Pozitif ilimlere göre, tabiatta bir etki ve tepki kuramı vardır. Ve bu şaşmaz kaide, yaşamın sürekliliğini sağlayan olgulardan sadece biridir. Dünya doğasında hangi koşullarla olaylar meydana gelirse gelsin, neticede bu gezegen kendi dengesini sağlar ve bilinen sistem içinde uzayın derinliklerine doğru, şimdilik bizce meçhul olan kaderini yaşamak üzere akıp gider.

Üzerinde yaşadığımız ve adına Dünya dediğimiz bu küçücük gezegende, Evrenin zaman ve mana boyutu içinde bir canlı hayat meydana gelmiştir. Canlılar içinde düşündüğünü, düşünebilen şuurlu bir varlık olan insanda, kendini kainatın merkezi sanıp, evrenin gizemini çözüp ve ona hakim olmak sevdasıyla bugüne kadar gelmiştir.

Nitekim; insan zaman, zaman doğaya olumlu ve olumsuz müdahalelerde bulunmuş, onunla boy ölçmeye ve güç gösterisine girmeye kalkışmıştır.

Bana göre; şimdilik hep Doğa haklı ve güçlü çıkmıştır. ınsanoğlu bilinçlenip bu konuda olumlu birçok yol almasına rağmen, hâlâ kendi bindiği kayığı delme gibi safça yanlışlar yapmakta ve neticede bu durumdan çokta zararlı çıkmaktadır.

Yapılan her yanlış ve bozulan her denge ağır bedellerle yeniden eski haline gelmektedir. Bunlar görülüyor, biliniyor ama maalesef yeterince ders ve ibret alınmıyor.

Bu yazıyı kaleme almama sebep;

Son günlerde ülkemizde ve dünyanın birçok bölgesinde ölümlere ve maddi zararlara sebep olan anormal yağışlar sonucu meydana gelen sel felâketleridir.

ışin ilginç yanı, bu yağış anormalikleri sonucu bazı bölgeler sellerle uğraşırken, bazı bölgelerde ise kuraklık tehlikesiyle mücadele edilmektedir. Örneğin Etopya’ya yıllardır tek damla yağmur düşmemiştir. Daha birçok bölge kuraklıkla karşı karşıyadır ve kalacaktırda.

Neden mi?

Bilim adamları, açıklıyorlar; “Küresel ısınma var.” Küresel ısınma niye oluyor?

Bilim adamları yine izah ediyorlar; “Sera gazlarının atmosfere doğanın ihtiyacından fazla olarak pompalanması sonucu oluşuyor.”

Peki bu gazlar nelerdir?

Çevreciler ağlayarak açıklıyorlar: “Organik atıklardan ve fosil yakıtlardan çıkan ve yeterli ormanlar olmadığı için de gerektiği kadar emilemeyen gazlardır.”

Peki bu gazları en çok kimler üretiyor?

Bunu herkes biliyor. Başta ABD ve gelişmiş ülkeler.

Önlem..

Yok denecek kadar az.

Özetle; Dünya ormanlarını koruyup, eski haline getirmezsek ve çevre bilincinden yoksun olarak duyarsız bir şekilde yaşarsak, Allah korusun dünyada bu tür felâketler daha çok olur.

Dürüst ve şeffaf bir toplumda; lütufta geride, kahırda önde olan dostlarınızın çok olması dileğiyle kalın sağlıcakla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.