Dost sohbetinin dem tuttuğu ortamlarda iç burkan onlarca öğrenci hikâyesi dinlemişsinizdir:  

“Bayat makarnayı, ekmeği,  suda ıslatarak yiyenler”

“Parasızlıktan okul yolunu kilometrelerce yaya katedenler.”

“Porsiyonu cimri kantin yemeğini, iki-üç arkadaşıyla paylaşanlar”

Gaziantep, öğrencilere burs sağlamak amacıyla ana caddelere ücretli park sistemi kurmuş. Elde ettiği gelirle “üç bin” öğrenciye burs sağlamış.  Sistemi gören Hizmet Gazetesi Yazı ışleri Müdürü Ebru (Okutan) Akalın “Neden benim memleketimde olmasın?” demiş ve almış eline kalemi “Hayalmetre” başlıklı bir makale döşemiş:

“Parkometre ile gençlerin hayalleri ölçülse Urfa sokaklarında. Sonra bir kaftan biçilse çıkan değerle. Kaftanın adı, hayalindeki meslek olsa üniversite kapısına dayanmış Urfalı gençlere. Parkometre ile gençlerin hayalleri ölçülse Urfa sokaklarında. Sonra bir kaftan biçilse çıkan değerle. Kaftanın adı, hayalindeki meslek olsa üniversite kapısına dayanmış Urfalı gençlere. Urfa Belediyesi hem bir ananın kundaktaki bebeğini sallarken beslediği umutları yeşertse hem de burs talebiyle gelen öğrenciye düşlerini verse. Parkometrelerden elde ettiği gelirden sağlasa bursu. Dakikalarımız umudu taşısa yarınlarımıza. Parkometreler hayalmetre gibi çalışsa Urfa’da.

Bu paragraflarda yazan tüm dilekler, çok uzakta değil yanı başımızdaki komşumuz Gaziantep’te gerçekleştiriliyor. Antep Belediyesi, caddelerinde hem trafik sorununu çözmüş, hem de 3000 öğrencisine burs sağlamış bu uygulamayla.        

Sistem o kadar umutlandırdı ki beni “Neden Urfa’da olmasın?” diye sordum kendi kendime. Her gün özellikle bankalar, kuyumcular ve tıp merkezlerinin önünde oluşan araç kuyrukları sorunu daha ne kadar güzel bir yöntemle çözülebilirdi ki. Hiç kimsenin itiraz edemeyeceği bu uygulamayı Urfa’da da görmeyi arzu etmek çok büyük bir beklenti miydi? Bunun öyle olup olmadığını anlamak için yazıp beklemekten başka çarem yok sanırım.         

şimdi ben eğitime hâlihazırdaki destekleriyle önem veren Sayın Belediye Başkanımız Dr.Ahmet Eşref Fakıbaba ve kimsesiz çocukların babası Emniyet Müdürümüz Sayın Kutlay Çelik’e naçizane bir teklifte bulunuyorum. Lütfen el ele verip bir an önce hayalimdeki bu parkometreyi gerçekleştirin. Böylece siz de öğrencilerin hayallerini süsleyen perilerden olun”

20.3.2008 tarihinde kaleme alınan çağrıya olumlu-olumsuz yanıt gelmedi.

Belediyemiz 350 Üniversiteli öğrenciye burs, 500 yoksul öğrencinin de dershaneye gitmesini sağlıyor. Parkometre yöntemiyle sayıyı neden 2850’ye çıkarmayalım?

Bazen e-mektupla burs talebi alıyorum… Düşünün ki, talep bana kadar düşmüş…

Bursla ilgili “Velim Olur musun?”  Projesinden esinlenerek, şanlıurfa Vakfı’na “URFALI BURSLU ÜNıVERSıTELıNı SEÇ” başlıklı bir proje üretilmesini önerdim,  ıstedim ki; bu projeyi tabelâsında, şanlıurfa yazan Vakfımız üstlensin, sahiplensin. Olmadı…  Her iki projeleri uygulamaya geçirmek için halen umut var. En azından ben kendi önerime işlerlik kazandırmak için elimden gelen gayreti göstereceğim.  

Önemli olan tabelâsında Urfa yazan  sivil bir kuruluş eliyle burs sağlamak… Üniversiteliyi, sadakat vefa erdemleriyle memleketine bağlarsak ne ala… Bağlamazsak! Bugün olan olur işte: ihraç beyinler… Az sayıda etkin bürokrat… Belli misyonlara teslim olmuş,  burs-kurs evlerinde yetiştirilmiş devşirme,  kapıkulları…

Sonra da uçup giden projeler, yatırımlar… 

El-eli yunar, el döner yüzü yunar…

Kuru kuruya memleket sevdası olmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.