Cömertlik ve tutumluluk iyi bir insanlık ölçüsüdür. Tabiattaki diğer bütün canlılar da birbirleri ile yardımlaşma ve dayanışma içinde olarak  yaşamın sürekliliğini sağlarlar.
Düşünen ve düşündüğünü anlayan şuurlu bir canlı olan insanda ise bu olgu  uygarlaşma süreci ile doğru orantılı olarak artmıştır.  Ne acı ki bazı kimseler ellerine geçirdikleri yaşam kaynaklarının ihtiyacından fazlasını bir ölümsüz gibi yığdıkça yığar bu aç gözlülüğü nedeni ile de devamlı kendi, kendisi ile kavga eder. Dünyamızdaki savaşların temelinde bazı insanların bu doyumsuzluğu yatar.
Yaşamım boyunca öyle insanlar tanıdım ve duydum ki, onlar hep yığdılar, yemediler, içmediler kimseye bir tek çöp bile vermediler. Yardımlaşma ve dayanışma içinde asla olmadılar. Bir güler yüz ve bir selamı dahi insanlara çok gördüler. Günün birinde gözlerinden daha iyi korudukları mallarından ufak bir parça dahi yanlarında götüremeden ölüp gittiler.
Onlar yaşadıkları sürece, yardımlaşma, dayanışma ve paylaşım içinde olmadılar. Ama bu bir gerçektir ki öldükten sonra mezarda onları bir diğer canlılar aralarında güzel bir şekilde paylaştılar. Ve kendilerine mükemmel bir ziyafet çektiler. Bu hakikatin  farkında olan akıllı insanlar ise yaşarken helal kazançlarını yediler, yedirdiler ve ebediyen mertler, cömertler, makamında şereflerin en yücesine vardılar, rahmet ve dua ile anıldılar, anılıyorlar.
Değerli okuyucularım, yukarıda da belirttiğim gibi bazı insanların bitmez, tükenmez ve bencil ihtirasları sonucu, dünya temel yaşamındaki gelir dağılımı çok bozulmuş ve bunun sonucu olarak ta yoksulluk, fakirlik, açlık bazı insanların yaşamlarını berbat ettiği gibi, çekilmez bir hale getirmiştir.
Konuyu dağıtmamak için gelelim esasa; bu yoksullara devletin ve cömert insanların yardım etmesi ahlaki ve manevi bir görevdir. Devletin resmi yardım kurumlarının yanı sıra, işte bu sorumluluğun idraki içinde olan bazı gönüllü kuruluşlarımızda dinimize göre,   mübarek olan   üç  aylarda   kurdukları  aşevleri   ile   yoksul   ve muhtaçlara yemek ve bazı yardımlar yapmaktadırlar. Gönül arzu eder ki yoksullukla mücadelenin bu boyutunun yanı sıra ülke imkanlarının iyi kullanılarak   devlet ve özel sektör tarafından iş alanları açılarak işsizlere iş bulunmasıdır. Öte yandan bütün uygar düşüncelere göre hayır işlerine önem vermek gerekiyor ve bütün inançlara göre de cennetin kapılarını cömertler açacaklardır. Bunun  zıddı olan “cimrilerde ise şeref olmaz” haklı sözünü Hz. Ali söylemiştir.
Gerçekten cimrilik tedavisi çok zor olan bir hastalıktır. Yüce Allah hepimizi cimrilerden ve cimrilikten korusun.
 Dürüst ve şeffaf bir toplumda; lütufta geride, kahırda önde olan dostlarınızın, çok olması dileğiyle kalın sağlıcakla…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.