ınsan oğlunun yaşam macerası çok ilginçtir. Dikkat ederseniz gerçekten doğumdan mezara kadar hep kendinden veya başkalarından kaynaklanan sorunlarını çözmeye çalışmakla geçer bütün ömrü.

Aslında ömür biter ama sorunlar bitmez. Sanın ki bir an sorunlar biter gibi olsa da bu defa çok yakınınızın bir sorunu ortaya çıkar. Velhasıl dertsiz bir baş ve dünya olmaz.

Namık Kemâl bakınız bu konuda şöyle söylüyor.

“Baisi şekva bize hüznü umumidir Kemâl,

Kendi derdi gönlümün billah gelmez yadıma.”

Hakikatten; çevremizde ve dünyamızda o kadar sorun ve dert vardır ki, bazen kendimizin ki bile hiç aklımıza gelmez.

Bakın şirazlı Sadi de bu konuda neler söylüyor.

“Bu Dünya’da bir kimse derdim yoktur dese, vallah pek doğru söylemiyordur. Zira; dertsiz insan olmaz. Gerçektende bir adam dertsizse, o zaman o adam makbul ve iyi bir adam sayılmaz.” diyordu.

Nitekim; nasıl olur da bir kimse kanadı kırık bir kuş görür veya öksüz, aç bir çocuk sesi duyarda üzülmez?

Tarihte yaşamış bazı bilge kişiler insanoğlunun yaşam öyküsünü tarif ederken; “Doğdular, acı çektiler ve öldüler” olarak belirtmişlerdir.

Onun için kapalı kapılar ardında ne dertler vardır ki, kimse bilemez. Kişi bir belâya duçar oldu mu beterin beteri vardır deyip haline şükür etmelidir.

Dünyaca tanınmış düşünürlerden Balzak; “Ayakları olmayan birini görene kadar, ayakkabılarım yok diye üzülüyordum” demiştir.

Değerli okuyucularım isterseniz bu hususta dinlediğim bir öyküyle bu günlük yazımızı noktalayalım.

Adamın biri bir kabristanı tavaf ederken mezar taşı yazan bir ustaya rastlar. Ustanın taşa şöyle yazdığını görür:

“Adem oğlu, adem

Doğum tarihi 1900

Ölüm tarihi 2000

Ancak 5 yıl yaşadı.”

Kabristanı ziyaret eden şahıs ustaya sorar:

– “Yahu! usta ben bu işten birşey anlamadım. Adamın ölüm ve doğum tarihlerine göre 100 yıl yaşamış olması gerekirken, sen 5 yıl yaşadı demişsin.”

-Usta “Ben bu adamın vasiyetine göre bu taşı yazdım. Ölen şahıs yüzyıllık ömründe ancak 5 yıl dertsiz yaşadığını sanıyormuş” der.

Bu söz üzerine

-şahıs ustaya hitaben;

“Sen sağ kalırsan, benimde vasiyetimdir. Öldüğümde mezar taşıma şöyle yaz. Falan oğlu, falan doğdu ve öldü.”

Demek ki; bu garibim bu dünyada hiç dertsiz bir gün geçirmemiş.

Gerçek bu ama, biz yine de yaşama sevincini içimizde çoğaltmanın yollarını arayalım ve bu uğurda uğraş verelim.

Kendimizle ve çevremizle barışık olmak içinse özverili ve engin gönüllü olmaya çalışalım.

Unutmayalım ki; “Sevinçler paylaşınca çoğalır, kederler paylaşınca azalır.”

Ve tekrar unutmayalım ki, herşeyin başı sağlıktır; “Sağlığı olanın umudu, umudu olanın da her şeyi vardır.”

Dürüst ve şeffaf bir toplumda; lütufta geride, kahırda önde olan dostlarınızın çok olması dileğiyle kalın sağlıcakla.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.