
İbrahim Halil Okuyan
28 Temmuz 2011
Mutluluk zor kavram; Aynı Zamanda Çok Değişken… Yeryüzünde soluk alıp veren insan sayısınca tarifi var. Kes yapıştır yapılamaz bu yüzden, birinin mutluluğu diğerine iliştirilemez. Bu başkaları Küçük Sevinçler icat ediyorsa hele, Sizin gözden kaçırdığınız güzelliklere dikkat çekiyorsa daha da iyidir. İleri derecede hasta iki adam aynı hastane odasındaydılar. Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı. Diğer hasta ise hep “Sırtüstü Yatmak” zorundaydı. Eşlerini, Ailelerini, Evlerini, İşlerini, Askerlik anılarını, Tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı birbirlerine. Dışarıdaki renkli ve hareketli dünyayı dinlemek için. Pencere, içinde çok güzel bir Göl olan parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar Model Botlarını suda yüzdürüyorlardı. Genç âşıklar, gökkuşağının tüm renklerindeki çiçeklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı. Ulu ağaçlar etrafı süslüyor, Uzaktan şehrin silueti görünebiliyordu. Ve bu muhteşem manzarayı hayalinde canlandırırdı. Diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle. Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, Diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının mümkün olup olamayacağını sordu. Hemşire memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanın rahat olduğundan emin olduktan sonra onu yalnız bıraktı. Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen harika şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin ne olabileceğini sordu. Diğer insanları Mutlu etmek çok büyük Mutluluk getirir, Kendi durumunuz ne olursa olsun. Sahip olduğunuz ve Paranın satın alamayacağı her şeyi paylaşın. BUGÜN BİZE BİR HEDİYEDİR. Pencere Kenarında Hep Böyle Dostlarınız Olması Dileğiyle. Saygılarımla. İbrahim Halil Okuyan İnşaat Yüksek Mühendisi 27.Temmuz.2011 Mersin
Yine de başkalarının Mutluluğuna bakmak iyidir,
Adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu, “Ciğerlerindeki Suyun Süzülmesi” için.
Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur,
Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak geçiriyordu.
Diğer hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı,
Pencere kenarındaki adam bunları muhteşem bir detayla anlatırken, odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar
Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanındaki adam geçmekte olan bir şenlik alayını tarif etti.
Günler ve haftalar geçti.
Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü Hemşire pencere kenarında yatan hastanın cansız bedeniyle karşılaştı. Uykusunda, Huzur içinde ölmüştü.
Hüzünlendi, hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı.
Yavaşça, duyduğu acıya aldırmadan, bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üzere yatağından doğruldu adam.
Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yaşayabilecekti. Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini.
Pencere, Boş bir Duvara bakıyordu.
Hemşirenin cevabı, Ölen adamın Kör olduğu ve Pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi.
“Sanırım Seni Cesaretlendirmek İstedi” dedi.
Epilog (Son Söz):
Paylaşılan dertler yarısı kadar üzüntü verir, Paylaşılan mutluluklar ise iki katı artar.
Kendinizi Zengin hissetmek istiyorsanız,