şiir gönüllerde temel taşı olarak  yer edinen onun üzerine sevgi, hasret, öfke, sabır  üzüntü,  keder ve daha nice duygu ve hislerin  şiirleşerek  yükseldiği yerdir. şekil bulan mısralar, kimi zaman boynu büyük bir yetim topluluğu, kimi özgürlük uğruna  dağları meydan edenlerin dili olur, şairin kaleminden. şiirdir, her mısrası bir filiz, her filizi iki yaprak ve ardından dal budak salar  gök yüzüne. Bazen barışa uçurulan güvercin, bazen mutluluktur karanlıklarda ışıyan yıldızlar misali.   

 Kimi zaman aşılması zor bir kalenin sütunları, bazen bir surun yükselen bedenidir. Dimdik ve sağlam bir duruş sergiler. şiiri sevecek onunla heyecan duyacak, onunla canlanacak dirimimiz, hayatımız, yaşamımız renk bulanacak şenlenecek mısralarla sesleniyor bize Nazire Hanım …

“Buğulu sabahları yudumladı / kristal mavi izler / karanlığın ıslığı/ korkuları uğurladı/ vitrindeki yansımalar / aynalara çarptı/ papatyaları örseledi / nisan yağmurları / oy benim yoksul çocukluğum anılarından kalan izdüşümleri sitayişle, hayıflanarak anımsıyor.  

            şiir bir uçurumda açan çiçek gibi zorlu ve dikkat çekicidir. şiir duygu selinin zamana akan dilidir. Bazen çocukluğun hayran kaldığımız imgesel bakışı, kimi zaman gençliğin yüklendiği  misyondur. Derken olduğumuz düşlerin hasretlere ezgin coğrafyanın kazanımları gibi yüreği çöle çeviren yağmura hasret bir toprak ve derken iki damla gözyaşı

            Kitapçı raflarının şiir kitapları ile dolup taşıdığı bir zaman dilimindeyiz. Hatta şair öyle çoğaldı ki iyi güzeli ayırt etmeden alay konusu edildiği öteden beri söylenir. Her gün piyasaya yeni bir şairin çıktığı bir zamanda samimi duyguları içeren şiiri bulmak hayli zorlaştı. Bir zaman kitap basmak için yayın evlerinin şair aradığı bir dönem de şimdi şair bile tanımak istemiyorlar. 

            şu ozanca yazılmış….Sonra Git şiirinden bir dörtlükle damağınızda kalacak yüreğinize inecek bir tat. “dur diyemem eğer gitmek istersen,/ sürgün gözlerime bir bak , sonra git / anlamı kalmadı aşkın diyorsan / kanayan kalbime bir bak , sonra git” diyen mısralara devam etmek hayli zor.  

            şiir nedir? bizim yazdığımız nedir? Veya okunanlar yazılanlar nedir? Sorularını herkes kendine göre yorumlarken en iyisini seçmek hayli zorlaştı. Elbet üzerinde düşünülmesi gereken, tahlilinde fayda bulduğumuz konular. şiiri sadece bir hikâye, bir dua olarak algılamak ya da özlem, aşk, sevgi sözcüklerini yığarak üst üste dizilen kelimelerle kabul etmenin yanlışlığının verdiği sıkıntıyı hep yaşıyoruz.

“yüzüme bir ayrılık şiiri vurdu./ sigaram azılı bir katili kelepçeledi/ şarabımı kızıl karanlık damıttı/ağıtlarım firari hartalara seslendi/ parça parça yaşanmışlıkları” kalem durmak bilmiyor bir damla gözyaşından geriye söylenenler.

şiir öyle bir hal aldı ki bir yerde bilmece şeklinde iken, diğer yanda imgeden yoksul, bir bakıyorsun manzumlaştırılmış hikâyeler, içi boşaltılmış sözcükler dizilmiş üst üste.  Halkın kullandığı sözler artık o eski sıcaklığı vermiyor. Bu kadar değişim ve dönüşüme rağmen hala yarım asır öncesi şiirle zaman kaybedip ilahilerle yoğrulmuş nasihatlerle doldurulmuş övgülerle renklendirilmiş, manzumlaştırılmış hikayelerle içi boşaltılmış şiirler yığınla etrafımızda.  

            Herkese göre ayrı bir renk ayrı bir şekil almış. Her yerde her konuşmada şiire rastlamak mümkün. Ben şiir özünden çıkmış dillerde başıboşluk içinde.. Katılan olur-olmaz onların takdiri. Karşı savlara da saygılıyız. şu mısraları yudumlarken yorgunluğun karamsarlığın kara bir gece  gurbet hasretiyle çöktüğü anlardır. “gurbeti nefeslerken / her anımsamanın yorgunluğunda / çıldırasıya büyüyecek özlemlerin / son sarsıntısında sessiz eylüllerin  / esmeyen rüzgarlar /saçlarında tutuşacak / ellerinde sönecek / kurlamyan cümleler.”  

şiirin bir dil yaratma sanatı olduğu hep söylenir. ımge, simge söz sanatından çıkıp mısraların birer anlaşılmaz kelimelerle şekil bulması şiir diye önümüze sürülmesine, şiirin başıboş ellerde nereye gideceğinin merakı hep içimizde….şiir diye insanlara kelime yığınları yutturulması ne kadar doğru. Uyduruk şeylerin şiir diye yazıldığı sayfalar dolusu kitaplara eller uzanmıyor artık. Saygı, ahiret korkusu, methiyeler, naatlar şiir diye sunulması ne derece doğru.  Çok yazılacak şey var lakin  kitabı okuyarak kendiniz karar verirseniz daha doğru olur. Yazarın iletişim adresi ilkiz sok. no. 19/ 17 Sıhıye / ANKARA  tlf. 312 2988 59

             

             

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.