Sultanlık
ve hakanlık, kurallık dönemlerinde tahttaki şahsın erkek çocuğu olduğunda
“Tahtın saltanatın varisi geldi..” diye çok sevinilirmiş.

Osmanlı
padişahlarından Yıldırım Bayezid’in ilk oğlu olduğunda da Bursa’da aynı sevinç
fazlasıyla yaşanmış ve Padişah o gün erkek çocuğu olan ailelere şahsi
servetinden bir miktar yardım yapılacağını duyurmuş.

Bundan
bilgisi olan yaşlı bir kadın Yıldırım Bayezid’in huzuruna çıkarak; o’nu tebrik
eder, çocuğunun hayırlı ve uzun ömürlü olmasını diler ve; “Şehzadenin doğduğu
gün ben de kapının önüne bir çınar diktim. Benim gibi ihtiyarın çocuğu da böyle
olur..” diyerek ailelere verilen yardımdan istifade etmek istediğini bildirir.

İhtiyar
kadıncağızın bu talebini uygun gören Padişah sevinir ve ona da aynı yardımın
yapılmasını emr’eder.

Yıldırım
Bayezid dönemi (1360-1403) 1402 tarihinde Timur’la yapılan Ankara Savaşı
dolayısıyla Osmanlı tarihinin karışık bir devresi olur.

O
gün doğan şehzadenin akibeti bizim için meçhuldür. Fakat yaşlı kadının diktiği
çınar muhakkak ki, evlât gibi bakıldığı için yüzyıllar boyu yaşamış, yeşil
Bursa’ya temiz hava ve güzellikler katmıştır.

Ömür
bakımından ve yaşadıkları elemler, saadetler açısından insanları ve ağaçları
kıyaslarsak galiba kendilerine balta ile kıyılmazsa ve sadece bir su verilirse
ağaçlar daha şanslı görülüyorlar ve dünyamızı güzelleştiriyorlar.

Ağaçlı
bir bölge ile ağaçtan mahrum bölgeleri kıyaslarsak aradaki fark ne kadar
muazzamdır.

Bunun
için Peygamberler, din uluları ve bilge kişiler hep ağacı övmüşler, hayatları
boyunca insanlara ağaç dikmeleri için nasihatte bulunmuşlardır.

Hatta
denilebilir ki, birçok insanlar hayatlarını “ağaç dikmeğe vakf’etmişlerdir..” Tabii
onların korunması da bu vakf’edilen hayatın içinde vardır.

Bugün,
gerek şahısların ve gerekse idari makamlarda bulunanların ağaç sevgisi de çok
şükür azalmamıştır.

Yurdumuzun
bazı bölgeleri susuzluk ve cehaletten yeşilde bir miktar geri kalmış ise de
umarız mesafenin kapanması için çalışmalar devam edecek, ağaç sevgisi
canlanarak her gün biraz daha artacaktır.

Büyükşehir
ve İlçe Belediyeleri parklara, refüjlere ve kaldırımlara diktikleri ağaçlarla
hem bu sevgiyi ayakta tutuyor ve hem de şehrin güzelleşmesine çalışıyor.
Bunların sulanması ve bakımı da imkân ölçülerinde yapılıyor.

Arzu
edilen; hemşehrilerimizin de ağaç dikimi ve bakımı konusunda aynı hassasiyeti
göstermeleri, geniş bir alana yayılmış olan bu hizmetlerde görülen bir
noksanlığın hemşehrilerimiz tarafından tamamlanması, hiçbir imkân yoksa bile
ilgililerin uyarılması, en azından bir zararın verilmemesidir.

Örneğin;
kaldırıma dikilmiş, 3-5 fidan devamlı sulanmasına rağmen, arada birkaç gün bu
imkândan mahrum kalabilir.

Hemen
o boşluğu kenardaki dükkân veya evler doldurmalı, fidanlar susuz kalmamalıdır.

Yahut
fidanları bilinçsiz çocuklar veya gençler sarsıyor, kırıyorlarsa bunlara engel
olunmalı Bursalı yaşlı kadının evlât niyetine evinin önüne diktiği çınara
gösterdiği ilgi gibi bir hassasiyet gösterilmelidir.

Ancak
bu gibi hassasiyetlerle dikilen ağaçlar iflâh olur, bulundukları bölgeye,
memlekete bir güzellik verebilirler.

Her
ağacın meyvesi olmayabilir. Ama bugün bilhassa Urfa için ağacın gölgesi de bir
meyve gibidir.

Onları
sevmek, korumak boynumuzun borcudur.

Öyle
ki, emek verdiğimiz evlâtlarımızdan hayırsızı çok görülmüştür ama ağaçlardan
böylesine, nefret edilenine, hayırsız olanına katiyen rastlanılmamıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.