Memleketimizin neresinde hayırlı bir iş, örnek bir çalışma olsa zikr’etmeden geçemiyoruz, örnek alınmasını istiyoruz.

Gaziantep Ticaret Odası ıl’in ürünleri arasında bulunan fıstık ve bulgur için tanıtım çalışmaları yapıyor. Baklavayı da arasına katıp tabir caizse “Tanıtım Seferberliği” ilân etmişler. Bu vesile ile Gaziantep’te “Yemek ve Antepfıstığı Festivali” düzenlenmiş, “Avrupa Birliği ış Geliştirme Merkezi” eliyle düzenlenen çalışmalarda ABD , Kanada, Fransa, ıspanya, Almanya, ıngiltere, Avusturalya ve Yunanistan’dan gelen 100 den fazla gazeteci, yemek kültürü yazarı, aşçı, diyetisyen Gaziantep yemekleriyle ilgilenmiş ve bunun tanıtımı için gönüllü birer eleman durumuna gelmişlerdir.

Böylesine Uluslararası bir etkinlikle tanıtımı yapılan yemekler de “Gaziantep yemek kültürünün beşiği” sloganı ile anılmıştır. Gaziantep Ticaret Odası Başkanlığınca da etkinliğe katılan Ülke temsilcilerinden “Tarımda ışbirliği” istenmiş ve birlikte gayret gösterilmesi temennisinde bulunulmuştur.

Hepsi güzel, hepsi hoş nitelikli çalışmalar. Gaziantep bu gibi tanıtım işlerinde zaten uzun yıllardan beri hep öndedir. Takdir edip kutlamak gerekir.

Bu arada kendimize soralım “Antepfıstığı” adı ile meşhur olan sert kabuklu fıstığın Urfa ve Antepte yetiştirilmesi ile ilgili ılimizde bugüne kadar kaç araştırma yapılmıştır? Tarihi gelişimi, fiziki ve biyolojik bileşimi arasındaki farklar nedir? Bugün Urfa’da yetişmiş ve yetiştirilmekte olan ağaç sayısı nedir? Mahsul ne kadardır? Geçmiş yıllarda 2-3 defa yapılan “Fıstık Festivali ve en iyi fıstık yetiştiricisi” etkinlikleri neden terk’edilmiş veya neden sessizliğe büründürülmüştür?

Gen merkezi Urfa olan buğday ve bulgur üretiminin Urfa’daki durumu nedir? Kaç hektar arazide buğday tarımı yapılmaktadır? Yıllık üretim ne kadardır?

Urfa’da bulgur tüketimi yılda kaç ton’a ulaşmaktadır? Urfa’da bulgurdan kaç çeşit yemek yapılmaktadır? Bunların ekonomideki yeri nedir? Yayılışı (binterland) nerelere kadar olmuştur? Hangi illerin adı bu hinterland’ın içine girebilir?

Hazreti Adem’in (a.s.) adının bile zikr’edildiği Urfa tarım hayatı dünyanın kurulduğu, ilk insanların beslenme kültürüne başladığı bu ıl ‘de nedense en gerekli araştırmalar yapılmıyor, yaptırılmıyor. Bununla ilgili ciddi tanıtımlara girişilmiyor. Geçmişte yapılan 3-5 etkinlik geliştirileceğine, unutuluyor, unutturuluyor. Urfa’mız hak’ettiği birçok gelişmelerden geri kalıyor.

Tarım, turizm denilince en başta adının zikr’edilmesi gereken ılimiz son sıralara gidiyor, eğitimde olduğu gibi esamisi pek okunmuyor.

Bu kaderi artık değiştirmek mecburiyetindeyiz. Bütün değerlerimizin envanterini çıkarıp bilim adamlarına alanlarına göre paylaştırıp eser ve etkinlik haline getirmek sorumluluğumuz vardır. Daha fazla geç kalmak bugüne kadar olduğu gibi bize hep gerilik, geride kalmışlık getirecektir. Artık fırsat vermiyelim.” Yeter” demesini bilelim. Etrafımızda olanlara kayıtsız kalmayalım. Eksiğimizi, fazlamızı bilerek aralarına katılmaktan geri durmayalım. Herşeyimiz var, bir de helva yapabilsek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.