
İbrahim Halil Okuyan
27 Mart 2009
İş adamının işleri bozulmuştu. Ne yaptıysa olmuyordu. Bir zamanlar çok başarılı bir insan olmasına rağmen şimdi büyük olan sadece borçlarıydı.
Bir taraftan kredi verenler onu sıkıştırırken, diğer taraftan da bir sürü insan ödeme bekliyordu. Çok bunalmıştı ve hiçbir çıkış yolu bulamıyordu
Nefes almak için parka gitti. Bir banka oturdu, başını ellerinin arasına aldı ve bu durumdan nasıl kurtulacağını düşünmeye başladı.
Tam bu sırada birden, önünde yaşlı bir adam durdu. ‘Çok üzgün görünüyorsun. Seni rahatsız eden bir şey olduğu belli… Benimle Paylaşmak ister misin?’ diye sordu.
Yaşlı adam. İşadamının yakınmalarını dinledikten sonra da, ‘Sana yardım edebilirim’ dedi. Çek defterini çıkardı. İşadamının adını sordu ve ona bir çek yazdı. Çeki ona verirken de şöyle dedi: ‘Bu para senin. Bir yıl sonra seninle burada buluştuğumuzda bana olan borcunu ödersin. Hadi al’ dedi. Ve yaşlı adam geldiği gibi hızla gözden kayboldu. İşadamı elindeki çeke baktı.
Çekte 500 bin dolar yazıyordu ve imza ise John Rockefeller’e aitti, yani o gün için dünyanın en zengin adamına. ‘Tüm borçlarımı hemen ödeyebilirim’ diye düşündü. John Rockefeller’e ait bu çekle her şeyi çözebilirdi.
Ama çeki bozdurmaktan vazgeçti. Bu değerli çeki kasasına koydu. Onun kasasında olduğunu bilmenin güveniyle yepyeni bir iyimserlikle işine tekrar dört elle sarıldı. Büyük küçük demeden tüm işleri değerlendirmeye başladı. Ödeme planlarını yeniden yapılandırdı. İyi yapılan işler yeni işleri doğurdu. Birkaç ay sonra tekrar işlerini yoluna koyabilmişti. Takip eden aylarda ise borçlarından tümüyle kurtulup hatta para kazanmaya başlamıştı.
Tüm bir yıl boyunca çalıştı durdu. Tam bir yıl sonra, elinde bozulmamış çek ile parka gitti. Kararlaştırılmış saatin gelmesini bekledi. Tam zamanında yaşlı adamın hızla ona doğru geldiğini gördü.
Tam ona çekini geri verip başarı öyküsünü paylaşacakken bir hemşire koşarak geldi ve adamı yakaladı. Hemşire ‘Onu bulduğuma çok sevindim, umarım sizi rahatsız etmemiştir’ dedi. ‘Çünkü bu bey sürekli olarak huzur evinden kaçıp, bu parka geliyor. Herkese kendisinin John Rockefeller olduğunu söylüyor’ diye ekledi. Hemşire adamın koluna girip onunla birlikte uzaklaştı.
İşadamı şaşkın bir şekilde öylece durdu kaldı. Sanki donmuştu. Tüm yıl boyunca arkasında yarım milyon dolar olduğuna inanarak işler almış, yapmış ve satmıştı.
Birden, hayatının akışının değiştiren şeyin para olmadığını fark etti.
Hayatını değiştirenin yeniden kendinde bulduğu kendine güven ve inançtı. Başarının sırrı, kasamızda duran değil, kendi kalbimizde ve kafamızda olanlardır. Başka yerde aramaya gerek yok.
Buradan Şanlıurfa halkı olarak çıkaracağımız ders şu olmalıdır:
Başarılı olmamız için kendimize güvenecek, Demokrasiyi yakaladığımız (bunu da 29.Martta “ Kendi Belediye Başkanımı Kendim Seçmek İstiyorum” düşüncesi ile başlatabiliriz) zaman Şanlıurfa’nın sorunlarının tek tek çözüleceğine inanacak ve de COK CALIŞACAGIZ.
Bana göre büyük düşünmek budur.
Yazımızın sonunda Şanlıurfa Belediye Başkanının adaylık durumunu irdelemek istiyorum.
Sayın Fakıbaba ne yapmıştır? Son beş yıl gece gündüz çalıştığı göreve devam etme imkânı verilmeyince, hizmetine devam etme yolları aramıştır, çünkü ;” hayat, kaptanın, karşılaştığı güçlüklerle değil gemiyi limana getirip getirmediğiyle bakar”. O bir kaptan olarak, halkın verdiği rüzgârla, destekle gemisini yürütme yolunu seçmiştir.
Bu hep böyledir ; “su daima yolunu bulur”.
Yukarıda hakka, aşağıda halkına güvenmektedir.
Unutmayalım hepimiz bu gemideyiz, rüzgâr olmasa da gerekirse hep beraber kürek çekecek, kardeşce, insanca yaşayacağımız, aydınlık geleceğe gideceğiz, hep beraber.
Fakıbaba nın Şanlıurfa sevdasını bir öyküyle anlatabilirim:
Mum ateşe gönül vermiş, ateş mumu eritip tüketse de, razıymış çünkü “SEVİYORMUŞ”.Bu sevgiye hayatını adayan mumun tek korkusu ise eriyip gittiğinde ateşin sönmesiymiş.
Bu duygu ile adaylıktan vazgeçememiştir.
İnanıyorum ki bu ateş hep yanacak çünkü bunu sağlayacak mum her zaman çıkacaktır halkımızın içinden.
Şanlıurfa da yakılan bu demokrasi meşalesinin bütün yurdumuza yayılması dileğiyle, hayırlı bir secim sonucu dilerim.