Sanat Eserleri Müzesi / İstanbul Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi / Kastamonu Şeyh Şaban-ı Veli Vakıf Müzesi / Konya Sahip Ata Vakıf Müzesi / Tokat Mevlevihane Vakıf Müzesi olmak üzere 10 adet müze kurmuş bulunmaktadır.

Elimizdeki eserlere baktığımızda Şanlıurfa’mız için bir Vakıf Eserleri Müzesi oluşturmak zorunda olduğumuza inanıyorum.

Fotoğraflar: Abdullah Elçi