
Halit Güllüoğlu
17 Mart 2009
Yeter ki insanlar iyi niyetlerini zamanında kullanabilsin.Her şeye çare bulması mümkün demektir.Gün yoktur ki cadde ve sokaklardan geçerken çöp bidonlarına çöreklenmiş çocuklara rastlanmasın.Bunların sırtında çuval veya tekerlekli naylon arabalarıyla yüzlerinde sağlıksızlığın belirtileriyle “çöp çocuklarımızdır”.Akşamın karanlığında dahi rastlarız onlara bidonları kurcalarken.Amaçları yoksul ailelerinin nafakalarına katkıda bulunmaktır.Amma hangi şartlarda?İşte cevapsız sorunun içindeki gerçekler.Bu hallerine üzülürüz de çözümü neden gelmez aklımıza.Çünkü ilimizin tüm köşelerinde rastlamaya alıştık artık.Bir defasında çocuklara ”aman evlat dikkat edin mikrop kapmayın” dediğimi hatırlarım.Gülerek aldırmadan mimikleriyle cevap verircesine ;yani ekmekten daha önemli değil anlamında.O iğrenç çöp bidonlarını karıştıranları hep acıyarak izleriz .Sosyo-ekonomik kültürel eksikliğimizin bir başka görüntüleridir elbette bunlar.Birilerinin yardım elini uzatmasını beklemekten başka şey yapmayız.İşte bu duygu ve düşüncelerimizi eyleme dönüştüren yeni ve genç Emniyet Müdürümüz bakınız nasıl güzel bir sahiplenmede bulmuş.Babalık mı daha doğrusu ağabeylik mi diyelim velhasıl mükemmel bir örnektir sahiplenme..
Yavrular hem okullarına devam edecekler hem de meslek ve sanatı öğrenip iş sahibi olabilecekler.Bakınız nasıl mı? Müdürümüz açıklamış.Sosyal Destek Programı “SODES” adıyla faaliyet gösterecek..Şanlıurfadaki 12-18 yaş arası olan çöp toplayan 45 adet yoksul aile çocuğu tespit edilmiştir.Bunlar 4 aylık kurslar halinde eğitime tabi tutulacaklar.Kurslarda bazı ilgili kurum ve kuruluşlarca dalında uzman olan kimseler ders verecekler.Haftanın belirli gün ve saatlerinde.Garsonluk,kaynakçılık,müzik ve sair konularda eğitimden sonra topluma mal olacak bu çocuklar.Böylece sırf ekmek için çırpınan yavrularımızın kısa zamanda meslek sahibi olmaları sağlanmasının yanında onurlu bir işe girme imkanı doğmaktadır..
Sokaktaki çocukların bu halleri bir çok konuda Müdür Bey gibilerin himayelerini beklemektedir.Araçların tehlikesini hiçe sayarak.ışıklarda yaklaşımları bazen güvenliğimiz düşünerek kapı ve camlarımızı haklı kapatırız..“Neden bu hale düştüler” diye içimizin sızlamasıyla yetinip durmak çözüm değildir elbette.Onlara yardım elimizi neden uzatmayız.Çünkü yoksulluğun artışıyla “kapkaççılıkta” geliverir aklımıza.Diğer taraftan kağıt kutuda şeker ve çikletle “siftah olsun abi” diyen çocuklara ayrı bir duyguyla bakarız.Sırtında kırık boya sandığı veya yamalı torbasıyla geç saatlere kadar boyacı diye seslenenlerin hepsi de bizimdir.Bu yavruların üstelik can güvenliği de yoktur.Kişisel merhametin yeterli bir çare olmayacağı tabiidir.
Öyleyse Sayın Emniyet Müdürümüzün bu girişimini taktirle karşılayıp örnek almamız en doğrusudur. Ancak bu sosyal ve ekonomik meselenin çözümünde elbette ki Anayasada yazılı olduğu gibi “Sosyal Devlet” ilkesinin yükümlüsü Devlettir.Amma her şeyi Devletten beklemenin çözümsüzlüğü de ortadadır.Öyleyse Sivil Kurum ve Kuruluşların kamu görevlilerinin kendi çaplarında “iş adamlarının” ilgisini çekerek hal yolu aramaları iyi sonuçlar verecektir.
Hoşça kalın