Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü savaş tarım ürünleri fiyatlarının artmasına yol açtı. Küresel gıda krizinin ayak sesleri bir çok ülkenin tarıma daha fazla destek vermesini zorunlu kılıyor.

Özellikle buğday krizinin büyümesi ve bunun Türkiye’yi de etkilemesinden endişe ediliyor.

Bu durum hemen akıllara GAP’ı getiriyor.

Ulusal medya şu günlerde GAP’tan artık daha fazla söz ediyor.

GAP’ın önemini anlatan yazılardan biri Stratejik Araştırma Merkezi’nden Yazar ve Akademisyen Dursun Yıldız kaleme alındı. Yıldız, bu gidişle projenin tamamlanmasının 2040’ı bulabileceğini düşünüyor.

Dursun Yıldız’ın bu konudaki değerlendirmesinden bir bölüm şöyle:

”GAP, yönetiminde iki neslin görev yaptığı teknolojik ve yeni yönetim modelleri alanında gelişmelerin yaşandığı ve uygulandığı bir proje oldu. Birçok kez tamamlanma tarihinin ertelenmesi projeden sosyal beklentilerin azalmasına, huzursuzluklara ve proje hedeflerinden bazı sapmaların yaşanmasına neden oldu. Ancak buna rağmen proje değişimlere de ayak uydurarak sürdürüldü. GAP uygulamaya başlandığı dönemden itibaren dünyada bilimsel, teknolojik ilerlemelerin yanı sıra su yönetimi, güvenlik, ekonomi, uluslararası ilişkiler alanlarında da birçok değişme ve gelişme yaşandı.

Öncelikle projenin tamamlanma süresinin uzaması, sınırları daha esnek olan, amaçları genişleyen bir GAP’ın ortaya çıkmasına neden oldu. GAP’ın esnekliği, projenin sürekli geliştirilerek yeniden üretilebilmesini mümkün kıldı.

Sulama Projeleri Neden Gecikti?

GAP’ta tarımsa sulama ve tarımsal üretim hedeflerine ulaşılması konusunda gecikme yaşandı.

Sulama projeleri ile birlikte çiftçinin, toprağın, sulama birliklerinin, depolama ve lojistik hizmetlerinin, pazarlama imkanlarının hazırlanması adımları koordineli olarak gerçekleşmedi.

Bunda bölgenin güvenlik, sosyo -ekonomik ve sosyo-kültürel özelliklerinden dolayı çeşitli aksamalar yaşandı. Örneğin planlanan ürün desenine uyulmaması, Harran Ovasındaki yanlış sulama toprağın bir bölümünün tuzlanmasına neden oldu. Bazı sulama projelerine sonradan drenaj sistemlerinin eklenmesi gerekti. Bölgede pamuk ekiminin plan hedeflerinin çok üstüne çıkması, sulama birliklerinin kurumsal yapısındaki zafiyetler ve bu kuruluşların daha sonra DSİ’nin mali ve idari kontrolüne devredilmesi gibi hususlar sulama projelerindeki ilerleme hızını yavaşlatan etkenlerden oldu.

GAP, Türkiye’nin ve Bölge’nin Gıda Güvencesinin Anahtarı

Bölgeye özgü zorlukların yanı sıra, Türkiye’nin Ulusal Tarım Politikası oluşturma konusundaki eksiklikleri GAP’taki tarımsal üretim potansiyelinin gelişimini kısıtladı ve projenin geniş tabanlı faydalarını azalttı.

Ancak yine de GAP bu bölgede yavaşlamasına rağmen tamamen durmayan suya dayalı entegre bir kalkınma projesi olarak bugüne ulaştı.

GAP, Kuzey Afrika ve Ortadoğu Bölgesinin geliştirilmekte olan suya dayalı tek bölgesel kalkınma projesi olup hem Türkiye’nin hem de bölgenin gıda arz güvenliğinin sağlanmasında anahtar bir role sahiptir. 1,058 milyon hektar öncelikli sulama alanından oluşan bu projede entegre havza yönetim anlayışının hızla oluşturulmasına ihtiyaç vardır.

Tarımın stratejik bir sektör olduğunun geniş bir kabul gördüğü günümüzde, GAP bu stratejik sektörde bizim elimizi çok güçlendiriyor. GAP’taki su ve toprak altyapısının stratejik, ekonomik, jeopolitik önemi gün geçtikçe artacaktır. Bu nedenle GAP için yeni bir hamle yapmalıyız. GAP’tan ulusal çıkarlarımız doğrultusunda faydalanabilmek için çok dikkatli bir şekilde yenilikçi stratejiler ile finansman ve üretim modelleri oluşturmalıyız. Yani Rahmetli Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’in deyimiyle GAP’ı GAPtırmamalıyız.”

