Avrupalı’nın “Hasta adam” dediği Osmanlı; Trablus ve Balkan Harpleri’nden sonra mecalsiz kalmış, Onu çoktanberi hasta gören leş kargaları “artık ölüyor” hükmüyle cismini paylaşmak, Boğazını sıkıp işini bitirmek için Çanakkale’ye yığılmışlardı. ıngiliz’in, Fransız’ın dünyaca tanınmış zırhlıları, yurtlarından ve sömürgelerinden toplanmış askerleri ile Çanakkale boğazından geçmek istediler, geçemediler. Dev zırhlılar sulara gömüldü.

Kara’dan yol bulup “Marmara”ya geçmek için Gelibolu’ya saldırdılar. Tanınmış komutanlarının, politikacılarının plânları ordularıyla beraber bozuldu. Hezimete uğradılar. Kaçmaktan başka çare bulamadılar.

18 Mart 1915-9 Ocak 1916 günlerinde Tarih, her türlü imkânları bulunan saldırgan devletler ile sadece azimli canı ve imanı kalmış Osmanlı askerlerinin eşsiz savunmasına şahit oluyordu. Çanakkale’yi bütün çabalarına rağmen geçemediler. Bu hezimeti unutamadılar, unutamıyorlar. Çünkü, Çanakkale Boğazı’na karadan ve denizden yığdıkları onbinlerce insanın cesetlerini burada bırakıp gitmek zorunda kaldılar. Yurdunu savunan Mehmetcik’te Onların yolunu keserek; Vatanını, Milletini ve namusunu korurken 250 bin şehit vermiştir. Çanakkale savunması bizim için de unutulmaz bir destandır. Allah’ın izniyle yokluk içerisinde bile, yekpare kalpler ve imanlar, birlikte çarpışarak, çalışarak Milletimizin neler yapabileceğini göstermesi bakımından eşsiz bir örnektir.

Bu destanın 91.yıldönümünde ılimiz Anadolu Teknik Lisesi, Teknik Lise ve Endüstri Meslek Lisesi Müdürlüğünce düzenlenen töreni DSı Konferans Salonunda izlerken duygulu anlar yaşandı. “Çanakkale Destanı” o günlerin unutulmaz icraatları, kahramanlıkları ve fikirleriyle bugünkü neslin gözler önüne serildi, canlandırıldı.

Okul Müdürü Abdülkadir Açar; günün önemini belirten açış konuşmasında hamasi bir hitabet örneği verirken geçmişle ilgili düşüncelerimizi tazeledi. Gençlerimize önemli mesajlar vermiş oldu. Atatürk’ün, ıstiklâl Marşı şairinin o günlerin Çanakkale’si ile özdeşleştiğini anlattı:

Programda yer alan Can vermek için “can atanlar” “Çanakkale şehitlerine” başlıklı şiirler, “Mustafa Kemal ve Çanakkale”, “Çanakkale Savaşı ve Sonuçları” konusundaki konuşmalar, “Çanakkale şehiterini Anarken” Oratoryosu, ve “Kınalı Ali” draması fikir, söz, müzik olarak çok güzel seçilmiş örneklerdi. Program sona erdiğinde Birinci Dünya Savaşı’nın unutulmaz Çanakkale Destanını öğrenmeyen, duygulanmayan, günümüzdeki olaylarla kıyaslamayan, bundan ibret almayan kimse kalmamıştı sanıyorum. O günün şehit ve gazilerine minnet ve şükran duyguları kalpleri sarmıştı.

“Çanakkale” mesajı; yaşlıya, genc’e kadına erkeğe ulaşmış oluyordu. Bunu başaran öğretmen ve öğrencileri kutluyoruz. Bu kültür yaşamalı, yaşatılmalı. Varolsun Endüstri Meslek Liseliler. O günü bize tekrar yaşattıkları için

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.