Yazıma birkaç güzel söz ve karşılaştırmayla başlamak istiyorum. Sizlerle paylaşmak istediğim bu siyah beyaz sözleri not alırsanız, karşınızdaki kadar kendinizi de tanımış olursunuz.

“Bazı arkadaşlar zaaflarınızı öğrenmeye çalışır, bulur, zamanı geldiğinde kullanır. Bazıları da zevklerinizi tespit eder, onlara hitap etmeye uğraşır. Bazı arkadaşlar var ki zayıflıklarınızı görür, başınıza kakınç eder. Bazıları da zayıflıklarınızı bilir, görünen ayıplarınızı örtmeye çalışır. Bazı arkadaşlar var ki, hazlarını kullanarak sizden menfaat bekler. Halbuki bazıları hazlarımızı öğrenerek bizi memnun etmeye kalkışır. Bazıları ayağınız taşa değdiğinde bizi terk eder. Bazılarıysa ayağımıza diken batsa yüreğinden kan damlar. Kimileri ceplerimize yakın, kimileri yüreğimize…

Bazıları bizi ortak olduğumuz her amaçta ikinci görmek ister. Bazıları ise omuzlarına çıkarır, ikincimiz olmaktan şeref duyar. Bazıları sıkıntımızı sorunumuzu olmadığında yanımızdadır. Halbuki bazıları sıkıntıları paylaşmak için yanı başımızda durur. Bazıları bizlerle sofrayı paylaşır. Bazıları kavgaları…Evet birinciler arkadaştır, ikinciler dost… Nedendir bilinmez birinciler hep tercih edilir. Dost acı söyler ya…

Sosyal bir varlık olan insanın mutlaka birileri ile birlikte olması gerekir. Hiç kimse Robinson olamaz. Sıkıntılarını paylaşma, acılarını dile getirip dertleşme, güzel gününde muhabbet, mutluluğu bölüşme, kötü günde yanında olması gereken birilerine hep ihtiyaç vardır.…

Arkadaşlıklar çeşitli isimlerle belirtilir. Mahalle arkadaşı diye başlar, okul arkadaşı, sınıf arkadaşı, iş arkadaşı, asker arkadaşı, kader arkadaşı, hac arkadaşı ve daha çeşitli arkadaşlıklar. Hayatın her alanında bir şekilde “arkadaş” edinilir. Ama hiçbir arkadaşlık çocukluk yıllarının tadını vermediği gibi o samimi havayı koklamak bile artık zor. Tanıdığım biri vardı. “Nerede o eski arkadaşlıklar” diye hayıflanırdı…şimdiki arkadaşlıklar için “arka taş, sırtını dayadığın değil; arkadan gelen tehlike” deyip günümüzün arkadaşlıklarının nasıl bozulduğunu vurgulardı. “Ne mutlu candan bir arkadaşı olana” deyip iç geçirirdi.…

Halkımız arasında arkadaşlık üzerine yaygın sözler, deyimler vardır. “Bana arkadaşını söyle senin kim olduğunu söyleyelim.” ınsanın doğası gereğince dini olduğu gibi sosyal, siyasal, ekonomik, ideolojik düşünce anlamında her gün yeni arkadaşlıklar kurulurken, bir taraftan da bozulduğuna tanık oluyoruz. Kavgalarla, küskünlüklerle… Arkadaşlık ilişkileri kan bağı taşıması da sahiplenme anlamında; yoğun sevgi, muhabbet ve yardımlaşma içerir.

Arkadaşlıkta yanlış yapma anlamında “kavun değil ki koklayasın” gibi deyimlerle, “çiğ süt emmiş” çıkarı için çekinmeden bir çok değerleri alt üst ettiği için, hemen bu yakıştırma yapılır. Günümüzde arkadaşlıkların kapitalizm sisteminden etkilendiği ve bozulmasında etkin olduğu söylenebilir. Sanayileşmenin getirdiği ilişkiler, değişen dünya konjonktüründe kültürlerde bundan payını almaktadır. Bir çok değer gibi bununda dejenere uğraması üzüntü verici.

Bir insanı tanıma anlamında, ya komşuluk, ya ticari ilişkide bulunacaksın yada yolculuk edeceksin”, deneyim ve tecrübelerle kimi kimsenin, huyunu, suyunu, karakterini tanıma olanağını ifade eder. Günümüzde artık insan tanımak hayli zorlaştı. Tanıyana aşk olsun. ıkiyüzlülük, riyakarlık toplumun benliğini sarmış. ınsanlığın yüceltilmesi, değerlerin geliştirilmesi anlamında kullanılan bu tür kavramlar, toplumda yaygınlaştırılmalı. Değer verilerek saygın birer olgu olması gereken bu kavramların bu gün içi boşaltılmış durumda.

Günümüzde evlat babaya, kardeşler biribirine servet edinme uğruna düşmanken bir zamanki insanların “kankardeş” olma uğruna yaptığı fedakarlıklar, “ahret kardeşliği” gibi değerleri ön planda tutarak saygı ve sevgi çerçevesinde önemsenmesini bir de düşünün. Bunu değerlendirmeye bile gücünüz yetmez.

Arkadaşlık ilişkileri insan ve toplumun bir kuramıdır. Çeşitli anlamlar yüklenerek çeşitli sözcüklerle ifade edilmesi kültürel anlamda bir yaşam biçimini belirler. Bu kelimeler hiçbir coğrafya ve ırka mal edilmeyeceği gibi her dilde, her kültürde varlığını gösterir. Arkadaşın yaşıt anlamı yüklendiği gibi aynı düşünceyi, siyasi birlikteliği, çeşitli biçimde yaşam şeklinin ifadesidir. Karşılıklı sevgi saygı ve anlayış gösteren, bulunduğu ortamları bölüşen kimselerden her biri olarak tanımlamada bulunabiliriz. Her dilde kendine has bir anlam ve güzellik taşır.

Bir yerde “yoldaş” bazı dillerde “eğavin”, kimi dillerde “ülküdaş” bazı kültürlerde “heval.” Bu birlik ve beraberlikler kimi zaman toplumun tasvip etmediği isimlerle de kurulur. Ortak çıkarlar onları nereye kadar götürürse. Çete, mafya gibi bazı arkadaşlıklar ekonomik nedenlerden dolayı beraberlikler meydana getirir. Çıkar ilişkilerine dayalı bütün arkadaşlıklar uzun ömürlü değildir. Ne zaman arkadaşının çıkarını kendi çıkarından üstünde tutarsan o zaman arkadaşlık gerçeğini kavramış olursunuz. Oysa biz elmanın büyüğünü kendimize küçüğünü arkadaşımıza veriyoruz.

Arkadaş edinme anlamında atalarımız “hatasız arkadaş arayan arkadaşsız kalır” sözü af etmenin güzelliğini yakalamak içindir. Haydi arkadaşlar; hatalı arkadaşları af ediniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.