GAP’a ne oldu?

Milli Gazeteden Mustafa Kaya ise son yazısında, ‘Kaynak yetersizliği nedeniyle GAP’ın tamamlanamadığı doğru mu?’ Başlandığı dönemde dünyanın en büyük 9. projesi olduğu söylenen, bölgesel olarak ve ülke çapında başta ekonomi ve sosyal hayat için çok önemli katkıları olacağına dair raporlar yayınlanan bu proje neden unutuldu?’ “GAP’ı gaptırmam” diye dillerimize pelesenk olan, herkesin sahiplendiği paylaşılamayan proje neden hâlâ hak ettiği ilgiyi görmüyor?” sorularını gündeme getirdi.

Normalde projenin tamamının 2010’da bitirilmesinin öngörüldüğüne dikkat çeken Kaya, ‘şu yorumu yaptı:

Bu iktidar iş başına geldiğinde, 13 yıllık süre geçmiş, geriye 8 yıl kalmıştı. 2008 yılında yapılan açıklamada 3 yıllık bir sapma ile projenin 2013 yılında tamamlanacağı açıklanmıştı. Ancak bu ilk vaat karşılığını bulmadı. Sonra 2017 yılında yine 2 yıl içinde bitirileceğine dair bir ifade kullanıldı ancak bu vaat de yerine getirilemedi.

Şimdi gelmesi muhtemel bazı yorumların, terör ve Arap Baharı sürecinde bölgede yaşanan olağanüstü koşulların projenin tamamlanmasına engel olduğu yönünde olacağını tahmin ediyorum. Ancak terörle mücadelenin sosyal ayağının önemli bir boyutu olan ekonomik gelişmişlik meselesinin çözümü için bu projenin ne denli önemli olduğunu bilmemek mümkün değil. Çift kanatlı bir mücadelede bu projenin sağlayacağı katkıyı dikkate almamak doğru olmaz. GAP gibi projeler, borçla dahi yapılmış olsa çok kısa ve makul bir sürede kendi kendisinin maliyetini karşılayacak projelerdir. Üstelik beslenmenin her türlü sanayi, teknolojik veya savunma gibi sektörlerden çok daha önemli bir hale geldiği günümüzde tedarik zincirinin önemli bir halkası olarak dikkate alınmasını söylemeye bile lüzum yoktur. Refah seviyesi yüksek ülkelerin aynı zamanda endüstriyel tarımda başarılı ülkeler olduğunu unutmamak gerekir.

Son olarak, birkaç yıl önce projenin büyük bir fiyasko olduğuna, bölge arazisinin sulamaya elverişli olmadığına ve hele vahşi sulama ile giderek tuzlu hale geleceğine, çöle dönüşeceğine dair raporlar yayınlandı. Bu raporları Türkiye ile Suriye arasındaki mayınları temizlemeye talip olan İsrailli firmanın, tarım arazilerini işletme karşılığında mayınları ücretsiz temizleme talebiyle birlikte değerlendiriniz.

Bahse konu topraklar dünyada ilk tarımın yapıldığı “Bereketli Hilal” olarak tabir edilen toprakların bir parçası olduğunu da unutmayınız. Bütün bunlar çevre duyarlılığının ikinci plana atılması, değişen iklim koşullarının dikkate alınmaması anlamına da gelmiyor. Komşu ülkelerle yapılan anlaşmaları göz ardı edelim de demiyorum. Söylemek istediğim şu ki; bu projeye sahip çıkalım. Bir an önce tamamlanmasını sağlayalım. Ülke ekonomisine sunacağı katkı emin olunuz, bölgesel barışa da destek olacaktır.”

Yorumlar 1 Yorum

  1. 23 Mayıs 2022

    Nureddin KAYA

    Sayın Yıldız’ın tespitleri gerçekten isabetli. GAP dünya’nın en büyük entegre projelerinden birisidir. Tam anlamıyla bitirilip faaliyete geçirildiği taktirde 35 milyon nüfusu besleyecek bir özelliğe sahiptir. Benim en büyük endişem Siyonistlerce arz-ı mevud olarak kabul edilen bu toprakların kıymetinin bilinmemesi ve uzun vadede Bip (Büyük İsrail) projesine dahil edilmesidir. Allah Muhafaza etsin. Onun için Devlet olarak millet olarak Şanlıurfa’lılar olarak bu projeye sonuna kadar sahip çıkıp hem ülkemizin kalkınmasına zemin hazırlamamız hem de BOP BİP gibi projelere meydan vermememiz lazım.

    Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.