Eğitim faaliyetleri birkaç alanda, yine birkaç kişinin yapacağı çalışmaların sonucunda bir anda ürün alınabilecek bir faaliyet değildir. Tek bir faaliyetle sadece bir tek yerde yapılan ve sonuçlanan bir etkinlik de değildir. Eğitim faaliyetine ilişkin genel çerçeveyi hazırlayanlar, eğitime ilişkin hazırlanan çerçevenin uyarlamasını yapanlar, eğitim faaliyetlerini hizmet yerlerinde uygulanmasını yönetenler, eğitimi bizzat uygulayanlar, eğitim hizmetinin uygulanmasına katkıda bulunanlar, eğitim hizmetinden etkilenenler, eğitilenleri yetiştiren, eğitim kurumlarına gidinceye kadar onları yetiştirenler veya eğitim kurumlarının dışındaki zamanlarda hayatı onlarla paylaşanlar ve tüm bu faaliyetlerin yürütüldüğü çevrede etkin veya edilgin bir şekilde eğitim faaliyetiyle ilişkide bulunanların tümü faaliyetlerin yürütülmesinde az veya çok etkilidirler. Eğitim faaliyeti uzun bir zaman süreci içinde ve değişik yerlerde, değişik kişilerce yürütülür ve sonuçlanır.
Genel anlamda eğitim kurumlarının varoluş nedenleri en temelde insan niteliklerinin geliştirilmesidir. ıhtiyaç duyulan insan nitelikleri toplumsal yaşamın devamı için eğitim kurumları aracılığıyla sağlanır. Toplumunu ihtiyaç duyduğu bir takım insan nitelikleri ancak eğitim kurumları aracılığıyla sağlanabilir. Eğitim kurumlarının bu amaçlarını gerçekleştirmeleri halinde istenen insan niteliklerine sahip bireyler topluma katılır. Toplum bu insanlar aracılığıyla ihtiyaçlarını karşılar. Eğitim örgütlerinin amaçlarını gerçekleştirme düzeyleri yüksek olursa daha nitelikli insanlar yetişmiş olur. Eğitimin niteliği de yetiştirdiği insanların niteliğinden belli olur. Nitelikli insanlar nitelikli bir eğitim sürecinden geçerek yetişirler.
Okullar öğrencilere belirli alanlarda bilgi, beceri, davranış, tutum ve alışkanlıkları kazandırmak için çaba gösterirler. Öğrenciler aile ortamından gelirler. Aile kurumunun oluşturulması aşaması can alıcı bir öneme sahiptir. Aile kurumu kadın ve erkeğin bir araya gelmesi ile oluşur. Aileyi kadın ve erkek bir araya gelerek oluştururlar. Bu iki kişinin düşünceleri, tutumları aile kurumunu baştan sona şekillendirir. Ancak hem erkek hem de kadın iki farklı aile ortamından yetişerek gelirler. Bu iki farklı aile ortamının yetiştirdiği iki farklı cins bir araya gelerek yeni bir aile kurumu meydana getirirler. ıki farklı ailenin insan yetiştirme sisteminin içinden çıkan kişiler yeni bir aile oluştururken kendi ailelerinden getirdikleri bir takım temel alışkanlık, tutum, davranış ve bakış açılarını yeni aile kurumunun oluşum sürecine katarlar. Yeni oluşturulan aileyi bir binaya benzetirsek bu binanın temeli iki farklı ailenin değer yargılarının birleştiği, bütünleştiği yerdir. Bu temel ne kadar sağlam, güçlü olursa kurulacak aile binası o kadar iyi ve sağlam olur. Aile kurumu toplumun temelini oluşturan en önemli yapı taşlarından birisidir. Bu yapı taşının sağlam olması toplumun sağlam ve güçlü olmasını sağlar.
Ailelerin oluşumu toplumun içindeki çok değişik faktörlerin etkisi altındadır. Aile kurumunun oluşumuna bireysel değerlerin yanında toplumsal değerlerin de büyük etkisi vardır. Aile hayatının ilişki içinde olduğu dış çevre de görmezden gelinemez. Komşular, akrabalar ve diğer çevre, ailelerin iş yaşamı, etkileşimde bulunulan diğer çevresel koşulların tümü aileyi çepeçevre sarmaktadır. Ailenin ve içinde bulunduğu çevrenin çok iyi tanınması gerekir. Ailenin oluşum süreci iyi anlaşılabilirse bireylerin yetiştirilme süreci de doğru bir şekilde anlaşılmış olur. Zira bireyler içinde bulundukları ailenin bir parçası olarak doğar, büyür, yetişir, toplumun bir üyesi olmaya hazırlanır.
Okullara gelen öğrencilere neyi, nasıl öğreteceğimizi belirlerken onların hangi değerlerle donanarak okula geldiklerini bilmemiz gerekir. Çünkü okul bireyleri aile ortamından boş bir levha olarak almaz. Okullar öğrencileri istediği gibi şekillendirip öyle kalmalarını sağlayacak bir güce sahip değildir. Okulun amacı ile ailenin amacı arasında bir paralellik sağlanamadığı sürece sağlıklı bireyler yetiştirebilmek mümkün olmaz. Okulun kendine göre bir amacı, işleyiş şekli, kuralları, hedefleri olabilir. Sonuçta okul kurumsal bir yapıdır. Kurumsal yapıyı oluşturan güç okula bu görevleri, fonksiyonu ona yükler. Bunun olması gayet doğaldır. Ancak okul toplumsal bir kurum olduğu gibi okula gelen öğrencilerin içinden çıkarak geldikleri yer olan aile de bir kurumdur. Aile kurumunun da kendine göre bir iç yapısı, işleyiş kuralları, hedefleri vardır. Bunu yadırgamamak gerekir. Sağlıklı, güçlü ve istenen niteliklere sahip bireyler bu iki kurumun koordinesi ile oluşturulabilir.
Okul ile aile arasında iyi bir koordinasyonun sağlanabilmesi için hem ailelere, hem de okula büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu sorumlulukların yerine getirilmesi oranı yükseldikçe koordinasyon da güçlenmiş olur. Sonuçta da iki taraf bir diğerini doğru olarak anlar. Ortak hedefler belirlenir. ışbirliğine dayalı olarak yapılacak etkin çalışmalar sonucunda da istenen özelliklere sahip bireyler yetiştirilmiş olur. Bu nedenle ailenin okulda yapılanlar hakkında bilgisi olması yanında okulların da ailelerin değer yargılarından haberdar olması gerekir. Okulda ve ailede verilen değer yargılarının, alışkanlıkların, tutum ve davranışların birbiriyle çatışmaması gerekir. Bunun sağlanabilmesi ise devleti oluşturan kurumsal yapılarla toplumu oluşturan kurumsal yapıların uyumlu çalışmasına bağlıdır. Bu uyum sağlandı takdirde toplumsal birlik beraberlik sağlanmış olur. Birlik beraberlik duygusu güçlü olan toplumlar dünya üzerinde bir güç haline gelebilirler.
 Sonuç olarak eğitimde istenen hedeflere ulaşabilmek sadece okullarda yapılacak çalışmalara bağlı olmayıp aile ortamının da mutlaka dikkate alınması, ailenin okulda yapılacak çalışmalara gönüllü bir şekilde katılımının sağlanması gerekir. Selam ve saygılar.30.04.2007
                                   Ali Hikmet DEMıR                                                         
[email protected]

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.