Cenâb-ı Hak kullarına acıyor, merhamet ediyor, af ve keremi ile onları ateşten uzak tutuyor. Kullarına cehennemden ziyade Cennetin kapılarını açmak istiyor. Peygamberleri, mukaddes kitapları ile bunun yollarını gösteriyor.

Peygamberimiz (s.a.v.) ve Kur’an-ı kerimle insanlığa son uyarısını yapmış ve kıyametin sinyalini vermiş oluyor.

Fakat biz insanlar biribirimize merhametten çok uzağız. Acıma, yardımlaşma duygularımızı kayb’etmiş gibiyiz. Kuvvetli, zayıfı ezmeğe azm’etmiş sanki. Amerikalılar da, ısrailliler de sözde insan.. Ama nedir şu Irak’ın hali? Nedir şu Filistin’in hali? Ortadoğu ateş çemberinde bir kan gölü. Dünya seyr’ediyor. Ne zaman bunların damarlarına merhamet duyguları gelecek. Dünya ne zaman seyirci olmaktan vaz’geçecek?.. Anlaşılan kuvvetli, süper bir islâm devleti gelinceye kadar mazlûmlar zalimlerin bu kahrını çekecekler. Kurtuluş böyle bir islâm devletinin dünyaya hâkim olmasıyla sağlanacak herhalde. Zira; ABD gibi, Sovyetler Birliği gibi imansız süper devletler dünyaya kan ve gözyaşından başka birşey veremediler. Halbuki Osmanlı idaresinde üç kıta üzerindeki topraklar ve insanlar en güzel günlerini Osmanlıların himayesinde yaşadılar. Tabir caizse dünyanın tadını çıkardılar. Nerede şimdi o günler…

Merhamet Allah’ın (c.c.) lütfu, islâm’ın şiarıdır. Devlet, toplum ve fert olarak islâmda merhametsizlik görülmez. Kuvvetli Hadis ravilerinden Ömer ıbn’ül Hattab (r.a.) anlatıyor. “Bir defasında Resûl-i Ekrem (s.a.v.)in huzuruna bir takım eserler getirilmişti. Esirlerin arasında bulunan, çocuğunu kayb’etmiş emzikli bir kadın gördüğü çocuğa koşup onu kucaklıyor, bağrına basıp emziriyordu.

Resûl-i Ekrem (s.a.v.) o kadını bize gösterdi ve;”Ne dersiniz, bu kadın çocuğunu ateşe atar mı?” diye sordu. “Hayır, kendisine kalsa kesinlikle atmaz ya Resullulah!” dedik. Bunun üzerine Hazreti Peygamber; “ışte Allah Teâlâ kullarına karşı bu kadının çocuğuna olan şefkatinden daha merhametlidir..” buyurdu.

Ne yazık ki, birçok kullarda bu engin merhametten zerresi bulunmuyor. Hele Devlet(!) niteliği kazanmış ısrail gibi terör topluluğu sanki dünyaya azap vermeğe gelmişler. Filistin’de yukarıda anlatılan örneğe uygun ne analar, ne çocuklar ölüp gittiler. Hesabını soran kimse olmadığı gibi, Birleşmiş Milletler Teşkilâtı, Avrupa Birliği gibi blok kuvvetler bile seyirci durumunda. “Allahın lâneti zalimleri tez bulsun.” demekten başka birşey yapamıyoruz.

ısrail’in bu gaddarlığı ve halen bunları ABD’nin desteklemesi bize de bir örnek olmalı. Fırsat bulsalar Filistindeki fiili Suriye, ıran’da hemen uygulayacakları gibi Türkiye’yi de Lübnan gibi bunların arasına katarlar. Allah (c.c.) bu zalimlere o günü göstermesin. Zalimlere bu fırsatı vermesin. Anlaşma paktları imiş, dostlukmuş, üç dinde Hazreti ıbrahim Peygamber barışı imiş… Bunların hepsi riya ve hava…

Bir halk tekerlemesi ne kadar doğru ve yerinde bir tesbit. Cümle hariciyeciler bir araya gelseler, düşünseler de söyleyemezler.. “Domuzdan post, gavurdan dost olmaz…” Bugüne kadar aksi ispat edilebildi mi?…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.