
Bülent Okutan
18 Haziran 2007
Bu kentin en aromatik kokusu Kültür’dür. Tarih de bu kokunun içindedir, sanat ve dolayısı ile turizmde.
Bu nedenle şanlıurfa ıl Kültür Müdürlüğü elimde kalem oldukça, meslek yaşamımın tümünde hep merceğim altında bulundu. Çok yazdım bu kurum hakkında. Çünkü bana göre Urfa’nın vitrinini dizayn eden bu kamu kuruluşu idi.
Bir dönem takunyalıların idaresine geçti. O yıllarda gazeteci dostum, sivri kalem, cesur yürek, şimdinin Cumhuriyet Gazetesi Yurt Haberler şefi Mehmet Faraç ile az mücadele vermedik. Derdimiz takunyanın giyilmesi değil, takunya seslerinin o kurumun koridorlarında yankılanan olumsuz yansımasıydı. Tarih, Kültür ve turizmin ideolojisi olmaz diye düşünüyorduk. Ki öyleydi.
Sonrasında bu sesler kesildi ve kurum gerçek kimliğine kavuştu. Yazmayı kestik. Hem kurum gerçek kimliğine kavuşmuştu, hem de stratejik bir güç kalemimin önüne geçmişti. Çünkü eşim Kültür Müdürü olmuştu. Yine yazardım, ama dedim ya o dönem, gerçek kimlik kazanılmıştı. Çünkü kuruma kadın eli değmişti. Hem de double. Yıllar yılı Sevgili Nevin Güllüoğlu’nun bu kuruma katkısı inkar edilemezdi. Ona eşimin desteği, Kültürü elinin hamuru ile yoğuran iki kadının hassasiyeti, o dönem bu birimi zirveye çıkardı (Reklam kokan hareketler bunlar ya, artık o kadarını idare edin. Kalem benim elimde, yapacağınız bir şey yok)
Eşimin sağlık ile ilgili sorunları nedeniyle ayrıldığı kurumun başına sonrasında Selami Yıldız geldi.
Selami Yıldız’ı üniversiteden bilirdim. Ama bu kadar Urfa aşığı olduğunu bilmezdim. Hürriyet Gazetesi’nin Göbeklitepe’yi manşete taşıdığı gün sabahın köründe soluğu o köyde aldım. Oradaydı. Sanırım hafta sonuydu. Yani mesaisi yoktu. Ama oradaydı. Hoşuma gitti.
Sonrasında izlemeye başladım. Ne kadar Urfa sevdalısı varsa, onlar da bir o kadar Selami Yıldız sevdalısıydı. Demek ki yerinde bir atama yapılmıştı.
Güzel şeyler yapıyordu.
Ve sonrasında kurum, Vilayet binasının en üst katındaki kıytırık üç odadan kurtulup eski Özel ıdare’ye taşındı. O muhteşem binaya.
Aslan yattığı yerden bellidir derler ya. Yıldız o günden beri yattığı yerin hakkını bir vermeye başladı ki, Urfa Sevdalılığını tescil etti adeta. O güzel bina bir anda collesiumlara, contrappostolara* dönüştü.
Her gün önünden geçiyorum. Gönüllü gençler, taş mimarları orada tarihi tekerrür ettirip yeniden tarih yazıyorlar, o bahçeyi bir sanat şaheserine dönüştürmeye çalışıyorlar.
Demek ki birilerine bazı imkanlar sunulursa, o sunuda, kişinin ilgi alanının odağı ise, ortaya Dört Yıldızlı tablolar çıkabiliyor.
Tebrikler ve Teşekkürler Selami Yıldız. Urfa adına, Kültür, Sanat düşkünü Urfa aşıkları namına…
* (Collesium ve Contrapposto ; Rönesans döneminin en estetik, özen gösterilmiş eserleri, yapıları)