
Mehmet Göncü
28 Eylül 2006
Gün geçmez ki, Dünyanın birçok bölgesindeki bazı ülkeler, ermeni diasporasının oluşturduğu lobilerin kışkırtması ile, sözde ermeni soykırım tasarılarını parlamentolarına sunarlar ve kanunla tarih yazmak gibi bir yanlışın içine düşerler. Geçenlerde Avrupa parlamentosu da tavsiye niteliğinde de olsa, bu tür bir kararı kabul ederek, tarih bilmez bir duruma düştüler. Ben şahsen Türk ulusunun bir ferdi olarak, bu tür akla, mantığa, tarihe ve hakikata aykırı olan kararlarla, atalarımın suçlanmasını kabul etmiyor ve doğrusu da çok üzülüyorum. Gerçi; devletimizin tüm ilgilileri bu tür saçma ve sözde iddialara gereken cevabı veriyorlar ama, Ermeni diasporasının oluşturduğu lobiler bir türlü bu sözde iddialarından vazgeçmiyorlar. Bu konuda en az on kitap yüzlerce makale okumuş ve o günleri yaşamış yüzlerce insanla konuşmuş biriyim. Son olarakta Ord. Prof. Dr. Yusuf Hikmet Bayur’un bu konudaki Cumhuriyet Gazetesi armağanı olan iki kitabını da defalarca okudum. Sayın Bayur, birçok yerli ve yabancı kaynaklardan elde etmiş olduğu ve belgelere dayanan gerçek tarihi bilgileri çok güzel bir şekilde açıklamıştır. Kendisine minnet ve şükranlarımı arz ederim. Özetle; Bu konuyu kare kare değil de, bir bütün olarak ele alıp incelediğimizde, gerçekten mağdur olan ve kıyıma uğrayan tarafın müslüman Türk ahalisi olduğu anlaşılacaktır. Keza; Sayın Başbakanımız ve Dışişleri Bakanımız açıklıyor ve dünyaya sesleniyorlar. Bilim adamlarına,tarihçilere, “gelin inceleyin arşivlerimiz açık” diyorlar. Onlar gelmiyorlar. Gelseler gerçekleri öğrenecekler. Bu nedenle, içimde bir kuşku var. Acaba bunlar gerçekleri öğrenmek mi istemiyorlar? Gerçi; 1918-1920 tarihleri arasında bir kez geldiler. Olayları sıcağı sıcağına incelediler ve sözde iddianın gerçek olmadığını anlayıp, çekip gittiler ve ilan ettiler. Bana göre; bunlar iyi niyetli değiller. Aradan 91 yıl geçmiş bitmeyen bir kinle sözde iddialarını durmadan tekrarlayıp duruyorlar. Doğrusu aciz olduk. Gelin arşivlerimiz açık, inceleyin. Ayrıca olayların bir tarafı olan Rusya’nın da o tarihleri kapsayan devlet arşivlerinin de açılmasını sağlayın. Sizlere sesleniyorum! Sözde soykırım kararlarını alan parlamenterler. Parlementolarınız bir kere de o tarihleri kapsayan Çarlık Rusya arşivlerinin ve 1917’den 1920’ye kadar olan belgelerin dünyaya açıklanmasını sağlayacak veya incelemeye hazır olduğunu belirleyen kararlar alınız. Göreceksiniz ki, böyle bir sözde iddianın gerçeklikle bir alakası yok. Bu coğrafyada en az bin yıldır, müslüman Türk ahaliyle kardeş gibi yaşayan ermenilerin bazılarını o tarihte şahsi çıkarlarınız için kışkırtıp, Osmanlı devletine isyan ettirdiniz. Bugün de tarih sayfalarında kalmış 91 yıllık bir olayı sözde iddialarla gündeme getirip, dünya kamuoyu önüne koymanın kime ne faydası var. Avrupa Birliğine girmemizle sözde Ermeni soykırım iddiasının kabul edilmesi arasında ne gibi bir akla ve mantığı uygun bir bağlantı olabilir? şaşırmamak elde değil. Size tavsiyem, tarihi okuyun ve bilim adamlarından öğrenin ve de hiç heveslenmeyin. Bizim birlik ve beraberliğimizi asla bozamazsınız. Dün olduğu gibi bugün de güzel ülkemizde eşit, özgür ve birlikte kardeşçe yaşamanın mutluluğu içinde olan 73 milyon yurttaşız. Temel ve şaşmaz düşüncemizde ulu önderimiz Atatürk’ün dediği gibi, “Yurtta sulh, cihanda sulh”tur.