
Ömer Elçi
2 Haziran 2011
Şehirde öpülecek yüz, sıkılacak el azalınca; köylerde tulum oy olasılığı söz konusu olunca, gundilerle sohbet sırasında, sayın vekiller “bey efendi, hacı amca” derken, küçük çocukların yanaklarını okşarken, bir başka kibarlıkları eleştirmek empatiyi bilmemektir…
Muhalefet vekillerinin bozuk yolları, sohbet sırasında kesilen elektrik kesintilerini, 1.500 TL mal olan ama 3.400 TL satılan mazot vs eleştirmesine; İktidar vekilleri ve adayları, “Geçmişi boş verin bu kez de bize verin ki yollarınız asfalt, trafolarınız son teknoloji, kanalizasyon şebekeleriniz tez dolar ufaklıkta olmasın vb” değerlendirmelerini farklı yorumlamak istikrar bozgunculuğudur” şeklindeki sözlerle karşılık veriyor. İstikrarı yaşamın olmazı gören aşiret ileri gelenlerinin, muhtarların altyapısını hazırladığı toplantıda vekillere soru sorulamaması; kadınların oy kullanmayı geleneklere aykırı gördüğü seçim gününde seçmenlerin demokratik haklarını genelde kullanamamasını dile getirmek pişen aşa soğuk su katmaktır…
Seçimlere gün kala ki zaman dilimlerinde “…..verdiğinin daha fazlasını veririm” diyenlerle;”…..verdi sen ne veriyorsun” diyebilenlerin olduğunu ima edenler seçim münafıklarıdır…
Köylerde, beldelerde seçimlerin pembeliliğinde yaptırılan köy odası, köy ortak malı olarak aldırılan metaların süreçte bazı ağaların, muhtarların demirbaşı olmasına itiraz edenler bölücüdürler…
Vekil memnun, vekile verdiren memnun olunca birey olamayan seçmenlerde memnuniyetsizlikten dolayı oluşabilecek yaraların ifşa edilmesi terbiyesizliktir…
12 Haziran’a günler kala milletvekilleri adaylarının bol çukurlu, bol tozlu yollarda son gaz köy, belde ziyaretlerine ağırlık vermelerini anlayamamak ise demokrasiyi anlamamaktır…
2011 seçimleri Urfa tabiriyle bu kez epey hafdu cenkli geçiyor gibi…
*
Urfa’da Ak Parti 12 sıfır peşindeyken, BDP bağımsızları sessiz aysberg; CHP, MHP geçmiş yıllardaki taban seçmenleriyle iletişimsizliğin sancılarındayken, diğer bağımsızlar 20-30 binden fazla oyla seçilmeyi garantileme iddiasında.
Türkiye genelinde olduğu gibi Urfa’da da Ak Parti MHP oylarını almanın hesaplarını yapıyor. Kaset mağduru pozisyonundaki MHP’nin geçmişteki taban oylarından fire verip vermeyeceği belirsiz.
Geçmiş yıllarda ki CHP’nin %15-20lik tabanının Baykal muhalifliği ve diğer kararsız seçmenlerin, “Baykal olmasa bende halk partisine oy veririm” yaklaşımının sandığa yansıyıp yanmayacağı da belirsiz.
İktidar partisinin CHP, MHP ve bağımsızları sürekli gözlemleyerek; gözlemlenenlerin de Ak Partiyi gözlemleyerek son hamlelerini seçimin son gününe ve anına kadar yapacakları Urfa’nın gerçeği…
*
Seçmenlerin bir kısmı 9 yılda iki elin parmaklarını geçmeyen projelerin yarım yamalak tamamlanmasına veya sürdürülmesine karşın, Ak Partinin 4 yılda 400 projesinin neler olduğunu merak ediyor.
Düşüncelerini çeşitli platformlarda paylaşanlar, “Belirtilen takvim süreçlerinde tamamlanmayan, başlanmayan proje oranı %50’yi bulduğu an sayın milletvekilleri istifa etmeyi; bir daha siyaset yapmamayı noter huzurunda kitapçığı dağıttıkları gün ıslak imzayla taahhüt ediyorlar mı?” demek de haksız mı?
Seçmen; ”Sorgulamak bizim en doğal hakkımız, siyasiler bizlerden alınan vergilerle siyaset, vergilerimizle maaşlarını alıyorlar ve söz konusu projelere para aktarıyorlar” demek de haksız mı?
Okuyucular; ulusal, yerel yazarları temsilci gördükleri sivil toplum kuruluş temsilcilerini gördükleri yerde ”Elçiye zeval olmaz paylaştıklarımızı paylaşın” demek de haksız mı?
Görünen o ki 2011 seçimlerinde seçmenler ve siyasiler Urfa tabiriyle epey hafdu cenk edecekler. Siyasetçilerce seçim küfesine konan yumurtaların cılk çıkması durumunda vay ki vay…