Eğitim faaliyeti ülkemizde büyük oranda devlet tarafından yürütülen, denetimi ise tamamen devlet tarafından yapılan sosyal bir hizmet alanı durumundadır. Bu sosyal hizmetin gereği gibi yerine getirilmesi gerekir. Devletin bunu istemeye hakkı ve gücü vardır. Ancak bunu sadece istemek yetmez. Bu hedefe ulaşabilmek için gereken önlemleri alması ve çalışması gerekir. Sadece okulu yapmak, okulu işletecek elemanı okula göndermek yetmez. Ardından bu çalışmaları sürekli değerlendirmeli, kontrol etmeli ve geliştirmelidir. Bu çalışmalar eğitimin amacına ulaşmasını kolaylaştırır.

Eğitim sistemi tümüyle bu anlamda sürekli elden geçirilmelidir. Farklı uygulama örnekleri araştırma geliştirme çalışmalarının yapılması, buna imkan veren bir yapı kurulması gerekir. Okul bir kere yapıldıktan sonra bırakılmamalıdır. Okulu yaptım, öğretmeni gönderdim, yöneticiyi yani ihtiyaç duyulan personeli gönderdim. ışim bitti anlayışının bırakılması gerekir. Kurulan okul amacına uygun çalışıyor mu? ıstediğim gibi ürün verdi mi? Sistemde ne tür değişiklikler yapmalıyım? Sorularını sistem sorumlularının mutlaka kendilerine sorması ve cevabını vermesi gerekir. Bu sorular verilere dayalı olarak verilmelidir. Bu tür sorular eğitim sisteminin kalitesine ilişkin sürekli dönüt alınmasını gerekli kılar. Yöneticileri uyanık tutar. Sistemi sürekli uyanık tutar. Sistemden sadece sayısal veriler almak yetmez. Niteliğe yönelik değerlendirmelerin de yapılması gerekir. Personele ilişkin veriler toplanmalı, eğitimin sayısal boyutuna ilişkin veriler toplanmalı, kurumun çalışma sistemine ilişkin veriler toplanmalı, niteliğe ilişkin veriler toplanmalı. Bu veri toplama işi sistemin verimliliğine dair sonuçları verir. Veriler şeffaf olmalıdır. Verilerin değerlendirilmesine herkes katılmalıdır. Değerlendirme kişilere bırakılmamalıdır. Pek çok kişinin katılımı ile yapılan değerlendirmeler sistemin daha objektif değerlendirilmesini sağlar. Personelin başarı veya başarısızlığı da yine aynı mantıkla olmalıdır. Sık sık başarı değerlendirilmesi yapılmalıdır. Hizmeti alanlar da bu değerlendirmeye katılmalıdır. Hizmeti alanlar personelin verimliliğine ilişkin kararlara katılmalıdır. Verimsiz olmasına rağmen personelin çalıştırılmasına devam edilmesi sistemin verimsizleşmesini getirir.

