Dünya nüfusunun 6.5 milyara ulaştığı açıklandı.

Buna sevinelim mi? Yoksa üzülelim mi? Bence, ne sevinelim, ne de üzülelim. Olan olmuş bir kere.. Dünya nüfusu geçen son yüzyılımızın başında 1,5 milyar iken, 4 kat fazla artarak 2007 yılına 6.5 milyar olarak giriyor.

“Doğa bu kadar Nüfusu besleyebilir mi? Besleyemez mi?”

Sorusunun sosyal, siyasal ve ekonomik boyutunun yanıtını uzmanlar zaman, zaman açıklıyorlar. Ben, konunun çevre ve doğa ile ilgili kısmını araştırmalarımdan algılayabildiğim kadarı ile yazmaya çalışacağım.

Bugün için Dünyamız çok uluslu şirketlerin organizasyonu öncülüğünde küreselleşme, globelleşme adı altında yeni bir ekonomik modelin heyecanını yaşıyor. Görünen o ki, bu uygulama ekonomide tüketim için tüketim modelinden başka bir şey değil.

Ancak; doğa bu israfa ne kadar dayanır?

Bilinmez.

Yoksa alarm zilleri çalmaya başladı da duymamazlıktan mı geliyoruz?

Gelecek nesilleri düşünenler çok azınlıkta.

Yok gibi..

Ne demek tüketim için tüketim modeli, yani 10 ağaç üretilip, 20 ağaç tüketilmektedir. Tatlı su kaynakları aşırı israf edilmekte ve kirletilmektedir. Doğanın milyarlarca yıl içerisinde biriktirdiği, fosil yakıtlar aşırı kullanılmak suretiyle hem israf, hem atıklar nedeniyle atmosfer kirlenmektedir.

Öte yandan organik atıklar çevre felaketlerine sebep olacak ve hidrolojik sitemi bozacak ve sera gazlarının artmasına sebep teşkil edecek düzeyde kullanılmaktadır.

Madenler; lüzumsuz ve gereğinden fazla harcanmakta; adeta doğa yağma edilir bir haldedir. Kirlilik; artık doğa tarafından absorbe edilmeyecek, temizlenemeyecek düzeydedir.

ınsanın, doğaya yanlış ve çılgınca müdahalesi sonucunda dengeler bozulmuş, Eko sistem yer yer alarm vermeye başlamıştır. şu an dünyamızda bu olumsuzluktan etkilenen yüzlerce, hayvan ve bitki türünün nesli yok olmaktadır. Sera gazlarının normalden fazla atmosfere pompalanması sonucu, ısınan ve boşluklar meydana getiren hava sirkilasyonları yerkürede, korkunç kasırga ve tayfunlara sebep olmaktadır.

Kutuplardaki buzulların erimesi sonucu okyanuslarda su seviyelerinin yükselmesine ve okyanus tabanına baskı yapması nedeniyle, meydana gelebilecek çevre felaketlerini artık kim gözardı edebilir?

Ayrıca golfistrim sıcak su akıntısının inkitaya uğramasıyla meydana gelecek iklim değişikliklerini kim önleyecektir ve nasıl önlenecektir? Bu da bilinmez.

Çok yakın bir gelecekte dünya sahil kentlerinin sular altında kalacağını ilim adamları açıklıyor. Hidrolojik sistemdeki aksamalar nedeniyle, yerküre her geçen gün alışıla gelmişin dışında bir sel felaketiyle ve kuraklıkla karşı karşıya kalmaktadır.

Son yüzyılımızda meydana gelen doğal afetlerin normalden çokluğu bir tesadüf müdür?

Hayır!…

ınsanın doğaya yanlış müdahalesinin bir sonucudur.

Ancak çözüm yine insanoğlunun elindedir. Ya bu durumun farkına varıp, bozduklarını düzeltecektir. Ya da dilim varmıyor kendi sonunu hazırlayacaktır.

Ama bence bu mavi gezegeni yine insan kurtaracaktır. Ve bu güzel dünya gemisi uzayın sonsuzluğunda, insanla birlikte ve güneş sistemiyle beraber milyarlarca yıl daha dönüp, mavi ışıklar saçacaktır inancındayım.

Dürüst ve şeffaf bir toplumda; lütufta geride, kahırda önde olan dostlarınızın çok olması dileğiyle kalın sağlıcakla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.