Hazreti   Ali’ye ait olan  bu güzel vecizenin tamamı  şöyledir.

“Kişi düşündüğü gibi yaşayamazsa,
yaşadığı gibi düşünmeye başlar”

Hakikatten yaşam pratiğinde de bu böyledir.
Beşeri davranışlarımızdan olan alışmak ve unutmak olgusundaki  gerçek gibi.
Yine bir atasözü; “Hafızayı beşer, nisyan ile maluldur.” demektedir.
Yani insan hafızası  unutmakla özürlüdür.
Yukarıdaki  Hz.Ali’ye ait bu güzel ve anlamlı vecizeyi  hem olumlu, hem de negatif olarak yorumlamak mümkündür.
Örneğin,  kişi en olumsuz yaşam koşullarına bile alışmaktadır.
Niye?
Yaşadığı gibi düşünmeye başladığı için, olumsuz yaşam koşulları dahi zaman içerisinde ona normal gelmektedir.
Bu olay beyin dediğimiz  yaşam merkezinin kişiyi  rahatlatan bir aldatmacasıdır.
Bunun aksini düşünelim.
Kişinin ilkel  koşullarda yaşayan ve o koşullar gibi düşünen biri olduğunu varsayalım. O şahıs günün birinde sosyolojik  sebepler nedeni ile  çağdaş, uygar, temiz ve güzel bir ortama göç edip, orada yaşamaya  başlarsa, ilkin yeni geldiği ortam onu sıkacak ve birazda rahatsız edecektir.
 Ancak çok kısa bir  zamanda, yaşadığı gibi düşünmeye başlayarak,  bu  yeni ortama hemen uyum sağlayacaktır.
Yaşam pratiği bu olguyu ispat etmiştir ki, ilkelliğe alışmak ve öyle düşünmek çok zordur  ve uzun bir zamana da  ihtiyaç vardır.
 Çağdaş, uygar bir ortama alışmak ve öyle düşünmek ise çok, çok daha kolaydır.
Bu nedenle yönetici durumunda olan aile ve okul dahil herkes çağdaş ve uygar düşünmeli ve öyle davranmalıdır ki, yönetilenler de öyle düşünsün.
Bu yazımın ilham kaynağı, şanlıurfa Belediye’nin çeşitli alanlara diktiği karanfil, menekşe, papatyalar ve her  renkteki laleleri artık kimsenin koparmadığı  gerçeği oldu.
Demek ki; kişi yaşadığı gibi düşünmeye çok çabuk  uyum sağlamaktadır.

Dürüst ve şeffaf bir toplumda; lütufta geride, kahırda önde olan dostlarınızın çok olması dileğiyle  kalın sağlıcakla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.