Eğitim sistemimizin mevcut işleyişine bakıldığında veriye dayalı bir durum saptama ve buna göre bir değerlendirme yaparak karar alma mekanizmalarının henüz gelişmediğini rahatça görebiliriz. Örnek verecek olursak okullar bir öğretim yılı boyunca faaliyette bulunur. Öğretim yılı sonunda okulların, okuldaki sınıfların, öğretmenlerin yani toptan eğitim sisteminin amacına ne derece ulaştığına dair bir veri toplanmaz. Okullar bir şekilde fiziki olarak kullanılır, öğretmenler derslerine girer çıkarlar, öğrenciler sınıflarını bir şekilde tamamlarlar ve sonuçta tatile giderler. Eğitim sisteminden sorumlu olanlar bu anlamda sene sonunda eğitim faaliyetlerinin yıllık durumuna ilişkin bir veriye ulaşma ihtiyacı ne yazık ki duymazlar. Bu verilere ulaşmak amacıyla okullardan bir bilgi talebinde bulunulmaz. Okullarımızda genel itibariyle sene sonunda sınıf geçme defterleri doldurulur. Dönem sonu not cetvelleri, diploma defterleri hazırlanır. Bunlar ilgili birimlere gönderilir. Bunun dışında başka bir veri toplama çalışması yapılmaz. Bir sonraki öğretim yılı yine sene başında hazırlıklar yapılır. Pek çok şey kağıt üzerinde sene başında hazırlanır. Çalışmalar sene sonuna kadar yine bir önceki yılda olduğu gibi devam eder. Bu tür bir eğitim öğretim çalışmasını veriye dayalı olarak sayabilmek mümkün değildir. Öğrencilerin aldıkları eğitimin durumu ancak OKS veya ÖSS türü sınavlardaki başarı durumuna ilişkin bilgiler açıklanınca görülür. Ancak bu tür sınavlardaki başarı da sadece okuldaki başarı durumunu göstermez. Öğrenciler ve aileler bu tür sınavlarda başarılı olabilmek için dershanelere gitmek, özel ders almak gibi destekleyici çalışmalar yapılması gerektiğini bilirler. Dolayısıyla bu tür sınavlardaki durum da tam olarak eğitim sisteminin niteliğine dair bir veri sağlamaz.

Bir başka örnek personelin değerlendirme sistemi açısından verilebilir. Mevcut personel değerlendirme sisteminde rasyonel olmayan bir yapının hakim olduğunu söyleyebiliriz. Öncelikle eğitim alanında çalışan personele yönelik diğer tüm memurlar için uygulanan genel, subjektif, çalışmayı, başarıyı belirlemekten ve bilimsel kriterlerden uzak, sadece genel bir kanaat belirlemeye dönük bir takım kriterlerin konulmuş olduğu görülür. Eğitim çalışanlarının çalışmalarını bir ölçüde görüp değerlendirme şansı olanların kanaatlerine hiç değer verilmezken personeli görme şansı dahi olmayan kişilere bir şekilde başarı değerlendirmeye ilişkin yetki verilmektedir. Böylesi bir değerlendirme sisteminde gerçekten çalışanla çalışmayanı nasıl ayırt edebilirsiniz. Elbette ki hiçbir şekilde ayırt edilemez. Personelin çalışmasına ilişkin veriye dayalı bir saptama yapamadığınız takdirde de ödül ve ceza sisteminiz de işlemez hale gelir. Böylesi bir sistemden verim alınması tamamen şansa kalır. Böylesi bir yapıda görev alan personel eğer işinin gereğini yapmaya çalışan birisiyse çalışmasının karşılığını görmediği için tüm gücünü ortaya koymaz, koyamaz. ışinin gereğini yapmayan birisi açısından ise zaten yapılacak fazla bir şey yoktur. Bu türde olan kişiler durumu idare etmeye devam etmekten başka bir şey yapmazlar. Sistemde durumu idare edenlerin sayısı arttıkça sistem etkisiz, verimsiz, hantal bir yapı halini alır.

Bu birkaç örneğe bakarak eğitim sistemimizde veriye dayalı bir saptama çalışmasının yapılamadığını, dolayısıyla değerlendirme çalışmalarının da verilere dayalı değil daha çok kişisel değerlendirmelere dayandığını, bunun da bilimsel bir bakış açısı olmadığını söylemek fazla hayalci, desteksiz bir yargı olmayacaktır. Böylesi bir bakış açısıyla çağın getirdiği yeniliklere adapte olmak mümkün görünmemektedir. Eğitim sistemimizde uzun süreli, planlı, programlı, ekip çalışmasına dayalı, katılıma önem veren bir değişim projesi hazırlanarak uygulanmalı ancak reform gibi iddialı ve parlak girişimler yerine adım adım ama sürekli bir iyileştirme çalışması yapılmalıdır. Selam ve saygılar….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.