Sakın
‘ne kısmeti?’ veya ‘hangi kısmet?’ gibi anlamsız sorular sormayın, efendim…

Tam
da tahmin ettiğiniz ‘kısmet’… Yani evde kalmış kızların kısmetinden
bahsediyorum. Bu kısmet nasıl açılacak? Bu problem nasıl aşılacak?…

Bu
haftaki yazımızda bu konu ile ilgili bildiklerimizi sizlerle paylaşacağız…

Efendim,
üniversitemizde sınav döneminin olduğu bir hafta Cuma namazını kılıp hemen
sınava yetişmem gerekiyordu; dolayısıyla camiden erken ayrılmam icap ediyordu..

Kapıda,
elinde kapalı bir kilit ve o kilidi açacak bir anahtar ile bekleyen bir hanım
efendiyle karşılaştım.

Aramızda
özetle şu diyalog cereyan etti:

-Bu
kilidi açar mısın?

-Hayırdır
bacım, niye?

-Yani
şey…

-Bacım,
bu bir hurafedir. Dinimizde hurafeye yer yoktur.

Diyaloğumuz
bu minval üzere devam etti.

Dilim
döndüğünce, hanımefendinin anlayabileceği bir şekilde onu kırmadan- hurafeleri
anlatmaya çalıştım.

Meğerse,
Cuma namazından ilk çıkacak birisine kilidin açtırılması, kısmeti kapalı olan
kızın kısmetini açtırıyormuş.

Fesuphanallah!…

Efendim,
sadede dönecek olursak; aslı esası olmayan ve hiçbir gerçeğe dayanmayan, buna
rağmen kötüye yorumlanan ve kuruntu edilen şeylere hurafe diyoruz.

Gerçek
dışı bu uydurma davranışların güzelim dinimizle ilgisi yoktur. Ancak; maalesef,
cehaletin etkisiyle, insanımız özünden uzaklaşıp esastan kopunca böyle komik
durumlar ortaya çıkabiliyor.

İslam
ruhundan uzaklaşan insanlar bid’at ve hurafelere dört elle sarılma durumuna
düşebiliyor…

‘Baykuş’un
acı acı ötüp uçtuğunda veya bir bacaya konduğunda beraberinde felâket
getirdiğine inanan’ insandan tutun, ‘Cumartesi günü yorgan kaplanırsa sahibinin
ölüsünün o yorgan altından kalkacağına inanan’ insana varıncaya kadar..
toplumumuzda değişik hurafelere inanan pek çok kişiye rastlamak mümkün..

Diğer
taraftan bir kısım insanımız, Salı ve Cuma günü iş yapmamakta; bir kısmı
sökükleri üzerinde dikilen insanın iftiraya uğrayacağına inanmakta; diğer bir
kısmı türbelerden ve türbelerde yaktığı mum veya bağladığı çaputlardan medet
ummakta; bir kısmı ise türbeye kurban kesmekte ve ondan yardım dilemektedir..

Sakın
bu hurafeler, ilerlememizi istemeyen birilerinin uydurması olmasın. Örneğin,
Cumartesi uydurması Yahudi oyunu olamaz mı?

Salı
da İstanbul’un Salı günü fethedilişini hazmedemeyenlerin tezgâhı olarak
düşünülemez mi?

Bütün
bu hurafelerin dinimizle hiçbir ilgisi yoktur.

Bunların
tamamı yanlış şeylerdir. Türbelerde mum yakmanın, taşlarını, demirlerini,
parmaklıklarını öpmenin, çalı ve dallarına bez bağlamanın ve türbeye kurban
kesmenin islam’da yeri olmadığı gibi bu gibi davranışlar inancı tehlikeye
sokar.

Dileklerimizi
doğrudan doğruya her dertlinin âhını işiten, kalbimizde geçenleri dahi bilen,
bizleri seven sonsuz merhamet sahibi Rabb’imize arz edelim. O’nunla aramıza
basit maddelerin girmesine fırsat vermeyelim.

Bu
hurafelerin yaygınlaşmasında önemli rolü olanların başında bu tür
faaliyetlerden rant elde edenler gelir.

Bu
rantçıların bir kısmı dini inancımız üzerinden; bir kısmı temiz duygularımız
üzerinden bizleri sömürmeye çalışır. Evde kalmış kızlarımıza birtakım şeyler
yazmak suretiyle rant elde etme peşinde olanların dinimizle ilgisi
olamayacağını bilmemiz gerekir.

Ayrıca,
evlatlarımız için sorup soruşturma, en güzel bir biçimde evlenmelerini sağlamak
adına onlara yardımcı olma konusunda üzerimize düşeni yapmak durumunda
olduğumuzu zaten biliyoruz. Fakat kısmetleri çıkana kadar, en ufak bir ağırlık
göstermemiz; onlara yük olarak bakmamız son derece yanlıştır. Bunun
hissettirilmesi dahi vebaldir.

Onlar
bizim canlarımız. Böyle bir yanlışlığın günümüzde olabileceğini düşünmek bile
istemiyoruz.

Hayırlı
kısmetler dileğiyle… 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.