Gelecek elli yılın en önemli üç sorunu nedir diye sorulsa, vereceğimiz ilk üç cevaptan biri çevre kirliliği olsa gerek!

Uzmanlar yıllardır bağırarak uyarıyor! Dünya elden gidiyor diye…

Gerçekten de mevsimlerde bazı değişikler hissedilmeye başlandı. Ozon tabakasının delinmesi, dünyanın ısınması, buzulların erimesi, denizlerin kabarması, şiddetli fırtınaların çıkması ve daha bir çok gelişmeden bahsediliyor!..

Değinmek istediğimiz konu çevre kirliliğinin farklı bir versiyonu:

Gürültü kirliliği!..

Buna bir de görüntü kirliliğini eklemek istiyorum.

Abide kavşağında arabayla kırmızı ışıkta beklerken inanın ki tüm şoförlerin eli kornanın üstünde… Sarı ışık yanar yanmaz sanki arkada kıyamet kopuyor! Hep birden kornalara asılıyoruz! Sarı ışığın yandığını nedense hep arkadakiler daha önce görüyor! Atatürk Bulvarı’ndan Balıklı Göle kadar gittiğinizde araba seslerinden insanın başı dönüyor!

Kırmızı ışıkta önümüzdekinin elini ayağını birbirine dolaştırıyoruz! “Düt!”

Paniğe kapılıp arabayı istop ettiren sürücünün bayan olduğunu görünce bir daha “düüt!”

Yoldan geçen arkadaşımıza selam veriyoruz! “Düüt!”

Karşıdan karşıya geçen yayanın koşarak geçmesi için! “Düüüt”

Beşinci katta ev oturmasına giden hanımının aşağı inmesi için! “Düüüüt!”

Bizi sollayan birine küfür niyetine! “Düüüüüt!”

Düğünlerde tur atıyoruz! “Düüüüüütt!”

Maç sonunda galibiyetimizi kutluyoruz! “Düüüüüütt!”

Pazara gidiyorsun aynı gürültü! Komşum gece saat birde bahçesindeki asma için yerlere bir şeyler çakıyor! “küüüt,küüüt!”

Hayatımız “paat küüt gürültü!

Acaba birbirimizi anlayamıyor muyuz!? Yoksa stres mi atıyoruz!?

Gürültü kirliliği ile ilgili düzenlemeler ülkemizde de var ama pek kulak asmıyoruz galiba. Yasalarımız çoğu kez kağıt üstünde kalıyor…

Kendimizi hep batı ile kıyaslamak zoruma gidiyor! Avrupa’da bu tür işlerin takipçisi güvenlik güçleri değil toplumun kendisidir. Öyle köşe bucakta, kavşakta polis göremezsiniz. Ama korna çaldığınız veya çevreyi rahatsız edecek bir gürültüye yol açtığınız zaman bunun karşılığı olan cezayı ödersiniz! O anda, önünde arkanda olan herkes birer kanun koruyucusu olur…

Gürültünün yanında bir de  görüntü kirliliği var!…

Bir şehrin caddeleri, sokakları, binaları, parkları, kaldırımları estetik olmalı…Çevreye gönül vermiş biri olarak, şanlıurfa Belediyesinin son yıllardaki çalışmalarını kutluyorum! Olumlu çalışmalar yapılıyor…Ama düzeltilmesi zor görüntüler var Urfa’da.

Görüntü kirliliğinin en büyük sebebi şüphesiz ilkel bir şekilde hazırlanan imar planı ve bu planda gerekli düzeltmelerin yapılmamış olması…ımar Planı gökten zembille inmedi herhalde.

Biri bir kuyuya bir taş atmış olabilir ama sonra gelenler neden aynı kuyuya taş atmaya devam etmiş hayret doğrusu!

Evlerin balkonları birbirine o kadar yakın ki insanın ruhu sıkılıyor!

Herhalde güneşten korunmak için değildir!

Ya o elektrik telleri? Başımızın üç metre üstünden geçiyor! Bazı direklere o kadar çok hat bağlanmış ki direğin çevresi örümcek ağı gibi! Teller balkonları sıyırarak geçiyor!

Bir de yolların sürekli kazılması var! Bir taraftan asfalt yapılırken bir taraftan unutulan bir hattın çekilmesi için yerler kazılıyor! Sonra üstüne rastgele bir yama. Yamasız sokak ve caddemiz var mı merak ediyorum…

Hele Eski Urfa’da tarihi mekanların kalbinde türeyen otoparklar tam bir yenilgi! Bir hezimet! Otoparklar da lazım! Ama öyle önüne gelen, önündeki boş alanı veya tarihi mekanı gri briketle çevirip üzerine kırmızı boya ile ‘otopark’ yazamaz ki! (Bu konuda şanlıurfa Vakfında bir sunumla kamuoyunun dikkatini bu yöne çekmeye çalışan Uğur Beyazgül’ü duyarlılığından dolayı kutluyor, teşekkür ediyorum.)

 Zannetmeyin ki bunlar sadece şanlıurfa’ya özgü şeyler! Gürültü ve görüntü kirliliği Ülkemizin bir sorunu!

Bir toplumda yaşadığımıza göre gürültü yapma özgürlüğümüzü gözden geçirmemiz gerekiyor!

Gelin korna çalmayalım ve çalanları uyaralım! ınanın bu sağlığımıza ilaç gibi gelecektir!..

Gelin Eski Urfa’yı doğal haliyle koruyalım, yeni Urfa’yı da yaşanılabilir modern bir kent yapmak için çaba harcayalım.

Çaba harcayalım ki yarın çocuklarımız ve torunlarımızın yüzüne bakabilelim. Onlara  “ bu mu bize bıraktığınız Urfa” dedirtmeyelim..!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.