şanlıurfa Kalesi tarihi miraslarımızdan en önemli bir eserdir. Denilebilir ki, Urfa Tarihinin sembolüdür. Kuzey cephesinde yükselen çift sütunu ile coğrafyamızı ve şehrimizin tanımını da işaret eder, öbür kalelelerden ayrılır.

Bu kale asırlar boyunca Urfa’nın korunmasında önemli roller üstlendi. Özellikle yakın çevresinin; Balıklıgöllerin (Halilürrahman, Ayn-ı Zeliha) Dergâh Hasan Padişah Camii, Rızvaniye’nin bir tamamlayıcısı oldu. Yani bu Kale elden giderse anlatmağa çalıştığımız tarihi ve turistik bölgede tahminlerimizin ve düşüncelerimizin ötesinde büyük bir boşluk doğar.

Geçmiş dönemlerde burada yaşayanlar bunu bildikler için tarihte kayıtlı ve kayıtsız olan birkaç dönemde kaleyi onarımlar yıkılmaktan kurtarmışlar. Benim hatırladığım bir onarım 1950 li yılların sonlarında rahmetli Vali Kadri Eroğan zamanında yapıldı. Kalenin kuzey cephesinde yıkılmağa yüz tutmuş bazı duvarlar onarım gördü.

Kaleyi düşmanlar yıkamadı ama zaman aşındırıyor ve göz göre göre tamamen yıkıma hazırlıyor. Bugün çok şükür teknik gelişmiş ve Türkiyede Tarihi mirası Koruma Kurulları var. Bunlardan birisi de ilimizde. Bugüne kadar Kalemizi de görürler ve onarımına el atarlar diye düşünüyorduk.

Ama olmadı, “neden bekleniyor?! diye merak ediyoruz.

Bugün gerçekten Kalenin onarımı için “Bekleme” lüksümüz kalmamıştır. Birçok köşesinden “Çöküş sinyelleri geliyor. Geç kalmak bize hakikaten çok pahalıya mal olur. Hani meşhur meseldir. Adamın evi eski, onarıma muhtaç. Birgün duvarda önemli bir çatlak meydana geliyor. Adam hemen bir çamur hazırlayıp çatlağı kapatıyor. Bir ay sonra yarık yeniden açılıyor ve uzatmayalım çamurla onarım birkaç defa tekrarlanıyor.

Nihayet birgün ev çöküyor. Adam enkaza bakarak; “Mübarek, çökecektin bari haber verseydin..” diye sitem ediyor. Misal bu ya.. Evin enkazından özellikle duvardan bir ses geliyor: “Efendi, çöküşü söylemek için kaç defa ağzımı açtımsa çamurla kapattın. Ben başka ne yapabilirdim?..”

Kalemizin elden gitmekte olduğunu burçları, duvarları, mancınıkları verdiğimiz misaldeki tarzda ayrı ayrı haykırıyorlar. Bizim gibi bazı yazar-çizerler hatırlatıyorlar. “Bu Kale çökerse bir daha doğrultulması zordur ve çok pahalıya mal olur..” Vakit geçmeden yetkililer, sorumlular konuyu ele almalı, bürokratik engelleri hemen aşmalı ve Kalenin onarımına girişmelidirler. Umut ediyoruz ki; Urfa’da “Kaleyi onaran” gönüllü bir kadro bulunsun. Kalenin yıkılmasına göz yuman bir sorumlu kadro olma lekesini taşımasınlar. Bu leke bizi ve bütün Urfalıları da üzer. Lütfen görev başına koşalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.