Hani Biye, TIB-BİYE

Sabri Dişli

“14 MART Tıbbiye Bayramı” boş salonda kutlanmış…

Tıp Fakültesi’nden özel hastanelere kaptırdığımız ve hala yerini dolduramadığımız ehil doktorları çağırsaydık… Veya Harran Üniversitesi Osmanbey Yerleşkesi’nde, Dev bir hastanenin yapıldığından haberi bile olmayan ekâbir, esnaf, eşraf ve siyasileri toplasaydık… Salon değil, salonlar dolardı…

Maksat salon doldurmaksa kolay; Devlet ve Özel Hastanelerimizin hasta bekleme salonları her gün dolup dolup taşıyor. Hazır dolu salon bulmuşken bayramı kutlasaydık… Olmadı Hastanelerimizde bazı cihazlar için gün bekleyen hastaları çağırsaydık.

Anlayacağınız salon doldurmak kolay…

Tıp dünyasındaki gelişimin eteğinden tutarak bir yerlere geldiğimiz doğru. Ama hala Türkiye’de hasta başına düşen personel sayısı bakımından şanlıurfa çok gerilerde.

Bu boşluğu doldurmak isteyen Sağlık personeli insan üstü performans gösteriyor…

Sağlıkçının sağlığı sağlıksız koşulda…

Ha! Ankara’daki dayısına sırtını dayayıp bir gün ocak nöbeti, dört gün yan gelip yatanlarla, ilaç mümasilleri ile “reçete reçetenin üstünde, kimin reçetesi en üste” oynayanlar da var.

Özel Hastaneler “Sağlık Bankası” gibi, önce gülen yüz, arkasından minik fatura(!)

şanlıurfa’da bulunan Özel Hastane ve kliniklerin âcil servisi’ne gelen hastaya verdikleri önem ise ortada; acil hasta idrar tahlili vermek için, bir kat yukarıdaki tuvalete çıkmak zorunda. Hastaya bakış, giriş katta kendini ele veriyor.

Sektörün bazı ‘gene’ türü uzantıları da var.

Hastane kapıları önünde bekleyen mafya döküntüleri; El arabasında ilaç satan seyyar eczacı uzantıları… Medikal cihazlarını katlamalı kakalamaya çalışan lavuklar…

Ve ihale yoluyla pahalı cihazları koordineli alan-veren, deveyi gövdesi ile götüren büyük dinozorlar

Bayram işte!..

Tıp Bayramı…

Eş, dost, komşu, akrabaya Aşure günü gibi, Aspirin göndermeyeceğimize göre; sorunları konuşup irdelemek, fedakârane çalışan, şifa dağıtan, Sağlık personelini motive etmek…

Ve Urfa’lı olarak sorgulamak: bana düşen, Tıbbiyeden, hani biye..????.

 ******

O Meleğin Adı Neşet Baba

Herkesin zorlu ve sorunlu günleri olmuştur…

En zorlusu sağlık sorunu yaşanan günlerdir.

Hele bir düşünün: Anneniz, eşiniz, çocuğunuzdan birisi hasta, elinize bir reçete tutuşturulmuş.

ılaç ateş pahası… …

Cebinizde para yok!… …

Yakınınız ateşler içinde…

Gururunuzu ayaklar altına alıp, yardım isteyeceksin.

Ama nasıl?

Sokaklara doluşan duygu istismarcısı dilencilere benzetilip incinirsem…

Ya red edilirsem! endişesini taşırken, herkes sana bir adres gösterir:

-O Eczacı babaya git…

Ürkerek eczaneden içeri girersin…

Karşıda kıvır, kıvır saçlarıyla güleç yüzlü bir adam durur…

Göz göze gelirken, kalın gözlük camlarının altından size fişek gibi bir bakış fırlar…

O bakış tüm endişeleri siler…