HIRSIZLAR VE ADALET

Dünyanın en eski mesleklerinden(!) biri olan hırsızlık günümüzde şekilden şekile girerek toplumumuzu adeta kavuruyor. Emniyet güçlerimizin hassasiyeti de olmasa Millet perişan olacak. Her pazar yeri, her çarşı, her mahalle ve sokaktaki iskân yerleri bu hırsızlık yarasından malûl..

Çocukluğumuzda arasıra hırsızlık hikâyeleri dinler, ürperirdik. Sonra bir “Bekçinin düdük sesi”ni duyunca emniyette olduğumuzu hisseder, sevinirdik.

şimdi öylemi ya.. Televizyonlarda bunların her türlüsünü görüyor; utanıyor, iğreniyoruz. Mallarımız elden çıktığı gibi, canlarımız da tehlikede… Karakoldan, mahkemeden tabiatiyle Devletten korktukları yok.. Hapishaneleri kışlık; dağevlerini, bağevlerini yazlık haline getirmişler. Silâhları, mermileri, el bombaları eksik değil. ıdam cezaları da kaldırılınca gelecek bütün cezalar onlar için hikâye.. Bu yüzden mallarla birlikte canlar da maalesef sıraya giriyor…

Tarihimizde hırsızlık için adamın öldürüldüğü bir olay hatırlamıyoruz. Hırsızlık ihtiyaçların doğurduğu anormal bir meslekti sadece… Mal sahibinin durumundan faydalanılır ve eylem haline getirilirdi.

Rivayet edilir ki; Kanuni Sultan Süleyman zamanında yaşlıca bir kadının evi soyulur. Kadıncağız Padişaha şikâyete gider. Padişah Onu dinler dinler, sonra; “Anam nasıl uyumuşsun ki; evinin boşaltılmasını hiç duymamışsın…” diye sorunca, Kadın: “Ben padişahımızı uyanık bildiğim için öyle uyumuşum..” der, ziyanı telâfi edilir.

Yine Hazreti Ömer (r.a.) zamanında bir Fırın soyulduğu ihbar edilir. Suçlular yakalanır, Halifenin huzuruna çıkarılırlar. Adamların çalıştıkları işten yevmiyelerini alamadıkları için hırsızlık yaptıkları anlaşılır. Adaletiyle meşhur Hz. Ömer (r.a.) Onları affeder. Cezayı işçilerini bu hale düşüren patronlarına verir.

Bizim de ömrümüzün geçtiği yakın zamanlara kadar hırsızlar eylemlerini sürdürürken pek kimsenin hayatını söndürmezlerdi. Mesleğin(!) raconu bunu gerektirmezdi. En azılı hırsız dahi bilirdi ki, görülürse, mal sahibinin malını koruma hakkı vardır. Bunun için herşeyi yapma hakkına sahiptir. Hırsız çalabileceği kadar çalıp gözden kayb’olmağa çalışırdı.

Bir de şimdilere bakalım; çalıp, gasp’etmek için gece-gündüz, tenhalık-kalabalık fark’etmiyor. Hırsız göz diktiği mal varlığını elde etmek için adam öldürmek, kadını, hamileyi sürüklemek gibi en insanlık dışı eylemlerden çekinmiyor. ışin en acı tarafı yakalansa, cezalandırılsa bile en fazla 3-5 ay sonra yine benim gibi-senin gibi hür vatandaş olarak aramızda dolaşıyor ve yeni av’lar peşinde hayatını sürdürüyor.

Nasıl deli olunmaz? Sen encamımızı hayr’a tebdil eyle ya Rabbi!…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.