Sevgili okurlarım,

Urfa’da doğup büyümüş, Urfa’da yaşayan sizlere küçük bir iki soru sormak istiyorum:

Beki Yıldız Caddesini bilir misiniz?

Ya Bekir Coşkun Bulvarını?

Peki, Suud Kemal Yetkin Mahallesini?

Yılmaz Kayral sokağını?

Bilemediniz, bilemezsiniz…

Çünkü bu şehrin sokak, mahalle, cadde isimlerini koyanlar, bu isimlerden hem nefret eder, hem de feci şekilde korkar!

Onları varı yoğu hafız,

Onların adam diye bildiği hoca,

Onların azıcık da nemalandıkları isimler müzisyenlerdir. Müzisyenlerdir diyorum ama bu kafa Mahmut Coşkunses sokak tabelasını bile söküp, yerine numara koymuş bir kafadır.

Neden. Biliyor musunuz?

Onlar, bu memleketin ufkunu açan, yazan, çizen, aydınlatan, fikir ve yazılarıyla ülke sınırlarını aşan isimlerden feci biçimde ürkerler.

Onlarla ilgili etkinliklerde bulunmaktan zinhar kaçınırlar,

Adlarını anmaktan bile hazer ederler…

Çünkü bunlar, bu yüksek şahsiyetlerin karşısında kendilerini birer böcek mesabesinde görürler.

Dillendirmeseler de bu, böyledir.

Yoksa binlercesi birer numara ile tanımlanıp adres bilgilerinde yer alan bu sokakların, caddelerin, bulvarların, mahallelerin bu yüksek şahsiyetlerin isimleriyle anılmasında onların ne gibi zararı olabilir?

Evet, ne gibi zararları olabilir diye soruyor ve cevabını da hemen veriyorum:

Bu kafalar, bu yüksek şahsiyetlerin isimlerinden bile korkarlar.

Olur da genç nesil merak edip, kim bu insanlar diye araştırmaya kalkarsa;

Bu şahsiyetlerin sadece yaşadıkları dönemleri değil, kendilerinden sonrasına bile ışık tutan birer meşale olduklarını anlarlarsa…

Peki, bunun kabahatini sadece kafalarda aramak adaletli midir?

Elbette hayır!

Bu memleketin okumuş-yazmış insanlarının konudan haberi bile olmamıştır.

Bir talebi olmamıştır,

Hiç kimsenin hakkına girmek istemem ama bu konuyu yazan, çizen, dile getiren, kamuoyu oluşturan kimseye rastladığımı da hatırlamıyorum.

Buradan belediye başkanına ve bu işlerle ilgili zevata seslenmek istiyorum:

Bu memleketin değerleri (Sizin gibi düşünmüyor, inanmıyor olsalar bile) bu kadarcık bir hatırşinaslığı hak ediyor.

Daha da önemlisi, bir memleketi aydınlatan, ışık veren, fikir üreten, yol gösteren aydınlarının, yazarlarının, bilim adamlarının, kanaat önderlerinin isimlerinin yaşatılması o memlekete hizmet iddiasında olanların asli ve biricik görevidir.

Size düşen bu hakkı teslim etmek, bu görevi yerine getirmektir.

Yoksa

Siz gidince tabelalar elbette değişecektir; bilinen hiçbir vasfı olmayan insanların adını verdiğiniz sokak, mahalle tabelaları birer birer sökülüp, olması gereken yara atılacaktır.

Yerlerine de doğru isimler yazılacaktır.

Buna şüpheniz olmasın.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.