Bir önceki yazımda Çankaya yolunun ne kadar dik bir yokuş olduğuna dikkat çekmiş ve Gül’ün işinin zor olduğunu söylemiştim. ılk tur oylamada ulaşılamayan sonuç beni haklı kılan ilk deneme oldu. Aynı oy oranını gerektiren ikinci turda da haklılığımın süreceğini sanıyorum.
Üçüncü tur mu ?
Orada da Anayasa Mahkemesi’nin kırmızı ışığı yanacak ve harç bitip yapı paydos edecek gibi geliyor bana göre. 16 Bunu ben buralardan görebilirken o çok böyyüüükk ulusal basınımızın usta kalemlerinin es geçmesini ve şimdiden Gül seçilmiş gibi double sayfalarla müstakbel 11’inci Cumhurbaşkanı’nın biyografik haberlerine yer vermelerini ise hiç anlayabilmiş değilim. Ama ülkede bir çok temel sorununun onlar ve onların bu ülkeye yabancılıkları yüzünden çözülemediğini çok iyi biliyorum. Halkta bunu biliyor. 72 Milyon insanız ulusal basının tirajı günlük toplam 5 milyonu geçmiyor. Oysa 7-8 milyon nufüslu Avrupa ülkelerinde tabildoit gazetelerin tirajı 4 milyon.
Gereksiz gündem yaratmada usta bu muhteremlerin kalemleri sadece ekonomik baremleri  etkiliyor. Bundan sağlanan rantların ise kimin cebine gittiği çok aşikâr.
şimdi gelelim Çankaya’nın merdivenlerine. Kim kaç basamakta çıkmış?
ılk Cumhurbaşkanı Atatürk ile 2. Cumhurbaşkanı ısmet ınönü, TBMM’de oylamaya katılan milletvekillerinin tümünün oyunu alarak seçildi. 29 Ekim 1923-10 Kasım 1938 tarihleri arasında cumhurbaşkanlığı yapan Atatürk, oylamaya katılan 158 milletvekilinin; 11 Kasım 1938-22 Mayıs 1950 tarihleri arasında cumhurbaşkanlığı yapan ınönü de 348 milletvekilinin tamamının oyunu aldı.3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, 22 Mayıs 1950- 27 Mayıs 1960 tarihleri arasında bu görevde bulundu. Bayar, seçime katılan 453 parlamenterin 387’sinin oyunu alarak cumhurbaşkanı seçildi.4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, 27 Mayıs 1960 askeri harekatı sonrasında kurulan Milli Birlik Komitesi Başkanlığı ve Devlet Başkanlığı görevinde bulundu. Gürsel bu görevini 25 Ekim 1961’e kadar sürdürdü. Cemal Gürsel, 26 Ekim 1961’de TBMM’de yapılan seçime katılan 607 parlamenterden 434’ünün oy alarak cumhurbaşkanı seçildi. Gürsel, geçirdiği rahatsızlığın ardından verilen, “Cumhurbaşkanlığı görevine devam edemeyeceğine” ilişkin rapor sonucu, 28 Mart 1966’da TBMM kararıyla bu görevinden ayrılmak zorunda kaldı.Cevdet Sunay, 28 Mart 1966 ile 28 Mart 1973 tarihleri arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin 5. Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. Fahri Korutürk, TBMM’de yapılan 15. tur oylamanın sonucunda Türkiye Cumhuriyeti’nin 6. Cumhurbaşkanı seçildi. 6 Nisan 1973- 6 Nisan 1980 tarihleri arasında bu görevde bulunan Korutürk, oylamaya katılan 557 parlamenterin 365’inin oyunu alarak Cumhurbaşkanı seçildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren ise 12 Eylül 1980 askeri harekatı ile Milli Güvenlik Konseyi ve Devlet Başkanlığı görevine getirildi. 18 Eylül 1980’de Devlet Başkanı olarak ant içen Evren, 7 Kasım 1982’de yapılan Anayasanın halk oylamasında, Anayasanın Geçici 1. Maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı oldu. 9 Kasım 1982’da Cumhurbaşkanlığı görevine başlayan Evren, 9 Kasım 1989’a kadar cumhurbaşkanı olarak görev yaptı. Türkiye Cumhuriyeti’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, 9 Kasım 1989 ile vefat ettiği 17 Nisan 1993 tarihleri arasında bu görevde bulundu. TBMM’de yapılan 3. tur oylama sonucunda Cumhurbaşkanlığına seçilen Özal, oylamaya katılan 285 milletvekilinden 263’ünün oyunu aldı. Özal’ın adaylığına karşı çıkan SHP ve DYP, oturuma katılmadı.9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 16 Mayıs 1993-16 Mayıs 2000 tarihleri arasında görev yaptı. Oylamaya katılan 431 milletvekilinden 244’ünün oyunu alan Demirel, 3. tur oylamada cumhurbaşkanı seçildi..
Türkiye Cumhuriyeti’nin 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM’de yapılan 3. turda, oylamaya katılan 533 milletvekilinden 330’unun oyunu alarak 16 Mayıs 2000’de görevine başladı.
 Burada dikkat çeken sadece Özal’ın seçilişindeki aritmetik. Diğerlerinde normal prosedür işlemiş. Kaldı ki Özal 12 Eylül yönetiminin ön plana çıkardığı ve yükselmesine yardımcı olduğu bir isim olarak Türk siyasi arenasına giren, sonrasında kişisel becerileri ile yükselen bir beyin. Ve geçmişteki seçimlerde adaylar ile ilgili hiç tereddüt yaşanmamış (bu tereddütten kastım yaşam biçimleri vs ile ilgili) Gül’ün ise tek handikapı eşinin türbanı ve onun ülkesini Avrupa’ya şikayet  etmiş olması. Türkiye’de şanlıurfa’nın Akçakale ilçesinin bilmem hangi Sağlık Ocağı’nın bahçesi Kamusal alansa, Çankaya Köşkü’nün bahçesinin kamusal alanının emsalliğini varın siz hesap edin. Bunun sonuçlarını, teşkil edeceği emsallerin neleri değiştirebileceğini de hesap edin. Bu değişime hazırmıyız diye sormayacağım, çünkü hazır olmak istemediğimiz bir değişim bu. Hatta çoktan es geçilmiş bir değişim. Bu değişime razı olan veya karşı çıkan benmiyim?
Ne münasebet. BEN KıMıM Kı? BANA GELENE KADAR…………….
Bilmem anlatabildim mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir