Almanya’da yayınlanan haftalık haber dergisi Der Spiegel yeni sayısında, ıngiliz yazar David Rohl’ün “Efsane” adlı bestseller kitabına dayanarak şanlıurfa’daki Göbeklitepe’nin Adem’le Havva’nın Cenneti olduğunu yazmış. Derginin kapağına “Garten Eden” (Cennet Bahçesi) başlığı ile konu edilen Göbeklitepe 11 sayfada okuyucuya tanıtılmış.

David Rohl’ün tezine göre, bundan 11 bin yıl önce Türkiye, Suriye, Irak ve ıran sınır bölgesinde avcılıkla geçinen taş devri insanları, daha sonra Göbeklitepe çevresine yerleşerek tarım yapmaya başlamışlar ve ilk buğdayı üretmişlerdir. David Rohl ayrıca, buradaki insanların yüksek bir uygarlık düzeyine sahip olduğuna Göbeklitepe’deki tapınak kalıntılarını kanıt olarak göstermiştir.

Hürriyet Gazetesi’nden Celal Özkan bu konuyu, gazetenin 4 Haziran 2006 Pazar günkü sayısının birinci sayfasından “Adem’in Cenneti Göbeklitepe’de” manşeti ile Türkiye’ye duyurdu.

Der Spigel’in kapaktan, Hürriyetin manşetten duyurduğu bu haberin Urfa’nın tanıtımı açısından paha biçilmez değerde olduğunu bilmem söylemeye gerek var mı? şanlıurfa Turizmi için önemli bir hazine olan Göbeklitepe’nin değerini Urfalılar hariç dünyada bilmeyen kalmadı. Dünyanın en saygın seyahat dergisi Conde Nast Traveler, Aralık 2005 sayısında dünyada görülecek 50 en muhteşem yer arasında Göbeklitepe’yi de göstererek şanlıurfa ve çevresini Adem’le Havva’nın cennetten kovulduktan sonra geldikleri yer ve uygarlığın beşiği olmuş bölge olarak tanıttı.

Göbeklitepe’nin kuzey-kuzey batısında yer alan ve Cullab ırmağının suladığı ovanın günümüzdeki adı Edene Ovası’dır. Tarihte yüzlerce çeşit hayvanın yaşadığı, yüzlerce çeşit bitkinin bittiği bu sulak ve verimli ova yakın zamana kadar aynı güzelliğini sürdürüyordu. Kur’anda geçen Adn (Eden) Cenneti’nin Edene ovası olduğu ve cennet kadar güzel olan bu ovanın adının Eden’den (Adn) geldiği konusunda Urfa’da bir de efsane anlatılmaktadır. Bu efsaneye göre, Adem peygamber Mekke’den sonra buraya gelmiş ve kovulduğu Adn Cenneti’ni hayal ederek burada ona benzer bir bahçe yapmıştır.

11 bin sene önce Edene ovasına hakim bir tepe olan Göbeklitepe’de yaşayan insanlar bu ovada gördükleri arslan, domuz, boğa, yılan, tilki, turna, ördek gibi sulak ve ağaçlık yerlerde yaşayan hayvanların kabartmalarını tapınaklarındaki steller üzerine işlemişler ve heykellerini yapmışlardır. Bu kabartmalar ve heykeller dünyanın en eski plastik sanat eserleri olarak değerlendirilmektedir.

Göbeklitepe’de 1995 yılında Alman Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Prof.Dr.Harald Hauptmann’ın bilimsel danışmanlığında, şanlıurfa Müzesi başkanlığında başlatılan kazılar, sayın Hauptmann’ın emekli olmasından sonra Almanya Heidelberg Üniversitesi’nden Prof.Dr.Klaus Schmidt danışmanlığında sürdürülmektedir. On bir yıldan bu yana süren kazılarda elde edilen bulgular her geçen yıl arkeoloji dünyasını şaşkına çevirmektedir.

Ödeneği Heidelberg Üniversitesi tarafından karşılanan kazılar senede 2 ay yapılmaktadır. Çok geniş bir alana yayılan Göbeklitepe’nin bu tempo ile ancak yaklaşık 1/3’lük bir bölümü kazılabilmiştir. Geriye kalan 2/3’lük bölümünün daha 15 yıl süreceği planlanmaktadır.

Dünyanın en eski tapınağının, ılk tarımın, ilk mimarinin ve ilk plastik sanat eserlerinin yapıldığı yer olması nedenleriyle “Uygarlığın Doğduğu şehir” olarak kabul edilen şanlıurfa’ya her yıl binlerce turisti çekerek kalkınmak istiyorsak, Göbeklitepe kazılarının hızlandırılması zorunludur. Bu nedenle Kültür ve Turizm Bakanlığı bu kazıya her yıl hatırı sayılır oranda ödenek ayırmalı, Harran Üniversitemizin Arkeoloji Bölümü başta olmak üzere diğer üniversitelerimiz teknik destek vermelidir.

