Hepimizin yaşantısında “keşke” ile başlayan, gerçekleşmesinde geciktiğine inandığımız veya olmasını istemediğimiz olaylar vardır.

Kişisel keşkelerimiz olduğu gibi toplumsal keşkelerimiz de var doğal olarak!…

            Keşkelerin farkına varmak da bir marifettir. Keşkelerini keşfeden gelecekte ‘iyiki’lerini arttırır. Keşkeleri geçmişe olan bir saplantı değil, bir özeleştiri olarak değerlendirip, geleceğe daha dikkatli, daha planlı-programlı bakmak için değerlendirmemiz lazım.

            Keşke biraz daha çalışsaydım da iyi bir bölüm kazansaydım!

            Keşke arkadaşımın kalbini kırmasaydım!

            Keşke şu semtte bir ev alsaydım!

            Keşke şu yoldan gitseydim!…

            Keşke o son mektubu yazmasaydım!

            Keşke Onu kaybetmeseydim!

            Keşke…keşke…Keşkesiz insan yoktur herhalde!

            Bazen mehtaplı bir gecede sarılırsın sevdiğine…Sımsıkı!..Üşürken bir sahilde,ısıtırsın nefesinle…Ve bir gün ayrılık kapına yaslanır! Alıp götürür seni uzaklara! Özlersin! Yine keşkeler peşi sıra dökülür dudaklarından!…

            Keşkeler parmak izleri gibi çeşitlidir de!..

            Bazı keşkeler hepimizin ortak malıdır. Toplumsal keşkelerimizdir. Hatta evrensel…

Eğitim, sağlık, işsizlik, gelir dengesizliği, geri kalmışlık, eril egemenliği, töre, magandacılık, hortumculuk gibi yaşamın her alanında içimizi karartan, bir daha yaşanmamasını istediğimiz bir çok konuda keşkelerimiz az değil maalesef…

            Bazı keşkeler de vardır ki geçmişte olmasını istediklerimizden çok gelecekte olmasını arzuladığımız, (belki de) ütopyamız olan keşkelerdir.

Keşke insanlar hep barış içinde yaşasa! ınsan enerjisini birbirini yok etmek için değil, birbirine yardımcı olmak için kullansa! Keşke bu ülkenin evlatları askerde, dağda hayatlarını kaybetmese…

Keşke güçlüler zayıfları ezmekten vazgeçse, dünya kaynakları bir havuzda toplanıp herkes eşitçe bu kaynaklardan yararlanabilse!

Keşke Urfa’nın etrafı dumanlı dağlarla (!) değil, yeşil ormanlarla kaplı olsa!

            Keşke binlerce gencimiz üniversite kazanma umuduyla en güzel yıllarını bir yarış atı gibi geçirmese!

            Keşke küresel ısınmaya yol açan ülkelere kısıtlama getiren Kyoto Sözleşmesine Türkiye de imza atsa…

            Keşke… Keşke…

            Keşke keşkelerimiz hiç olmazsa…

            Keşkelerin yerini ‘iyiki’ler alsa. Dilimizden iyiki sözcüğü düşmese…

            ıyikileri keşkeleriden fazla olan toplumlar sorunlarını büyük ölçüde çözen, mutlu insanların yaşadığı, refah ve moral düzeyi yüksek toplumlardır.

            Yine iyikileri daha fazla olan birey, geleceğe daha mutlu bakabilen, ayakları üzerinde durabilen, geçmişte yaptıklarıyla övünmeyi hak eden, vicdanen geçmişiyle hesaplaşabilen insandır.

            Bugün yaptıklarımızı yıllar sonra keşke ile anmamak için bir işi yaparken bir karar alırken, bir planlama yaparken iyi düşünmemiz, ileriyi görebilmemiz gerekir. Örnekleri çok. Dünün Türkiyesinde yasaklanan, mahkemelere intikal eden bir eylemin, bir düşüncenin tıpkı bugün normal ve hoşgörüyle karşılanması gibi…

Sonuç olarak bir sonraki kuşaklara keşke ağırlıklı değil, iyikileri fazla olan bir dünya bırakmak lazım.

Allah keşkelerinizi arttırmasın! Keşkesiz yarınlar!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.