
Sabri Dişli
12 Ekim 2006
Can Dündar 2004 yılında Harran Üniversitesi’ndeki bir konferansa katılmak üzere gelmişti… 1920’li yıllarda Urfa da yaşamış Marangoz Hacı Halil’i aradığını söyledi ve anlatmaya başladı: Urfalı tüccar Hacı Halil’in Marangoz ortağı Ermeni Krikor Malakyan’dır. Malukyan, 1915’de Urfa da ıdam edilir. Ortağı Urfalı hacı Halil, geriye kalan 7 kişilik Ermeni ailesini evinin çatı katında yedi ay saklar. Bu arada Ermeni ailesinin sekiz aylık bebeği hastalanarak ölür, bebeği evin avlusuna gömerler. Ortalık yatışınca Hacı Halil Ermeni aileyi Suriye’ye kaçırır. Aile l940’lı yıllarda Amerika’ya göç eder. ış adamı Torun Greg, aynı zamanda Amerika’daki Ermeni lobisinin başındadır. Lobinin hazırladığı konferansta konuşmacı olan Ermeni torun der ki; “Ben, anneannemin Türk sevgisi, babamın Türk kızgınlığı arasında büyüdüm. şimdi bir ikilik oldu. Türklere sevgi duyuyorum, Hacı Halil’den dolayı… Soykırımı değil, Hacı Halil’i hatırlayalım diyorum. Ortak bir yolda gerçeği beraber bulalım. Benim ailemi Türkler öldürmedi, kurtardı.” Aynı konferansa konuşmacı olarak katılan Can Dündar sorar: “şimdi marangoz Halil’in ailesini bulursan ne yaparsın?” Greg, “Urfa’ya gider ailenin elini öperim” der… Can Dündar’da: “Marangoz Halil’i bulursak Greg Urfa’ya gelir, ailenin elini öperse konu uluslararası medyada haber olur ve Ermeni meselesine dünyanın bakış açısı değişir. Marangoz tüccar Hacı Halil’i bulma konusunda bana yardımcı olur musun?” dedi… ışin içinde ülke var, Urfa var, Bir de hayranı olduğum Can Dündar var. Durur muyum, hemen işe koyuldum. Marangoz Hacı Halil’in; Ana adı Latife veya Lütfiye, iki eşi var. Suriye’ye mal satan marangoz ve tüccar. Öyküye göre de zamanın çardaklı evinde oturuyor. Elimde bulunan yetersiz bilgi ile şanlıurfa’da bulunan Nacar-Marangoz-Tahta Oymacı kim varsa hepsine başvurdum… Nüfus Müdürlüğü’nde arkadaşım Celal Bucak’ın yardımıyla o yıllarda yaşamış cümle Halil’leri taradım. Dedesi Halil olan yüzlerce insanla görüştüm. Bu arada Ermeni ailelerini kurtaran çok sayıda benzer öyküler duydum. Ne yazık ki; Hacı Halil’in ailesini bulamadım. Konu beni çekmişti; özellikle Urfa’da geçen Ermeni meselesi konulu “Ermeni Yetimhanesi” ve hemşerimiz ırfan Palalı’nın “Tehçir’in çocukları” adlı romanlarla birlikte çok sayıda kitap okudum. Hiç birinde Ermeni Greg Sarkusyan’ın anlattığı, Urfalı Marangoz Halil’i veya Halil’leri anlatan öyküye rastlamadım… Marangoz Halil’i bulamadım, ama şimdi; Greg Sarkusyan kadar erdemli, Hacı Halil’leri görebilecek duyuya sahip, objektifliğini yetirmemiş, öykü ve roman yazacak edebiyat eseri arıyorum. Bulabilir miyim? ****** Ağar geldi, yollar kapandı! Peşin belirteyim bu yazı siyasi değildir. Pazartesi günü DYP Genel başkanı Sayın Ağar kentimize geldi. Yollar kesildi trafik tıkandı… Kentimiz Ulaşımda yeniden yapılanma nedeniyle olağanüstü durum yaşıyor. Bir yol kapanınca ikinci bir alternatifimiz yok; işe, eve hastaneye giden tek yol ana arterlerimiz. Efendim gelmişler… Bana ne ya! Kim gelmişse gelmiş… Yolları kapatmayın lütfen! ******* Adam öldürmek bu kadar basit mi? Hindistan fakiri gibiyiz… Çorba, aş evi yardım kampanyalarından geçilmezken; sokaklar da dilenciden geçilmiyor… Cami fırın ve trafikteki sinyalizasyon lamba önleri dilenci dolu, çoğu çocuk ve kadın… ınsandaki o arlanma hayâ kalkmaya görsün… Yine mahalli televizyonlarda her gece yardım alan insanları tespih boncuğu gibi dizip gösteriyoruz… Bakın bu adamlar yardım alıyor! Yine törenle yardım verip tokalaşarak torba sunuyoruz… Eskiden öylemiydi; çok net hatırlıyorum, okulda yardıma muhtaç öğrenciler tespit edilirken, okul yöneticileri bir istihbarat teşkilâtı edasında çalışır, muhtaç insanlara yardım paketini büyük bir gizlilik içinde sunarlardı… Bazen dükkânımızın önünden yaşlı insanlar geçer, uzaklaştıktan sonra, babam bana para verir; “çabuk bunu amcanın cebine kor” derdi. Adam geriye dönüp paranın kimin verdiğine cebine ne konulduğuna bakmazdı bile… şimdi artık yoksulluk sektörü oluştu… Öyle ki bu yolda insanlar öldürülüyor… Bozova’da meydana gelen olaya bakın: Daha önce hasım oldukları söylenen iki aile, yeşil kart alımı nedeniyle çıkan tartışmayı ailece düelloya dönüştürüyorlar. (Seydi Eyyüpoğ-lu’na yine barış şöleni hazırlamak düşecek) Allah aşkına söyleyin: yeşil karta müracaat eden dar gelirli insanların cebinde silâh ne arar? Devlet onlara “Al sana yeşil kart bu da yanında silah taşıma ruhsatı” demiyordur herhalde… şanlıurfa da her iki kişiden birinde yeşil kart var. Efendim denetim başlamış, iptal ediliyormuş (!) Ne iptali ya! Mahalli gazetelerdeki zayi ilânlarına bir bakın lütfen! Her gün ailece yeşil kart zayi ilanı yayınlanıyor. Ne iş!? Kartlar nasıl bu kadar sık kayıp olur? Olup bitenin sorumlusu kim? Yoksulluğu müesseseleştirenler mi? Hayâ perdesini kaldıranlar mı?