şanlıurfa ikliminin senede 8 ay kazı yapmaya uygun olduğu düşünüldüğünde, Göbeklitepe kazılarının en geç önümüzdeki 5 yıl içersinde tamamlanması mümkün olabilecektir. Dünyanın gözünün üzerinde olduğu bu kültür mirasının kapladığı alan, kazılar bittikten sonra büyük cam kubbelerle örtülerek olumsuz tabiat koşullarından korunmalı, ulaşımı sağlandıktan sonra UNESCO’nun Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması için hemen başvuruda bulunulmalıdır.

Ayrıca Harran Üniversitesi Öğr.üyesi Yrd.Doç.Dr.Bahattin Çelik tarafından geçtiğimiz yıllarda şanlıurfa il sınırları içersinde keşfedilen ve Göbeklitepe’de olduğu gibi –T- biçiminde steller içeren Karahantepe, Hamzantepe ve Sefertepe neolitik çağ kült merkezlerinde yapılacak kazılar, insanlık tarihine Göbeklitepe’den de ilginç bulgular kazandırabilecektir.

şanlıurfa’nın sahip olduğu eşsiz turizm hazineleri başka bir şehrin elinde olsaydı mutlaka daha farklı değerlendirilirdi diye düşünüyorum. Müzemizin darlığı nedeniyle bir çok kazının ve Göbeklitepe’nin buluntuları sergilenememekte, uygarlık tarihine ışık tutan 76.000 eser depolarda muhafaza edilmektedir. Bunun için, içersinde müzenin de yer alacağı Millet Hanı Kültür Merkezi projesine bir an önce başlamak gerekmektedir.

Zeugma kazıları ve bu kazılarda bulunan mozaiklerin tanıtımı iyi yapıldığından Gaziantep bir turizm şehri oldu. Dünyanın dört bucağından insanlar akın akın Zeugma mozaiklerini görmek için Gaziantep’e geliyor. Zeugma’da bulunan çingene kızı mozaiği, otellerdeki kahve fincanlarından tutunuz da aklınıza gelebilecek çeşitli ürünlerin üzerine işlenmiş ve nerede ise Gaziantep’in logosu haline gelmiş.

Biz Göbeklitepe stellerini, bu stellerden 2000 yıl daha eski olduğu tahmin edilen Balıklıgöl Heykeli’ni şehrimizin meydanlarına anıt olarak neden dikmiyoruz ? Turistlere satmak üzere bunların minyatür maketlerini neden yapmıyoruz ? Afişlerini, kartpostallarını neden basmıyoruz ? Bütün bunların hepsi sadece devletin işi mi olmalı ? Bence Valiliğimiz ve şURKAV olanakları ölçüsünde üzerine düşeni yapıyor. ıl Kültür ve Turizm Müdürü sayın Selami Yıldız’ın gayretleri sonucu yapılan yayınlar her türlü takdirin üzerinde. Belediyemiz bastırdığı on binlerce broşür ve tanıtım CD’si ile Urfa’nın tanıtımına katkıda bulunuyor. Ancak çalışmalara Turizmden para kazanan otellerimizin, turizm acentelerimizin, sivil toplum örgütlerimizin de destek vermesi gerekmiyor mu ? Onlar neden seyirci kalıyorlar ve her şeyi devletten bekliyorlar ?

Göbeklitepe’nin ve ınanç turizmi yönünden sahip olduğumuz diğer eşsiz değerlerimizin alt yapı çalışmalarını tamamlar, bunları hak ettiği biçimde dünyaya tanıtabilirsek; elde edeceğimiz gelir, bırakınız şanlıurfa ekonomisini, Türkiye ekonomisine büyük katkılar sağlayacaktır.

Onbir yıldan bu yana büyük emekler sonucu ortaya çıkardıkları Göbeklitepe’yi Avrupa’da yaptıkları yayınlarla ve televizyon programlarıyla dünyaya tanıtan Prof.Dr.Harald Hauptmann’a ve Prof.Dr.Klaus Schmidt’e bir Urfalı olarak minnet duyuyorum. Her iki değerli bilim adamının sayın valimiz ve belediye başkanımız tarafından Urfa’ya davet edilerek fahri hemşehrilik beratı ile ödüllendirilmelerini diliyorum.

Dipnotlar:

A.Cihat Kürkçüoğlu., “Neolitik Çağ’ın ve GAP Turizminin Önemli ıki Merkezi: şANLIURFA VE GÖBEKLıTEPE”, GAP Gezgini, Sayı 1, Mart 2005, şanlıurfa, s.22-26.

Mehmet Kurtoğlu., “Edene Köyü Efsanesi”i Urfa Efsaneleri, ıstanbul, 2005, s. 191.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.