Dünyanın bir numaralı teröristi ABD’nin çalışmaları ile Ortadoğu’yla ve özellikle Irak’a yerleşen terör, tonlarca patlayıcıları, bombaları, satılmış adamları ve hain pusuları ile aklınca ordumuzla mücadele ediyor ve zaman zaman kırsal alandan şehirlerimize de iniyor.
Bu insanca, mertçe bir mücadele olsa; bugüne kadar çoktan halledilmişti.  Fakat arkadan vurmanın en tipik örneklerini görmek mümkün. Kırsal kesimde ev yakma, çoluk çocuğu katletmenin yanında, yol kesme, şehirlerde yine masum insanların yoğun olduğu alanlara saldırma, şuraya-buraya bomba koyma, lastik patlayıcılar yerleştirme, her türlü melaneti icra ederek insanları ölüme kadar götürme hangi insanlık, hangi mücadele yöntemi ile izah edilebilir.
Komşumuz Irak devamlı kanayan bir kazan durumunda. Her gün 100’e yakın, 2 fazla, 2 eksiği ile insanlar can veriyor. Bunu Irak’a demokrasi getirmeyi vadeden ABD, ıngiltere ve  gurubun insanları Birleşmiş Milletler çatısı altında seyr’ediyorlar. Onların “Medeniyet Anlayışı” işte bu..  Kurban olsunlar ıslâm ve Osmanlı Medeniyetine… Asırlarca idare edilen ülkelerden acaba çıt çıktı mı? Bir serzeniş oldu mu?  Ama onlar işte böyle… ışgal ettikleri ülkelerin dışındakiler bile derin rahatsızlıklar yaşıyorlar. Bir huzursuzluk dalga dalga merkezden  muhite yayılıyor.  Bütün Bölgeyi, gereğinde iletişimle bütün dünyayı sarıyor.
ABD’nin dünyaya ettiği kötülük yalnız terörü yaygınlaştırmakla kalmıyor. Terörü besleyen, koruyan, kollayan O..  Dünyaya yayan O.. Suret-i Haktan görünüp mazlum Milletleri ezen O..
Bugün Irak’ın, Afganistan’ın, Filistin’in, Lübnan’ın ve daha nicelerinin felâketinin baş sebebi hep Odur. Gücünü hep kötüye kullanmakta, mazlûmların felâketini hazırlamaktadır.
Bugün dünya her gün biraz daha ısınıyor, buzullar eriyor, gazlarla, tozlarla yaşanmaz hale geliyorsa yine baş sebep ABD ve Onun politikalarıdır.
Ne yazık ki, dünya Onun esiri durumuna gelmiş, zalim kuvvetine boyun bükmüş gibidir. Karşı koymağa yanaşmadığı için Dünya ne yazık ki, kendi felaketini de hazırlamaktadır.
Bu genel tablo içerisinde üzülerek söyleyelim ki; Türkiye’nin “Huzur Adası” olarak kalması kolay olmayacaktır. Dahili ve harici düşmanlarımız hergün biraz daha kuvvetlenerek ülkemizle ilgili emellerini gerçekleştirmeğe çalışmaktadırlar.
Bunlarla baş’edecek ordumuz ve her türlü gücümüz hamdd’olsun vardır.  Ancak, bizi biribirimize  düşürerek zaafımıza sebep olanlar da boş durmuyorlar. Bunlara fırsat vermemeliyiz. Biribirimize  sarılmalı, milli birliği bozmamalıyız.
şu seçim ortamına gelinceye kadar yaptığımız yanlışları sıralarsak, hiç de tarihte 16 Devlet kurmuş, tecrübeli bir neslin, büyük bir ulusun yaptıklarına  benzemiyor. Bunlardan ders almalı, hataları tekrarlamamalıyız.
Sözümüz hem iktidara, hem de muhalefetedir. Normal zamanında seçimler yapılacakken 2 ay öne almakla kaybımız mı, kazancımız mı daha çok oldu?
Anayasayı düzeltebildik mi?  Seçim kanunlarını istediğimiz gibi çıkarabildik mi?  Cumhurbaşkanını uzlaşma ile  seçebilseydik bu kadar gürültü çıkar mıydı? Her şey normal düzeyinde yürümez miydi?
şunu unutmayalım ki; Türkiye’nin hiçbir konuda kayb’edecek zamanı yoktur. Ve dünyadaki konumu itibariyle  bir şeyi ihmal etme ve yanlış yapma lüksü de yoktur. Gerçekler bilinmeli ve kararlı adımlarla yola devam edilmelidir.
Patlamayı gerçekleştiren kişinin tespit edilmesi Türk polisinin büyük başarısıdır. Her türlü takdirin üzerindedir. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.