ısterseniz; şu “insanlar konuşa konuşa” ata sözünden hareketle başlayın, ister diyalog deyin yazdıklarımıza. ınsanların mutlaka doğruları ve güzellikleri bir biriyle bölüşmesine ihtiyaç vardır. Yaşamın kanunu budur.

ınsanlığa verilen değer kaldırımların genişlemesi, insanların rahat yürümesiyle orantılıdır. Temizliğe verilen önem insanlığın özünden gelir. Aslan yattığı yerden değil, insan yaşadığı yerden bellidir…

Sosyal yaşantının renklenmesi, vasıtaların giremediği alanların çoğalması, yeşilliklerin etrafı donatması, yüksek beton örme binaların arasında parkların açılması ile hayat bulması için insanın erki önemlidir. Hak aramayla orantılıdır.

Kültür sokakların açılması, kültür sarayların yapılması, hizmete sunulması, bol bol sergi salonlarında, sanatkarların resim, fotoğraf, el-işi sergilerini seyretmenin tadına varmak, tiyatro seyretme olanağını elde etmenin erdemine varmak kültürün yaşatılmasıdır…

“Güzel bir film gelmiş,” diyerek bir heyecan ve hazla“ seyredebilsem demenin mutluluğuna ermek, özlemle ayaklarım beni o yöne itiyorsa ne mutlu bize… Tüm bunlar sosyal yaşantının temelini oluşturur. ınsanlığa verilen değerin en güzelidir. Sosyal yaşantı nedir? diye insanlarımız bir kendilerine sorsunlar bir de çevrelerine ne kadar uzak olduklarını görürler…

ınsanlar konuşa konuşa festivallar renklenir, şenliklerde şen şakrak mutlu tablolar halka halka açılır… Önemli gün ve haftaların anlamlandırmak lazım. şehir merkezinden kenar mahallere yayılacak günler bizleri fazlasıyla bahtiyar edecektir. Resmi kutlamalı bayramları sevmiyorum. Herkes istediği giyinsin bayramı sokaklarda caddelerde kutlasın istiyorum.

Belediyeden tuvalet isteme hakkımız var, ancak sokağa tükürenleri dahası balgam atanlara müdahale edebiliyor muyuz? “Sana ne!…” diyene cevabımız ne olabilir? Hele şu kaldırımları silmek için gelen makine nede hoşuma gitti. Köylü kültürünün sokağa fırlattığı ağız dolusu kirliliği silecek ya… Halen sokaklarda “deli” diye tabir ettiğimiz bir genç var.. Yerde gördüğü tükürükleri özellikle bulup ayakları ile basıp siliyor. Deli dediğimiz insanların bile tahammülü yok; acaba onu sokağa atanlar mı akıllı, yoksa silen mi?

Yerlere “lütfen tükürmeyiniz” tabelalarını her köşeye asalım, dersek ne olur. Okuma oranı bu kadar düşük, köy kültürünün hakim olduğu bir kentte ne işe yarar…Ya da yılda bir kez de olsa bir günü sokağa tükürmeme günü diye ilan edelim. Nasıl olsa insanlar konuşa konuşa birbirleri ile anlaşırlar demişler ya…

Konuşa konuşa gelin şu şenliği birlikte temizliği insanlara empoze etmeye çalışalım. Elimde tutuğum peçeteyi atacak çöp kutusu ararken, biri sigara izmaritini, biri yediği çikolatanın ambalajını, birileri yediği kuru yemişlerin kabuklarını savuruyor. Bir başkası sümkürdüğü peçeteyi rasgele fırlatırken birileri bunları ikna edebilse.

Konuşa konuşa bir insanın haklarının bittiği yerde bir insanın hakları devreye girer. Gelin şu demokrasiyi özümseyelim. Orada temizlik var, hak var hukuk var adalet var, saygı sevgi var, anlayana. Bunu aksatmayı amaç edinmiş olanlara bigane kalmamak lazım…Bunun içinde sivil toplum örgütlerinin inisiyatiflerini yüceltmeyi kendimize şiar edinmeliyiz diyorum…

Gülmeye eğelenmeye ihtiyacımız var ancak yoksulları işsizleri unutmamak gerekir. Çorba evleri aç insanı yapacağı kötülüklerden arındırabilecekse ne mutlu bunu düşünene. Ya balık verip balık tutmayı öğretirsek nasıl olur…

ınsanların yaşamlarını sürdürebilmesi için bir kazanç, bir iş kapısı bulması lazım. Hiçbir geliri olmayan insanlar aç kaldığında her türlü sapkınlığa girer. “Aç kalan it fırın deler” deyimini yakıştıramam. Ama her türlü belânın, musibetin illetin, zilletin, meczup ve çılgınlığın sebebi, yoksulluktur, açlıktır.

Konuşa konuşa, yaza yaza neler anlatılmıyor, neler yazılmıyor ki. şehitler Abidesi Topçu Meydanında kuruluyor. Biz konuşunca insanlar nede ucuz yama yapıyorlar. Hep konuşmadan doğrulardan uzak durmamızı söylüyor. Neden mi? Yirmi yılın kaybettiğimiz bir şehrin ömrünü geri getirme çabasını destekliyoruz diye….Destek olmayı değil köstek olmayı insanlar çok sever…Aslında başarısızlık hepimizin, başarıysa herkese mutluluktur, bugün olduğu gibi…Konuşa konuşa olduğu gibi çalışa çalışa geri geleceğine inanıyorum kaybettiğimiz yılların…

Başarı sizin mutluluk hepimizin Urfa halkı çalışanlara Urfa’ya hizmet edenlere minnettardır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.