BU YEMEğE BU DUA
Mardinli bir şıh dostumuz vardı.  Mardin’den çıkıp bir yere giderken mutlaka  bize uğrar  misafir olurdu. Babam din adamı ve şıhları çok severdi. Kendiside ehli tarikat idi. Varını yoğunu onlarla bölüşmeye hazırdı. Babamın bu zaafını bildikleri için her geldiğinde birkaç gün kalırdı. şeyh otellere, lokantalara verecek parası zaten yoktu. Ama yıllar sonra  şeyhin bir gün urfaya geldiğini ve benimle görüşmek istediğini söyleyince nerede buluşalım dedik “ben… falanca otelde kalıyorum “ deyince hey gidi günler hey dedim…
Öteden beri kırsal alanda ve kenar mahallelerde adettendir. Bir misafir bir evde birkaç gün kalınca, komşular, akrabalar, onu evlerine misafir ederlerdi. Hele misafir şeyh olunca ele geçmiyordu.
Yemekler yapılır, yenilir, içilir, dualar okunurdu. Bu kez sıra  muska yapmaya geçilirdi.  Sohbetler  koyulaşırdı. Kimi zaman zikir yapılır bizde onu dinlerdik. Kimi zamanlar kadınlar, bazen erkekler gizli gizli dertlerini  anlatırlardı.  Bir gün fakir bir komşumuz şeyhı yemeğe çağırınca dolaysıyla bizi de çağırmış oldu. Adam amele, gündemliği gidiyor, kimseyi çağırıp özel yemek verecek durumda değildi. Ama kadın kocasını sıkıştırmış ille şeyhı eve yemeğe çağıralım.  “Belki kısmetimiz açılır, evin bereketi artar, Allah bizlere hayırlı evlatlar ihsan eder.” Der dururmuş. Adamda kadının dırdırından kurtulmak için bizleri konuk etti. 
Akşam yemeğine gittik, yemeğimiz üstü açık tabir ettiğimiz, etsiz, bir bulgur pilavı ile “tırşık” dediğimiz, bol  salçalı ekşili, sulu bir patates yemeğiydi. Ev sahibi etrafımızda fır dönüyordu. Önümüze ekmek sürüyor tas tas su bize yetiştiriyordu.
Yemek yenildi, sular içildi, tam sofra kalkacaktı ki ev sahibi “dua dua “ dedi. şeyh duaya başladı. Ama umduğumuzdan da kısa kesti. Ev sahibi uzun dua beklerken “fatiha” da çekilince  Ev sahibi dayanamadı.
-şıh kurbanın olayım niçin bu dua bu kadar kısa oldu.? “şeyh hazır cevaptı, hemen de tereddütsüz bir şekilde : -bu yemeğe bu dua çoktur bile .
Ondan sonra anladım şeyhın bazı sofralarda duaları niçin uzun tuttuğunu, bu işte yine zenginler karlı çıkıyordu.
  
 SENDE BU SURAT VARKEN

 şeyh her evimize misafir olduğunda konu komşular doluşur, şeyh te ihtiyaçlarına göre muska  yazardı. Kimi kız anneleri, kızların kaderi açılsın, bir kısmet bulsun diye, kimileri işsiz kocalarına  iş bulsunlar diye muska yazdırırlardı.  Çocuğu olmayanlar, başı ağrıyan, dişi ağrıyanlar hepsi  yığılırlardı.  şeyh yazdığı muskalardan para almazdı. Onun için herkes onun evimize gelmesini beklerlerdi. şeyh gelecek onlara muska yazacak onlarda iyileşecek, kısmetleri açılacak, kızlar gelin olacak. Doktora da gitmeye gerek kalmayacaktı. 
 Bir gün bizim sokakta sürekli kocasıyla kavgalı bir kadın vardı. Kadının akli dengesi yerinde olmadığı gibi siması da çirkin denilecek durumdaydı.  Konu komşularla her gün kavga ederdi. Evlerinde zaten kavga hiç eksik olmazdı. Üç günde bir kızar babasına gider, babası ya bir başkası geri getirirdi. Yine böyle bir gidiş geliş sonrası şeyhın evimizde olduğunu duyunca, komşu kadınların isteğiyle  muska yapmak için oda geldi.
 şeyhın yanında hazır muska çoktu hemen birsinin üstüne Arapça bir şeyler yazıp ona verdi. Kadın muskayı alır almaz  soluğu evde aldı. Ama ne yazık ki kocası gelir gelmez  yine olaylar çıktı. Kadın bu nasıl muska ki kocama tesir etmeyip açıp içine bakıyor. ıçinde iki satır yazı görünce kağıdı buruşturup getirdi şeyhin üstüne attı. Bu nasıl muska içinde hiç yazı yok, bu kocama tesir eder mi ?deyince şeyh hiç istifini bozmadan
-Sende bu surat varken, kırk kağıtta doldursam fayda etmez” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.