6 Haziran 1990 tarihinde kayb’ettiğimiz şair rahmetli Hulûsi Kılıçaslan; “Urfa’yı tarihte değil, tarihi Urfa’da aramak lâzımdır.” derdi. Bugüne kadar yapılagelen arkeolojik araştırmalar, dünden bugüne söylenegelen efsaneler sanki bu sözün doğruluğunu ıspatlamağa çalışıyorlar.

Almanya’da yayınlanan haftalık “Der Spiegel” dergisi Haziran /2006 nın ilk haftaki nüshasında Hazreti Adem ile Havva’yı kapak konusu yapmış, içerisindeki 11 sayfalık metinde ise başta şanlıurfa/Göbeklitepe olmak üzere Türkiye’nin doğusundaki tarih yönünden biribirine bağlı önemli antik eserlere yer vermiştir.

Der Spiegel’in yazdıklarını bir bakıma özetleyerek okuyucularına ilk sayfada manşetten duyuran Hürriyet Gazetesi ise 4 Haziran 2006 tarihli nüshasında; “Adem’in Cenneti Göbeklitepe’de” başlığı altında verdikten sonra alt yazılarda “Der Spiegel Dergisi Adem ile Havva’nın yasak elmayı yediği için kovulduğu Cennet’in kalıntılarının şanlıurfa Göbeklitepe’de olduğunu yazdı. Göbeklitepe’de sürdürülen arkeolojik kazılarda tarih öncesi yaşam ve uygarlığa geçişle ilgili yerleşik bilgileri alt-üst edecek buluntulara rastlandı..” diyor.

Ayrıca yine Der Spiegel’den naklen; “Hazreti Adem ile Havva’nın burada yaşadığı, Cennetin kalıntılarının burada olduğu, Hazreti Adem’in Cennet ayrılığından sonra burada toprağı işlemeğe başladığı, ilk tarımın burada yapıldığı, medeniyete ve yerleşik düzene ilk adımın burada atıldığı, Karacadağ eteklerinin “Buğday gen merkezi” olduğu vurgulanıyor.”

Konularla ilgili 9 fotograf ve şema ile de takviye edilen yazı Der Spiegel’le birlikte Ülkemizde ve dünyada büyük yankı uyandırmıştır.

Yayınlar, Ülkemiz ve şanlıurfa Turizm’i için çok önemlidir. Eğer kullanılabilirse; “Göbeklitepe’de tarihi eserler yerine tonlarca altın bulundu..” desek yeridir. Bunu büyük ölçüde değerlendirmemiz lâzımdır.

Hazreti ısa’ya ait kutsal mendil, tarihi kefen ve bununla ilgili yazılan eser gibi es geçersek yazık olur. Göbeklitepe, bulunduğu yer itibariyle ve güneşi coğrafyasıyla ve hele halen araştırılmakta olan tapınakları ve arkeolojik tarihiyle Urfa’yı altınla çimdirecek derecede muazzam bir zenginliktir. Yeter ki, biz bu inanç turizm’i zenginliğinden nemalanmasını bilelim.

Yörede çalışan Alman bilim adamlarının da yanımızda olduğu bu Projede biz, işleri hiç geciktirmeden ele almalı, Göbeklitepe’yi güzelliklerle bebekli bebeklitepe haline getirmeliyiz. Burada ulaşımdan, yerleşime kadar her gün bir yenilik doğmalı ve bütün dünyayı celb’edecek şekilde yayılmalıdır.

Urfa’mızın “ınanç turizm”i için birkaç defadır bize doğru çok nefis rüzgârlar esiyor. Değirmeni döndürmek için hep iyi niyet gösterdik ama icraatımız yeterli olamadı. Dönemin Vali ve Belediye Başkanlarının gücü bu rüzgârları kanalize etmeğe yetmedi. Çünkü, yalnız yörenin değil Türkiye’yi yönetenlerin de bize yardımcı olmaları gerekiyordu.

Göbeklitepe’de bulunanlar ve yapılan yayınlar elbetteki Sayın Valimiz Yusuf Yavaşcan ile Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba’yı da hepimiz gibi heyecanlandırıyor. Bu heyecanla güzel şeyler yapacaklarına inanıyoruz. Ancak, kâfi gelmeyecek. Bu konuya başta Turizm Bakanlığı olmak üzere Başbakanlık, Hükûmet bütünüyle eğilmeli, bütün Türkiye turizmi yapılanlardan istifade etmelidir. Urfa’nın maddi ve manevi varlıkları her bakımdan yapılanları tez zamanda geri döndürecek, Devlet Bütçesine yeniden kazandıracak niteliktedir. Ecnebiler bunu çoktan görüyor. Biz de görmeğe başlayalım lütfen.. Olmaz mı?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.