Bir süredir hekim istifalarının yaşandığı Harran Üniversitesi Hastanesi’nde 9 bölümün kapanmasını değerlendiren  Urfa Tabip Odası Başkanı Dr.Bulut Ezer, yaptıkları uyarıların dikkate alınmadığını söyledi.
Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde görevli Patoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve alanda görevli tek hekim Prof. Dr. Mehmet Emin Güldür’ün, geçtiğimiz günlerde istifa etmesi üzerine bölüm kapanmıştı. Üniversite hastanesinde çalışan birçok hekim istifa sonrası özel hastanelerde çalışmaya başladı.
Urfa Tabip Odası Başkanı Dr.Bulut Ezer, istifalar nedeniyle şu an Harran Üniversitesi Hastanesi’nin 9 bölümünün öğretim üyeleri olmaması nedeniyle hizmet vermediğini vurguladı.
Patoloji, Nefroloji, Hematoloji, Romatoloji, Çocuk Hematoloji, Plastik Cerrahi, Onkoloji, Radyasyon Onkolojisi ve Göğüs Cerrahisi ile Genel Cerrahi bölümünün organ nakli ünitesinin kapandığına dikkat çeken Dr. Ezer, üniversitelerin sadece sağlık hizmetlerinin verildiği yerler olmadığını, aynı zamanda geleceğin sağlıkçılarını yetiştiren eğitim kurumları olduğunu anlattı.
BİR ZAMANLAR BU HASTANEDE ORGAN NAKLİ YAPILIRDI
Yakın zamana kadar üniversite hastanesinde organ naklinin aktif çalıştığını ve bölgenin bu yönden taleplerini karşıladığını belirten Ezer, “Urfa’da o öğretim üyesinin ayrılması ile organ nakli ünitesi de kapanmış oldu. Karaciğer nakli de yapılamıyor. Urfa’da bulunan hastalar maalesef farklı şehirlere gitmek zorunda kalacaklar” diye belirtti.
NEDEN AYRILIYORLAR?
İstifaların sebepleri arasında yönetimin talepleri karşılamaması olduğunu belirten Ezer, sağlanan hizmetlerin özlük hakları yönünden yetersiz olması, liyakatsiz atamalar ve yönetimsel sıkıntılar gibi sebeplerin de meslektaşlarının bulundukları kurumlardan istifa etmesine sebep olduğunu dile getirdi. Harran Üniversitesi örneğinde yaşanan sıkıntının Türkiye’nin sağlık sisteminde yaşandığına dikkat çeken Ezer, şunları dile getirdi: “Sağlıkta dönüşümde maalesef sağlığın niteliğinden öte, niceliğine baktılar. Hastaya daha iyi bir hizmet vermek yerine daha çok hasta bakma üzerine kurgulanmış bir sistem oldu. Hastaları, telefon başında randevu bulamayarak bekletmek zorunda bıraktı. Birçok devlet kurumu ve kamu kurumu hastanelerinde de durum aşağı yukarı böyle. Mecburi hizmetini bitiren meslektaşlarımız özele kayıyor. Kamu kurumlarında yer bulamayan hastalar da özel kurumların insafına kaldı. Sağlığı kışkırtan ve niteliksizleştiren bu sisteme karşı sürekli olarak uyarılarda bulunduk. Kışkırtılmış sağlık sistemi daha çok hasta ve hastalık yaratan bir sistem üzerine kurgulanmış bir sistemdir. Bu sayede sermayenin talep ettiği özel hastanelerin isteklerinin karşılandığı bir sistem oluyor. Birçok üniversite hastanesi artık ameliyat yapamaz hale geldi.” 
CERRAHİ VAKALARI OLUMSUZ ETKİLER
Üniversitelerin tıp fakültesi öğrencileri ve asistan hekimlerin uzmanlık eğitimi aldığı alanlar olduğunu söyleyen Ezer, “Yaşanan eksiklikler bu eğitim alanının da eksik kalmasına sebep oluyor. Bu da altı doldurulamayacak bir durum. Bir tıp öğrencisini patoloji bölümü olmadan mezun etmeniz çok da akla uygun değil. Üniversiteler, 3’üncü basamak hastaneleridir. 3’üncü basamak hastanelerinde komplike vakada bir patoloji bölümünün olmaması durumunda, cerrahi bir vakanın seyrinin nasıl gitmesi gerektiğine dair yorum yapamayacak bir duruma gelirsiniz. Çünkü patoloji bölümünde o parçanın değerlendirmesini yaparken eksikliğe düşersiniz. Komplike vakalarda bütün bölümlerin beraber koordineli çalışması gerekir. Bir bölümün eksikliğinde bile hastalığın yönetimi konusunda ciddi sıkıntılar yaşanır” dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.